<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ekonomi Haberleri &#187; GÜNDEM</title>
	<atom:link href="http://www.istenhaber.com/gundem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.istenhaber.com</link>
	<description>İş Dünyasından Haberiniz Olsun</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 14:06:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Sapphire’de hüsran</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/sapphire%e2%80%99de-husran/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sapphire%25e2%2580%2599de-husran</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/sapphire%e2%80%99de-husran/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 14:06:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[GAYRİMENKUL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=67092</guid>
		<description><![CDATA[Kiler GYO’nun Levent’te başladığı, 261 metre anten yüksekliği ile Türkiye ve Avrupa’nın en yüksek binası olan Sapphire’in yüzü bu yıl yenileniyor. 130 mağazalık çarşı bölümü Mart 2011’de açılan ancak mağaza cirolarının hedeflerin gerisinde seyrettiği belirtilen merkezde ‘sinema, spor, eğlence ve çocuk oyun alanları’ eksikliğini gidermeyi planladıklarını söyleyen Kiler Holding Başkanı Nahit Kiler, “Kiralarda da Haziran’a [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-67093" src="http://www.istenhaber.com/media/sapphire.jpg" alt="sapphire  Sapphire’de hüsran" width="490" height="308" title=" Sapphire’de hüsran" /></p>
<p><strong>Kiler GYO’nun Levent’te başladığı, 261 metre anten yüksekliği ile Türkiye ve Avrupa’nın en yüksek binası olan Sapphire’in yüzü bu yıl yenileniyor. 130 mağazalık çarşı bölümü Mart 2011’de açılan ancak mağaza cirolarının hedeflerin gerisinde seyrettiği belirtilen merkezde ‘sinema, spor, eğlence ve çocuk oyun alanları’ eksikliğini gidermeyi planladıklarını söyleyen Kiler Holding Başkanı Nahit Kiler, “Kiralarda da Haziran’a kadar yüzde 50 indirime gideceğiz” dedi.</strong></p>
<p>Kiler GYO’nun Levent’te başladığı, 261 metre anten yüksekliği ile Türkiye ve Avrupa’nın en yüksek binası olan ve İstanbul’u 360 derece gören Seyir Terası’yla turizme hizmet veren Sapphire projesinin 130 mağazalık çarşı bölümü Mart ayında kapılarını açtı ancak dükkanlar ciroda beklentilerini yakalayamadı.</p>
<p>46 bin metrekare alana yayılan ve 30 bin kiralanabilir alana sahip Sapphire Çarşı’da 2011 yılının son iki ayı içerisinde T-Box ve Austeen Reed gibi bazı mağazalar ile Jador Pastanesi, yiyecek içecek katında manav ve Tantuni’nin aralarında olduğu bazı dükkanların yeterli ciroyu yakalamadığı için kapandığı gözlenirken, Mango, DNR, Batik ve aksesuar markası Tresera gibi mağazaların yetkilileri, hedefledikleri ciroların en az yüzde 30, en çok yüzde 50 gerisinde olduklarını kaydetmişti. Bunun nedenini alışveriş merkezinin henüz tüketiciler tarafından tam olarak tanınmaması ve AVM’de sinema başta olmak üzere eğlence, çocuk oyun ve spor alanlarının bulunmaması olduğunu vurgulayan kiracıların sesine Kiler Holding kulak verdi.</p>
<p>Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Nahit Kiler, mağaza sahipleriyle Aralık ayında toplantı yaptıklarını, Saphhire’i yenileyecek birtakım çalışmalar içinde olduklarını açıkladı. Kiralama ve yönetim danışmanlığı için Jones Lang La Salle ile artık çalışmadıklarını, bunun için kendi bünyelerinde bir yönetim ekibi kurduklarını kaydeden Kiler, “Yeni dönemde tanıtıma ağırlık vereceğiz. Sinema, sosyal aktiviteler, çocuk oyun alanları gibi farklı faaliyetlerin de Saphhire’de olacağı özel bir sistem üzerinde çalışmaya başladık. Yeni kiracılarımız da olabilir. Çalışmalarımız 1 ay içinde netleşir” diye konuştu.</p>
<p>Günde 3 bin kişi terasta</p>
<p>Nahit Kiler, metrekare kiralarının ortalama 33 euro civarında seyrettiği merkezde Haziran ayına kadar kiralarda yüzde 50 indirim yapma kararı aldıklarını da açıkladı.</p>
<p>Günde 3 bin olmak üzere ayda 30 bin kişinin seyir terasına çıktığını kaydeden Kiler, bu rakamı artırmak için farklı tur operatörleriyle görüştüklerini kaydetti. Kiler, giriş ve çıkışları düzenleyerek seyir terasına çıkan yabancı müşterilerin alışveriş merkezinde daha çok vakit geçirmesine destek olabilecek fikirler üzerinde de çalışabileceklerini ifade etti.</p>
<p>3 projeye başlıyoruz</p>
<p>Beylikdüzü’nde 11 bin metrekarelik arazi üzerinde inşa edilen 216 konutluk Çınar Evleri projesine bu yıl başlayacaklarını söyleyen Nahit Kiler, aynı bölgede 1.500 konutluk ikinci bir projeleri daha olduğunu kaydetti. Bu yıl toplam 3 yeni projeyi gündemlerine alacaklarını ifade eden Kiler, şöyle devam etti: “Başakşehir’de de konut inşa edeceğiz. Halk GYO’nun Bakırköy Veliefendi’deki 13 dönümlük arsasında ise hasılat paylaşımı bir proje gerçekleştirmek için anlaştık. Burada da konut ve ticari alanlardan oluşan bir projeye başlayacağız.” Nihal Yuvacan/VAtan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/sapphire%e2%80%99de-husran/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çek kanunundan,satırbaşları</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/cek-kanunundansatirbaslari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=cek-kanunundansatirbaslari</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/cek-kanunundansatirbaslari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 13:24:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=67088</guid>
		<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, karşılıksız çek suçlarında yeni düzenlemeler öngören 6273 sayılı Çek Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’u onayladı. Kanuna göre, karşılıksız çekte hapis cezası kalkarken, çeki karşılıksız çıkanlar, alacaklının şikayet etmesi halinde 10 yıllık çek yazma yasağıyla karşılaşacak. Kanunla, yasaklılık durumuna ilişkin kayıtlar Merkez Bankası’nda tutulacak. Çek muhatapları, Merkez Bankası’ndan çek sahiplerinin güvenilirlik karnesini görebilecek. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-67089" src="http://www.istenhaber.com/media/12785.jpg" alt="12785 Çek kanunundan,satırbaşları" width="475" height="285" title="Çek kanunundan,satırbaşları" /></p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, karşılıksız çek suçlarında yeni düzenlemeler öngören 6273 sayılı Çek Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’u onayladı.</strong></p>
<p>Kanuna göre, karşılıksız çekte hapis cezası kalkarken, çeki karşılıksız çıkanlar, alacaklının şikayet etmesi halinde 10 yıllık çek yazma yasağıyla karşılaşacak. Kanunla, yasaklılık durumuna ilişkin kayıtlar Merkez Bankası’nda tutulacak. Çek muhatapları, Merkez Bankası’ndan çek sahiplerinin güvenilirlik karnesini görebilecek.</p>
<p>Çek defterinin her yaprağına, basıldığı tarih yazılacak. Kanunla, bankaların karşılıksız çek keşide edilmesindeki sorumluluğu da artırıldı. Bununla birlikte çekin, baskı tarihinden itibaren 5 yıl içinde ibraz edilmemesi halinde bankanın sorumluluğu kalkacak.</p>
<p>Bankalar, kanun yürürlüğe girdikten sonra 1 ay içinde yeni çek defterleri bastıracak. Eski çeklerin hukuki geçerliliği sürecek.</p>
<p><strong>RESMİ GAZETEDE YAYINLANDI</strong></p>
<p>6273 sayılı Çek Kanunu&#8217;nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete&#8217;nin mükerrer sayısında yayımlanarak, yürürlüğe girdi.</p>
<p>Kanuna göre, hakkında işlem yapılan kişiye uygulanan adli nitelikteki yaptırım, idari nitelikte bir yaptırıma dönüştürüldüğünden, daha önce Adli Sicilde tutulan yasaklılık durumuna ilişkin kayıtlar, Merkez Bankasında tutulacak.</p>
<p>Çek defterinin her bir yaprağına, çekin basıldığı tarih de yazılacak.</p>
<p><strong>Bankaların sorumluluğu artacak</strong></p>
<p>Kanunla, bankaların karşılıksız çek keşide edilmesindeki sorumluluğu artırılıyor.</p>
<p>Buna göre, banka ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen her çek yaprağı için karşılığının hiç bulunmaması halinde, çek bedeli bin TL veya üzerinde ise bin TL, çek bedeli bin TL&#8217;nin altında ise çek bedelini ödeyecek. Karşılığının kısmen bulunması halinde de çek bedeli bin TL veya altında ise kısmi karşılığı bin TL&#8217;ye tamamlayacak, çek bedeli bin TL&#8217;nin üzerinde ise kısmi karşılığa ilave olarak bin TL&#8217;yi ödeyecek.</p>
<p><strong>Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren 5 yıl içinde ibraz edilmemesi halinde, muhatap bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erecek.</strong></p>
<p>Kanuni ibraz süresi içinde, karşılıksız çek veren kişi hakkında uygulanan adli nitelikteki yaptırım, idari nitelikte bir yaptırıma dönüştürülecek. Buna göre, karşılıksız çek veren kişi hakkında her çekle ilgili olarak daha önce 1500 güne kadar adli para cezası verilirken, yapılan değişiklikle, savcı tarafından her çekle ilgili olarak çek düzenleme ve açma yasağı kararı verilecek.</p>
<p>Karşılıksız çekin keşide edilmesi halinde, hamilin 6 ay içinde talep etmesi durumunda, Cumhuriyet Savcısı tarafından her çekle ilgili çek düzenleme veya çek hesabı açma yasağı verilebilecek.</p>
<p><strong>Dolandırıcılık ve sahteciliğe ceza</strong></p>
<p>Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı, karşılıksız çekin düzenlenmesi suretiyle dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi halinde de verilecek.</p>
<p>Böylece, karşılıksız çekle birlikte aynı zamanda dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi halinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmesinin yanı sıra, kişi TCK&#8217;nın ilgili hükümlerine göre de cezalandırılacak.</p>
<p>Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı yapılacak başvuru ve itirazlar hakkında, Kabahatler Kanunu uygulanacak. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına karşı yapılan başvurunun kabulü halinde, buna ilişkin bilgiler, Adalet Bakanlığı Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla Merkez Bankasına elektronik ortamda bildirilecek.</p>
<p><strong>Karşılıksız çek kesenlere 10 yıl yasak</strong></p>
<p>Karşılıksız kalan çek bedelinin faizi ile tamamen ödenmesi durumunda, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı Cumhuriyet Savcısı tarafından kaldırılacak. Bu durum, Merkez Bankasına bildirilecek.</p>
<p>Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararının verildiği savcılığa başvurularak talebin geri alınması halinde de çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kaldırılacak. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına ilişkin kayıt, üzerinden 10 yıl geçmesi halinde Merkez Bankası tarafından resen silinecek. Böylece karşılıksız çek kesen kişilere 10 yıl süreyle çek verilmeyecek.</p>
<p>Hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleyen kişiye, her çekle ilgili uygulanan 1 yıla kadar hapis cezası, 300 TL&#8217;den 3 bin TL&#8217;ye kadar idari para cezasına dönüştürülecek.</p>
<p>Bankalar, 1 ay içinde yayımlanacak tebliğdeki esaslara göre yeni çek defterlerini bastıracak. Bankalar, 31 Aralık 2012 yılına kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verecek ve ellerindeki eski çek defterlerini imha edecek. Eski çeklerin hukuki geçerliliği devam edecek.</p>
<p>Üzerinde basıldığı tarih yer almayan çeklerin, 30 Haziran 2018 tarihine kadar bankaya ibraz edilmemesi halinde muhatap bankanın, bu kanuna göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu da sona erecek.</p>
<p>Çekin, yazılı düzenleme tarihinden önce ödenmek için muhatap bankaya ibrazı, 31 Aralık 2017&#8242;den önce geçersiz olacak.</p>
<p>Suç karşılığında uygulanan yaptırımı, idari yaptırıma dönüştüren fiiller nedeniyle soruşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca, kovuşturma evresinde bulunan dosyalar hakkında mahkemece idari yaptırım kararı verilecek.</p>
<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nca, Yargıtay&#8217;ın ilgili dairesinde bulunan dosyalar hakkında ise ilgili dairece, dava dosyası hükmü veren mahkemeye gönderilecek ve bu mahkeme tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilecek.</p>
<p><strong>Başvuru haklarında zaman aşımı 3 yıl</strong></p>
<p>Başvuru haklarında zaman aşımıyla ilgili de düzenleme yapıldı.</p>
<p>Buna göre, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun 726. maddesinin bir ve ikinci fıkralarında yer alan &#8221;6 ay&#8221; ibareleri &#8221;3 yıl&#8221; şeklinde değiştirildi. Buna göre, hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren 3 yıl geçince zaman aşımına uğrayacak.</p>
<p>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu&#8217;nun 814. maddesinde yapılan değişiklikle de çek borçlularından birinin diğerine karşı sahip olduğu başvurma hakları, bu çek borçlusunun çeki ödediği veya çekin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren 3 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/cek-kanunundansatirbaslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fahiş fiyat artışı</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/fahis-fiyat-artisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=fahis-fiyat-artisi</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/fahis-fiyat-artisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 11:34:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet4]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=67085</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üretici ve market fiyatları arasında fark bulunmasının normal olduğunu belirterek, &#8220;Ama fiyat farkı kuru soğanda yüzde 383,6, limonda yüzde 276,9, armutta yüzde 269,2, yeşil mercimekte yüzde 263,1, havuçta yüzde 251,6, pırasada yüzde 251,5 lere kadar çıktı&#8221; görüşünü savundu. Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye Ziraat Odaları Birliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-67086" src="http://www.istenhaber.com/media/9979_a2_3_katli_manav_reyonu_4.jpg" alt="9979 a2 3 katli manav reyonu 4 Fahiş fiyat artışı" width="520" height="326" title="Fahiş fiyat artışı" /></p>
<p><strong>Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üretici ve market fiyatları arasında fark bulunmasının normal olduğunu belirterek, &#8220;Ama fiyat farkı kuru soğanda yüzde 383,6, limonda yüzde 276,9, armutta yüzde 269,2, yeşil mercimekte yüzde 263,1, havuçta yüzde 251,6, pırasada yüzde 251,5 lere kadar çıktı&#8221; görüşünü savundu.</strong></p>
<p>Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, üreticiden tüketiciye, halkın tamamını yakından ilgilendiren gıda fiyatlarındaki değişimleri, takip etmeye ve kamuoyunu doğru bilgilendirmeye devam ettiklerini belirtti.</p>
<p>Üretici fiyatlarında, en fazla fiyat düşüşünün yüzde 16,6 ile domateste, en fazla fiyat artışının ise yüzde 61,7 ile sivri biberde görüldüğüne işaret eden Bayraktar, şöyle devam etti: &#8220;Üretici ve market fiyatları arasında fiyat farkı tabii ki olacak, ama bu fiyat farkı kuru soğanda yüzde 383,6, limonda yüzde 276,9, armutta yüzde 269,2, yeşil mercimekte yüzde 263,1, havuçta yüzde 251,6, pırasada yüzde 251,5’lere kadar çıktı.</p>
<p>Bu yıl Ocak ayında ülke genelinde hava sıcaklıklarının son yıllara göre fazla düşmesi ülke genelinde sıkıntıları artırdı, üreticilerimizin de üretim şartlarını zorlaştırdı. Hava sıcaklıklarının bu kadar düşmesi, seralarda ısınma ve nakliye maliyetlerinin artmasına, işçilik faaliyetlerinin zorlaşmasına, serada yetiştirilen sebzelerde verim düşüklüğüne, tarlada yetiştirilen kışlık sebzelerde de don olaylarına neden oldu. Tarlada açıkta yetiştirilen sebzelerin donması sonucu üretimin düşmesi, seralarda ısınma maliyetlerinin artması bazı ürün fiyatlarında artışa neden oldu.&#8221; Koşulların ağırlaşmasının, serada ve tarlada yetiştirilen sebze fiyatlarını da etkilediğini bildiren Bayraktar, ancak üreticilerin bu şartlara rağmen üretime devam ettiğini, hava sıcaklıklarının önümüzdeki aylarda artmasıyla koşulların iyileşmesinin beklendiğini kaydetti.</p>
<p>-<strong>Domatesin fiyatı düştü, sivri biberin arttı</strong>-</p>
<p>Ocak ayındaki, üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla kuru soğanda yüzde 383,6 ile gerçekleştiğini bildiren Bayraktar, ürün grupları itibarıyla bakıldığında ise bu oranın yaş sebze ve meyvede yüzde 383,6, kurutulmuş ürünlerde yüzde 202,9, baklagillerde yüzde 263,1, pirinçte yüzde 210,9’a ve hayvansal ürünlerde yüzde 175’lere kadar çıktığını ifade etti.</p>
<p>Market fiyatlarına bakıldığında ocak ayında, bir üründe fiyat değişimi olmazken, 11 üründe azalma, 17 üründe ise fiyat artışı olduğunu belirten Bayraktar, &#8220;Toz şeker fiyatlarında değişim görülmezken, fiyat düşüşü yüzde 18,4’le en fazla domateste, en fazla fiyat artışı ise yüzde 43,7 artışla sivri biberde görüldü&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>Üretici fiyatlarına bakıldığında ise 13 üründe fiyatların bir ay önceki fiyatlara göre değişmediğini, 4 üründe azalma, 10 üründe ise fiyat artışı olduğunu bildiren Şemsi Bayraktar, şunları kaydetti: &#8220;Kuru soğan, patates, armut, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru kayısı, kuru üzüm, kuru incir, fındık, süt fiyatlarında değişim olmazken, fiyat düşüşü yüzde 16,6 ile en fazla domateste, en fazla fiyat artışı ise yüzde 61,7 ile sivri biberde görüldü. Yeşil fasulyedeki artış ise yüzde 51,5’e yaklaştı. Dana etinde yüzde 1, limonda yüzde 5,3, kuzu etinde yüzde 6,25 düşüş meydana geldi.</p>
<p>Üretici ve marketlerde fiyatı en fazla artan iki ürün sivri biber ve yeşil fasulye oldu. Bu iki ürünle birlikte fiyatı artan diğer patlıcan, salatalık gibi ürünlerin bu mevsimdeki arzı, örtü altı üretimden sağlanıyor. Genel olarak, bu ürünlerde arzın sadece seralardan sağlanması fiyatlarda artışa yol açıyor.</p>
<p>Ayrıca, bu yıl Ocak ayında mevsim normallerinin altında gerçekleşen hava sıcaklıkları, soğuk havalara karşı daha hassas olan sivri biber ve yeşil fasulyede verimlerin azalmasına neden oldu. Hava sıcaklıklarının azalması serada üretim yapan üreticilerin özellikle ısınma maliyetlerini artırdı, bu durum ürün fiyatlarında artışa neden oldu.&#8221; -Kışlık sebzelerdeki fiyat artışının nedenleri- Açık alanda üretimi gerçekleştirilen ıspanak, pırasa gibi kışlık sebzelerde fiyat artışının önemli nedeninin, düşük hava sıcaklılarının bu ürünlere zarar vermesi olduğunu ifade eden Bayraktar, açık alanda kışlık sebze üretiminin yoğun olarak yapıldığı Bursa’da hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin altına düşmesiyle don olaylarının meydana geldiğini belirtti.</p>
<p>Bayraktar, mandalinadaki fiyat artışında, hasadın sonlarına gelinmesiyle aşırı yağışların mandalinaya zarar vermesine bağlı olarak ürün arzındaki azalmanın etkili olduğuna işaret etti.</p>
<p>Domatesteki fiyat düşüşüne de değinen Bayraktar, serada üretimi gerçekleştirilen domatesin bu aylarda üretiminin artmasının, ihracatın geçen yıla göre gerilemesinin ve iç piyasada talebin azalmasının düşüşe neden olduğunu kaydetti.</p>
<p>Bayraktar, limon fiyatlarının düşmesinde ise iç piyasadaki ürün arzı artışının etkili olduğuna işaret etti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/fahis-fiyat-artisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>E-Ticarette altın zamanı&#8230;</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/e-ticarette-altin-zamani/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=e-ticarette-altin-zamani</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/e-ticarette-altin-zamani/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 10:35:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[ALTIN]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=67074</guid>
		<description><![CDATA[E-ticaret sitelerinde satılan altına rağbet arttı. Sertifikalı altın satan, taksit imkanı sunan, piyasaya göre yüzde 2 lere varan düşük fiyat uygulayan sitelere özellikle Anadolu dan yoğun talep var. Bu sitelerden çeyrek veya külçe altının yanı sıra takı da alabiliyorsunuz&#8230; İNTERNET kısa süre içinde hayatımızın vazgeçilmezleri arasına girdi. Sadece bilgiye ulaşmak için değil, alışverişten arkadaşlığa, yemek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-67075" src="http://www.istenhaber.com/media/altın.jpg" alt="altın E Ticarette altın zamanı..." width="550" height="321" title="E Ticarette altın zamanı..." /></p>
<p><strong>E-ticaret sitelerinde satılan altına rağbet arttı. Sertifikalı altın satan, taksit imkanı sunan, piyasaya göre yüzde 2 lere varan düşük fiyat uygulayan sitelere özellikle Anadolu dan yoğun talep var. Bu sitelerden çeyrek veya külçe altının yanı sıra takı da alabiliyorsunuz&#8230;</strong></p>
<p>İNTERNET kısa süre içinde hayatımızın vazgeçilmezleri arasına girdi. Sadece bilgiye ulaşmak için değil, alışverişten arkadaşlığa, yemek siparişi vermekten sanat etkinliklerine ulaşmaya kadar birçok ihtiyacımızı internet üzerinden karşılıyoruz.</p>
<p>Evet, internetin hayatımızı büyük ölçüde kolaylaştırdığı bir gerçek. Özellikle son dönemde gıdadan giyime, ayakkabıdan elektroniğe, oyuncaktan parfüme kadar yapılan alışverişlerde internet kullanımının giderek arttığı gözleniyor. Kısacası internette e-alışveriş siteleri sayesinde tüm ihtiyaçların tek tuşla karşılanması mümkün. Bunun rahatlığını, kolaylığını keşfedenler, internetin sağladığı bu hizmetleri giderek daha fazla kullanıyor. İnternet üzerinden yapılan alışverişin cirosu bu nedenle yıllık bazda neredeyse yüzde 50, hatta üzerinde artıyor. Goldman Sachs’ın verilerine göre, internetten alışveriş dünya çapında 680 milyar dolarlık bir hacme ulaşmış durumda.</p>
<p><strong>12 Milyar dolara ulaştı</strong></p>
<p>Türkiye’de ise 2010 yılında 10 milyar dolar seviyesinde olan e-ticaret hacmi, 2011 itibariyle 12 milyar dolara (22 milyar TL) ulaştı. 2011 yılında 750 bin kişi e- ticareti kullandı. Dünya rakamlarıyla karşılaştırıldığında internetten alışverişin Türkiye’de henüz emekleme döneminde olduğunu söylemek mümkün. Ancak uzmanlara göre, internetten alışveriş Türkiye’de çok hızlı büyüyor. Bu nedenle geleceği de çok parlak.</p>
<p><strong>Anadolu altın alıyor</strong></p>
<p>Bu pastadan pay kapmak isteyen şirketler, mağaza açmanın yanı sıra ürünlerini pazarlayabilecekleri e-alışveriş sitelerini de art arda açıyor. Öte yandan birçok markanın satışını aynı platform üzerinden yapan e-alışveriş sitelerinin sayısı da giderek artıyor.</p>
<p>E-alışveriş sitelerini keşfedenlerden biri de altın satıcıları&#8230; Türkiye’de elektronik ve cep telefonu satışıyla başlayan e-ticaretin son dönemdeki en gözde kalemlerden biri artık altın. Yatırım amaçlı veya takı üzerine tasarlanan altın satan sitelerde büyük montanlı işlemler olduğu görülüyor.</p>
<p>Hızlıal.com Genel Müdürü Gülbin Çoruh’un verdiği bilgiye göre, tek seferde 50-60 bin TL’lik altın alan müşteriler bile artık e-alışverişi tercih ediyor. Üstelik söz konusu alımlar ağırlıkla Anadolu’dan geliyor. E-alışveriş sitelerinin yöneticileri, diğer ürünlerin aksine Anadolu’nun altın alımı konusunda Marmara’yı geçtiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Neden internet?</strong></p>
<p>Tabii bunda e-alışveriş sitelerinin sunduğu çok sayıda cazip fırsat da etkili oluyor. Altın almak isteyenler interneti, bu sitelerin taksit imkanı sağlamaları ve piyasaya göre yüzde 1-2 daha düşük fiyat sunmaları nedeniyle tercih ediyor. Fırsat sitelerinde zaman zaman altın takılarda yüzde 50’lere varan indirimler olması da alıcıları cezbeden bir başka faktör. Bunların yanı sıra internet sitelerinin sertifikalı ürün satmaları, ürünü kapıya kadar teslim etmeleri ve haftanın yedi günü 24 saat bu imkanı sağlamaları da diğer etkenler.</p>
<p>Söz konusu sitelerdeki altın alımları daha çok yatırım amaçlı ve evlilik, sünnet gibi özel günler için talep edilen ziynet altınına yönelik. Altın fiyatlarındaki hızlı yükseliş nedeniyle son bir yılda tüketicinin düşük ayarlı ve düşük gramajlı altın veya gümüşü tercih ettiği de bir başka gerçek. Ancak altın satan internet mağazalarının yöneticileri, bu konuda güvenliğe dikkat edilmesi gerektiği konusunda tüketicileri uyarıyor.<br />
İşte markalı ve sertifikalı altın satan belli başlı e-ticaret siteleri ve sundukları avantajlar&#8230;</p>
<p><strong>Satışların yüzde 20 si altın</strong></p>
<p>Elektronik, saat ve tekstil sektöründe faaliyet gösteren Gold Grup’un iştiraki Hizlial.com, Hepsiburda.com’dan sonra sektörün ikinci büyük e-alışveriş sitesi konumunda. Cirosunun yaklaşık yüzde 20’sini altın satışından elde eden site, altın takının yanı sıra ziynet satışı da gerçekleştiriyor.<br />
Satışlarının önemli bölümünün ziynet altın (gram altın, külçe altın, cumhuriyet altını gibi tasarruf amaçlı ürünler) alımından sağlandığını söyleyen Hizlial.com Genel Müdürü Gülbin Çoruh, sitede sertifikalı ürün sattıklarını vurguluyor. Ziynet altının Hizlial.com’dan piyasaya göre yüzde 0.5 ile 2 arasında daha ucuza satın alınabildiğini söyleyen Çoruh, diğer avantajları da söyle sıralıyor:</p>
<p>“Ziynet altın dışında kalan altın takılara 6 ile 12 ay arasında taksit imkanı sunuyoruz. Kargo ücreti almıyoruz. Sipariş veren kişi, malı kargodan teslim almazsa iptal etme şansına sahip. Ürünler 24 ile 48 saat arasında ulaştırılabiliyor. Ziynette sertifikalı, takılarda ise markalı-markasız olmak üzere çok sayıda ürünümüz var.”</p>
<p>Son dönemde gram altına talepte ciddi artış gözlendiğini vurgulayan Gülbin Çoruh, “E-alışverişte lider şehir İstanbul. Ancak altına Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere Anadolu’dan çok daha yoğun talep geliyor” diyor.</p>
<p><strong>24 Saat alım imkanı</strong></p>
<p>2001 yılından bu yana faaliyet gösteren GittiGidiyor.com, bu süreçte 13 milyonun üzerinde satış işlemi gerçekleştirdi. Kurdukları “Sıfır Risk Sistemi” sayesinde internetten alışverişte güvenlik sorununu ortadan kaldırdıklarını söyleyen GittiGidiyor.com Genel Müdürü Cenk Angın, sistemin işleyişini şöyle anlatıyor:</p>
<p>“Bu sistemde alıcı ürünü satın aldığında, ürün bedeli GittiGidiyor havuz hesabına aktarılır. Alıcı üç gün içinde ürünü teslim aldığını onaylar ve havuz hesabındaki para satıcının hesabına aktırılır. Altın işlemleri de Sıfır Risk Sistemi sayesinde güvenle gerçekleştiriliyor.”</p>
<p>Söz konusu sitede ziynet ve külçe altının yanı sıra altın, gümüş her türlü takı ile değerli taşların satışı gerçekleştiriliyor. GittiGidiyor.com, direkt ürün satışı yapmıyor. Pak çok farklı satıcının ürün satışına aracılık yapıyor. Angın, “Ancak kurum olarak sertifikalı altın satanların iletişim çalışmalarını ve ürünlerini ‘Günün Fırsatı’ bölümünde ön plana çıkarıyoruz” diyor.</p>
<p>Cenk Angın, internetten altın alımının kuyumculara göre en büyük avantajlarının siteden yedi gün 24 saat alışveriş yapılabilmesi olduğunu vurguluyor. Angın, müşterilerin diledikleri an, diledikleri yerden sitedeki bir ürünü satın alabileceklerini hatırlatıyor.</p>
<p><strong>Sertifika olmazsa  olmaz</strong></p>
<p>1997 yılından bu yana Goldas.com sanal mağazasıyla faaliyet gösteren Goldaş, kuyum sektöründe e-ticareti başlatan ilk şirket. İnternetten alışverişte güvenliğin çok önemli olduğunu belirten Goldaş Kuyumculuk CEO’su Sedat Yalınkaya, “Bu nedenle sadece altın değil pırlanta ve diğer tüm Goldaş ürünlerine sertifika veriyoruz” diyor. 2004 yılında sektörde bir ilk olan gram altın çıkarıp ChipGold markasıyla satışa sunduklarını hatırlatan Yalınkaya, ürüleri hakkında şunları belirtiyor:<br />
“0.5, 1, 2.5, 5, 10 ve 20 gramlık ağırlıklardaki ChipGold’ları hem Goldas.com sanal mağazamızda hem de ChipGold.com’da satışa sunuyoruz. ChipGold üzerinde altı güvenlik noktası bulunuyor ve özel paketinde satışa sunuluyor. Bu, ürünün taklit edilmesini imkansız hale getiriyor. Pırlanta konusunda da tüketicilere mutlaka sertifikalı ürün almalarını öneriyoruz.”</p>
<p>Goldaş, ChipGold’un yanı sıra altın, pırlanta ve gümüş takı koleksiyonları, gümüş, deri, kaşmir ve kravatlardan oluşan aksesuar koleksiyonlarını da sanal mağazası kanalıyla satıyor.<br />
İnsanların eskiye oranla internetten çok daha fazla işlem yaptıklarını söyleyen Yalınkaya, bunun nedenlerini ürüne kolay ulaşım, cazip kampanya ve indirimler olarak sıralıyor.</p>
<p><strong>Atasaydan ücretsiz tamir</strong></p>
<p>Atasay Kuyumculuk da Türkiye geneline dağılmış mağazalarının yanı sıra sanal mağazası kanalıyla da altın satıyor. Garanti belgeli ve sertifikalı ürün satan şirket, internet mağazasından ürün alanlara da ücretsiz tamir ve bakım hizmeti veriyor.</p>
<p>24 saat açık sanal mağazada kredi kartına 12 taksit seçeneği sunduklarını söyleyen Atasay Kuyumculuk Altın Markaları Direktörü Kamuran Öncel, müşterilerinin ağırlıklı olarak altın kolye, yüzük ya da tektaş pırlanta yüzüklere ilgi gösterdiğini belirtiyor. Şirketin sanal mağazasından yapılan alışverişlerin tutarı 300 ile 1.000 TL arasında değişiyor. Altın fiyatlarındaki yükseliş sonrasında ata, külçe gibi yatırım altınlarına ilginin artığını vurgulayan Öncel, “Bu kategoride yapılan alışverişlerse 100 ile 10 bin TL arasında değişiyor” diyor.</p>
<p><strong>Siteden alışverişte dikkat edilmesi gerekenler</strong></p>
<p>* https:// olmalı: İnternet siteleri üzerinden alışveriş yapmak isteyenlerin öncelikle bu sitenin adres çubuğundaki uzantının https:// ile başlamasına dikkat etmesi gerekiyor. https:// ile başlayan siteler kullanıcıların kredi kartı bilgilerini koruyor, bu sayede kart yolsuzluğunu engelliyor.</p>
<p>* Sertifikalı ürüne dikkat: İnternet sitesi üzerinden alınan altınların sertifikalı olmasına dikkat edin. Böylece aldığınız ürünün hem ayar hem de gramı konusunda doğru bilgiye sahip olursunuz.<br />
* Bilinmeyen sitelerden uzak durun: Uzmanlar, adı fazla bilinmeyen sitelerden alışveriş yapılmamasını öneriyor. Özellikle ortaklık yapısı, kaç yıldır faaliyet gösterdiği ve açık adresi ile telefonunun sitede yer alması önemli. Bilmediğiniz bir firmadan alışveriş yapacaksanız, ürünü aldığınız mağazanın telefon ve adres bilgilerini not edin. Hatta alışveriş öncesi telefon ederek bilgileri teyit edin.</p>
<p>* CVC’nizi kimseye vermeyin: Kullanıcıların kredi kartı bilgileri çoğu zaman internet üzerinden yapılan alışverişlerde değil fiziki ortamlarda çalınıyor. Bu nedenle kredi kartınızı günlük hayatta kullanırken dikkatli olun. Kredi kartı numaranızı, son kullanma tarihini ve CVC (güvenlik numarası) rakamlarını başkalarına vermeyin. Ekstre bilgilerinizi dikkatli kontrol edin ve size bir şey ifade etmeyen alışverişler için ilgili firmalarla irtibata geçin&#8230;</p>
<p>Esin Çetinel/Para Dergisi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/e-ticarette-altin-zamani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müteahhitler Harem&#8217;de arazi topluyor</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/muteahhitler-haremde-arazi-topluyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=muteahhitler-haremde-arazi-topluyor</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/muteahhitler-haremde-arazi-topluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 09:52:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet2]]></category>
		<category><![CDATA[YATIRIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=67080</guid>
		<description><![CDATA[Marmaray Projesi&#8217;nin Anadolu Bölgesi&#8217;ndeki bölümünün start almasının ardından müteahhitler hangi bölgeye ağırlık verdi? HAYDARPAŞA Garı, Kadıköy Meydanı ve Harem Otogarı’nın bulunduğu bölge, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kültür, turizm ve ticaret alanı ilan edildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde oy çokluğuyla kabul edilen projeye göre yüksekliği 4 kat ve 27 metre olarak sınırlandırılan yapılar İstanbul’un siluetini bozmayacak. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-67081" src="http://www.istenhaber.com/media/18362_2.jpg" alt="18362 2 Müteahhitler Haremde arazi topluyor" width="550" height="311" title="Müteahhitler Haremde arazi topluyor" /></p>
<div><strong>Marmaray Projesi&#8217;nin Anadolu Bölgesi&#8217;ndeki bölümünün start almasının ardından müteahhitler hangi bölgeye ağırlık verdi?</strong></div>
<p>HAYDARPAŞA Garı, Kadıköy Meydanı ve Harem Otogarı’nın bulunduğu bölge, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kültür, turizm ve ticaret alanı ilan edildi. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde oy çokluğuyla kabul edilen projeye göre yüksekliği 4 kat ve 27 metre olarak sınırlandırılan yapılar İstanbul’un siluetini bozmayacak.</p>
<p>Bu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliğiyle Haydarpaşa Garı, Kadıköy Meydanı ve Harem Otogarı’nın bulunduğu bölgenin bir kültür, turizm ve ticaret alanına dönüştürülmesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>Çevreyle uyum şart</strong></p>
<p>Evet, Haydarpaşa Garı, Kadıköy Meydanı ve Harem Otogarı’nın bulunduğu bölge kültür, turizm ve ticaret alanına dönüştürülerek korunacak. Kadıköy, Haydarpaşa ve Harem arasındaki turizm ve ticaret bölgesinde, yapı yükseklikleri en fazla 4 kat olabilecek. Bölgede ticari yapıların yanı sıra kültür merkezleri, halk eğitim merkezleri, mesleki-sosyal-kültürel eğitim merkezleri, kültür evleri, kütüphane, araştırma merkezleri, müze, tiyatro-sergi-konser-konferans-kongre salonları gibi kültürel yapılar da yapılabilecek.</p>
<p>Turizm bölgesinin plan ve düzenlemesi, Üsküdar ve Kadıköy olmak üzere iki parça halinde yapılacak. Daha önce 5 kat ve 27 metre olarak belirlenen yapı yüksekliği 4 kata düşürüldü. Kültürel tesis alanı olarak belirtilen kısımlarda, ticaret merkezi yapma izni yüzde 20 ile sınırlandı.</p>
<p>Kentsel tasarım projeleri kapsamında inşa edilecek yeni yapılar çevreyle bütünleşmek zorunda. Bölgede bulunan tescilli yapılarsa aynen korunmak şartıyla kültür, turizm ve ticaret alanına dönüştürülebilecek.</p>
<p><strong>Çok fazla arazi yok</strong></p>
<p>Aslında Haydarpaşa-Harem arasında çok fazla arazi yok. Ancak Marmaray projesinin tamamlanmasıyla birlikte Haydarpaşa Garı işlevini yetirecek. Haydarpaşa Garı’nın tarihi birası ve uzantısında trenlerin yanaştığı oldukça geniş bir alan var. Rayların kaldırılmasıyla birlikte geniş bir arazi yeniden değerlendirilebilecek.</p>
<p><strong>Yaşayan tarihi binalar</strong></p>
<p>Yeni turizm alanı ilan edilen Haydarpaşa-Harem arasında çok sayıda tarihi bina var. Örneğin Haydarpaşa Lisesi’nin tarihi binası, şimdi Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak hizmet veriyor. Selimiye Kışlası’nın tarihi ise III. Selim dönemine kadar dayanıyor. 1794-99 yılları arasında ahşap olarak inşa edilen kışla, 1807’deki yeniçeri ayaklanmasında tamamen yanmış ve Sultan II’nci Mahmut tarafından 1827-29 yılları arasında aynı yere kagir bir kışla inşa ettirilmişti. Selimiye Kışlası, Sultan Abdülmecid döneminde eklenen yeni bölümlerle son halini aldı. Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonra bir süre tütün deposu ve 1959-63 arasında da askeri ortaokul olarak kullanılan kışla, 1963’te tamir edilerek Birinci Ordu Karargahı haline getirildi. 1970 ve 1980&#8242;li yıllarda ise askeri mahkeme görevi yaptı ve aynı zamanda askeri tutukevi olarak kullanıldı. Selimiye Kışlası, halen Birinci Ordu Karargahı olarak kullanılıyor.</p>
<p><strong>Liman ve otogar kalkacak</strong></p>
<p>Selimiye Kışlası’nın boşaltılacağı ve Harem Otogarı’nın taşınacağı yıllardır konuşuluyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde bölgenin turizm alanı ilan edilmesinin ardından Haydarpaşa-Harem arası yeniden gündeme oturdu. Biz de bölgedeki emlakçılardan ve yaşayanlardan bilgi almaya çalıştık. Bölgede faaliyet gösteren Murat Emlak’ın yetkililerinden Neslihan Kaya, gelişmeleri şöyle değerlendiriyor:<br />
“Yaklaşık 6 yıldır Harem Otogarı’nın kalkacağı söyleniyor. Bu yüzden bölgedeki konutlar oldukça değerlendi. Haydarpaşa Limanı ve Selimiye Kışlası’nın ise otel olacağı konuşuluyor. Paşakapısı Cezaevi’nin de satıldığı ve kültür merkezi olacağı yönünde söylentiler var.”</p>
<p><strong>Müteahhitler arazi arıyor</strong></p>
<p>Kentsel dönüşüm projeleri kapsamında Harem’deki binaların da ada ada toplanıp yeniden inşa edilmesi bekleniyor. Nitekim bazı müteahhitler, Harem’deki binaları tek tek alıp yeniden inşa etmeye başlamış bile. Harem’deki evlerin çoğu bahçeli. Hatta hayli büyük bahçelere sahip binalar da var.</p>
<p>Neslihan Kaya, turizm alanı olarak ilan edilen Haydarpaşa-Harem arasında otel yapacak kadar büyük arazi olmadığını vurguluyor. Ancak eski binaların toplanıp otele dönüştürülebileceğini belirtiyor. Bölgede yaşayan ve mülk sahibi olanların beklentileri ise oldukça yükselmiş. Bölgedeki ev sahiplerinin kendi aralarında görüştüklerini söyleyen Kaya, “Herkes birbirini ‘İhtiyacı olmayan satmasın’ diye uyarıyor” diyor.</p>
<p><strong>Japonlarda istemişti&#8230;</strong></p>
<p>Haydarpaşa Limanı’nda çalışan ve emekli olduktan sonra da Harem’de yaşamaya devam eden Kaan Haşıcı’nın görüşleri ise şöyle: “Harem Otogar’ı kalkacak ama Haydarpaşa Limanı’nın taşınması zor. Birinci Ordu’nun olası bir savaş anında Haydarpaşa Limanı’nı kullanması gerekiyor. 15 yıl önce Japonlar gelip liman için açık çek vermişlerdi. Limanı yıkıp üzerine 7 yıldızlı bir otel inşa edeceklerdi. 49 yıllığına işletmek istiyorlardı ama olmadı.”</p>
<p>Kadıköy’deki tescilli bina ve alanlar</p>
<p>* Haydarpaşa Garı ve çevresi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından kentsel ve tarihi miras olarak tescillendi.</p>
<p>* Eski Salı Pazarı’nın da kurulduğu Kuşdili Çayırı’na halkın dinlenme, eğlenme ve yeşil alan ihtiyacını karşılama amacıyla doğal sit tescili verilmiş.</p>
<p>* Hasanpaşa’da bulunan ve mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na ait olan Gazhane binası için de 1994 yılında koruma kararı alınmış. Bu binanın 2001 yılında Koruma Kurulu’nca onaylı avan projesi bulunuyor.</p>
<p><strong>Haydarpaşa Garı nın tarihi</strong></p>
<p>İstanbul’un tarihi binalarından biri olan Haydarpaşa Garı’nın inşasına II. Abdülhamit (1842-1918) döneminde başlanmış. Dönemin ünlü mimarlarından Otto Ritter ve Helmuth Cuno tarafından tasarlanan ve 30 Mayıs 1906’da tamamlanarak hizmete giren binaya, Selimiye Kışlası’nın yapımında büyük emeği geçen, III. Selim’in paşalarından Haydar Paşa’nın adı verilmiş.</p>
<p>Bülent Ekimci/Para Dergisi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/muteahhitler-haremde-arazi-topluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa&#8217;lı Türk tekstilini nihayet farketti</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/avrupali-turk-tekstilini-nihayet-farketti/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=avrupali-turk-tekstilini-nihayet-farketti</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/avrupali-turk-tekstilini-nihayet-farketti/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 09:04:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet1]]></category>
		<category><![CDATA[TEKSTİL]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=67071</guid>
		<description><![CDATA[Türk ihracatçısına bugüne kadar randevu bile vermeyen Avrupalı perakendeciler nihayet yeşil ışığı yaktı. El Corte Ingles, Blanco, Blancheporte gibi onlarca firmadan ilk siparişini alan birçok hazır giyimci var&#8230; HAZIR giyim siparişlerini Türkiye’ye kaydıran yabancı markaların sayısı giderek artıyor. H &#38; M, Zara, Marks &#38; Spencer, Adidas, Puma gibi markaların yıllardır Türkiye’de üretim yaptırdığını biliyoruz. Şimdi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-67072" src="http://www.istenhaber.com/media/120105-111215-412795-CB1.jpg" alt="120105 111215 412795 CB1 Avrupalı Türk tekstilini nihayet farketti" width="520" height="267" title="Avrupalı Türk tekstilini nihayet farketti" /></p>
<p><strong>Türk ihracatçısına bugüne kadar randevu bile vermeyen Avrupalı perakendeciler nihayet yeşil ışığı yaktı. El Corte Ingles, Blanco, Blancheporte gibi onlarca firmadan ilk siparişini alan birçok hazır giyimci var&#8230;</strong></p>
<p>HAZIR giyim siparişlerini Türkiye’ye kaydıran yabancı markaların sayısı giderek artıyor. H &amp; M, Zara, Marks &amp; Spencer, Adidas, Puma gibi markaların yıllardır Türkiye’de üretim yaptırdığını biliyoruz. Şimdi ise daha önce Türk üreticilere randevu bile vermeyen markalar da Türkiye’ye tercih etmeye başladılar. Bunlar arasında İspanya’dan El Corte Ingles, Blanco, Neck &amp; Neck ve Grupocortefiel; Fransa’dan ise Tape a l’oeil ve Blancheporte gibi yüzlerce mağazası olan firmaları görmek mümkün&#8230;</p>
<p>Hazır giyim üreticilerini bugüne kadar peşlerinden koşturan bu firmaları ülkemize yönelten birçok faktör var. Bunlardan belki de en önemlisi Uzakdoğu’da, daha doğrusu Çin’de iç piyasanın büyümesi. Çinli üreticiler kendi piyasalarında artan talebi karşılamak için Avrupalı hazır giyimcilere daha az kapasite ayırmaya başladılar. Diğer taraftan, Çin’de maliyetlerin artması da Avrupalıları yeni arayışlara yöneltip siparişlerini Türkiye’ye kaydırmalarını sağladı.</p>
<p>Bir başka faktör de Türkiye’de euro kurunun artması. Euro’nun 2.30 TL’nin üzerinde seyretmesi, fiyat rekabeti açısından ihracatçıların elini güçlendirdi. Hazır giyim ihracatçıları bu sayede yıllardır yakındıkları “fiyat tutturamama” sorunundan bir miktar da olsa kurtuldular.</p>
<p><strong>İHKİB&#8217;in hedef pazar stratejisi</strong></p>
<p>Yabancıları Türkiye’ye çeken en önemli faktörlerden biri de hiç kuşkusuz İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (İHKİB) yurtdışında gerçekleştirdiği aktif pazarlama faaliyetleri. İhracatçıları 2010 yılından bu yana Danimarka, İspanya ve Fransa’da yüzlerce perakende grubunun üst düzey yöneticisiyle bir araya getiren İHKİB, böylece birçok firmanın ilk kez Türkiye’ye sipariş vermesini sağlamış oldu.</p>
<p>İHKİB Hedef Pazarlar ve Pazarlama Stratejileri Komitesi Başkanı Mustafa Gültepe, bu ziyaretlerde bugüne kadar Türk ihracatçılara bırakın sipariş vermeyi randevu taleplerine dahi olumlu yanıt vermeyen şirket yöneticileriyle görüşmeler yaptıklarının altını çiziyor.</p>
<p>Gültepe’nin verdiği bilgilere göre, İHKİB’in geçen eylül ayında İspanya’ya düzenlendiği geziye 20 hazır giyim ihracatçısı katılmış. Bu firmaların patronları 80’e yakın İspanyol şirketin yöneticileriyle bir araya gelmiş. Gültepe, bu firmaların çoğunun bugüne kadar Türkiye’de üretim yaptırmadığını ya da çok az miktarda alım yaptığını vurguluyor. Ardından da yurtdışına yönelik yeni pazar çalışmalarıyla ilgili şu bilgileri veriyor:</p>
<p>“Önümüzdeki mart ayında 25 firmanın katılımıyla İtalya’ya gideceğiz. 70-80 firmayla görüşmeler yapılacak. Aralarında bugüne kadar Türkiye’de üretim yaptırmayanlar da var. Kurlar bu seviyelerde seyrederse 2012’nin ekim ayında ABD’ye de geniş katılımlı bir heyetle gitmeyi düşünüyoruz. Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü olarak ABD pazarından bugüne kadar ciddi bir pay alamadık. Bunda kurların düşük olmasının da etkisi oldu. Şu anda Uzakdoğu ülkeleriyle fiyat rekabeti konusunda avantajlıyız. Bunu değerlendirmek istiyoruz.”</p>
<p><strong>EURO, rekabet avantajı sağladı</strong></p>
<p>Yüzünü Türkiye’ye çeviren firmalardan ilk siparişini almayı başaran ihracatçıların listesi hayli kalabalık. Bunlardan biri de Amir Tekstil. Örme kumaştan yılda 1 milyon 200 bin parça kadın, erkek ve çocuk dış giyimi üreten bu firmanın, aralarında Lotto, Evans, Tchibo, BHS gibi Türk hazır giyimcilerin yabancısı olmadığı 20’ye yakın müşterisi var. Bu firmalar arasına ilk kez Ordipol (Polonya), Manfred Hegler (Almanya), El Corte Ingles (İspanya), Roberto Verino (İspanya) ve Guide London (İngiltere) da katılmış.</p>
<p>Amir Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Ojalvo, yeni müşterilerin siparişlerinin adet bazında şimdilik küçük olduğunu, ancak bu firmaların Türkiye’ye yönelmesinin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Ojalvo’ya göre de bazı firmaların siparişlerini ilk kez Türkiye’ye yönlendirmesinde en önemli etkenlerden biri euro kurunun yükselmesi. Ojalvo, coğrafi olarak Avrupa’ya yakın olmanın getirdiği hızlı teslimat yapabilme avantajına sahip olan ihracatçıların kurlar sayesinde fiyat konusunda da rahatladığına işaret ediyor.<br />
BMR Tekstil ise çoğu İskandinav olmak üzere Avrupa’nın önde gelen firmalarına lisanslı üretim yapıyor. Yıllık ihracatı yaklaşık 9 milyon euro. Aralarında Replay, Bestseller, Chasin ve Paul &amp; Frank’ın da bulunduğu bu firmalara örme kumaştan tişört, svetşört, bermuda pantolon, pijama gibi dış giysi tedarik eden şirketin şu anda 15 müşterisi var. Bunların bir kısmı Türkiye’de ilk kez üretim yaptıran firmalar.</p>
<p><strong>Avrupa&#8217;daki durgunluğun etkisi</strong></p>
<p>BMR Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Buzacıoğlu, Avrupalı firmaların yıllık siparişleri içinde Türk hazır giyimcilerin payının giderek arttığını ifade ediyor. Buzacıoğlu, bunu daha çok Avrupa’daki durgunluğa bağlıyor:</p>
<p>“Avrupalı perakendeciler depolarında çok fazla mal bulundurmak istemiyor. Bu nedenle de siparişlerini azalttılar. Bize 2-3 hafta sonra teslim edilmek üzere sipariş geliyor. Eskiden 10 bin adet olan siparişler 3 bine indi. Hem adetler azaldı hem de sipariş verdikleri ürünlerin birim fiyatı düştü. Çünkü parayı pahalı ürünlere bağlamaktan kaçınıyorlar. Dolayısıyla müşteri sayımız artıyor ancak ciromuzda bir artış yok.”<br />
Yeni müşteri edinenler sadece dış giyim üreticileri değil elbette. Çorap üreticileri de bu gelişmeden paylarını almaya başlamış. Örneğin dünyaca ünlü Alman erkek giyim firması Hugo Boss, artık çoraplarını da Türkiye’de ürettirmeye başlamış. Akın çorap Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yarkın, Hugo Boss’la 6 ay önce çalışmaya başladıklarını belirtiyor.</p>
<p>Siparişlerini Akın Çorap’a firmaya kaydırmayı planlayan bir başka perakende grubu da El Corte Ingles. İspanya’da yüzlerce mağazası bulunan şirket, çorap siparişi vermek için bu sıralar Akın Çorap’la görüşmeler yapıyor.</p>
<p>2009 yılından bu yana başta İskandinav ülkeleri olmak üzere Avrupa’dan ciddi siparişlerin geldiğini söyleyen Fatih Yarkın, ABD pazarına da yeniden girmeye çalıştıklarını belirtiyor:<br />
“Üretimimizin yarısını 2003 yılına kadar ABD’ye ihraç ediyorduk. Amerika’da 10 civarında müşterimiz vardı. TL’nin aşırı değerlenmesi yüzünden bu pazarı kaybettik. Dolar kurunun şu anki seviyelere çıkması bu pazara girmemizi kolaylaştırıyor. ABD’ye yeniden ihracata başlayabiliriz.”</p>
<p><strong>Siparişlerini Türkiye&#8217;ye kaydıran firmalar</strong><br />
Cricket &amp; Co<br />
Suncity<br />
Tape a l’oeil<br />
Blancheporte<br />
El Corte Ingles<br />
Blanco<br />
Neck &amp; Neck<br />
Grupocortefiel<br />
Cortefiel<br />
P&amp;H<br />
Springfield<br />
Women’Secret<br />
Flamenco<br />
Trucco<br />
Tutto Piccolo<br />
Hoss Introqia<br />
Gant<br />
Ordipol<br />
Manfred Hegler<br />
Roberto Verino<br />
Guide London</p>
<p><strong>Yurtdışından sipariş alan bazı firmalar</strong></p>
<p>Aycem Tekstil<br />
Talu Tekstil<br />
Mithat Giyim<br />
Amir Tekstil<br />
Akın Çorap<br />
BMR Tekstil<br />
Vigos Tekstil<br />
Murat Çorap<br />
Mameks<br />
İnnoteks<br />
Casa Tekstil<br />
Akenna Tekstil<br />
Beyhan Tekstil<br />
Big Blue<br />
Hobi Çorap<br />
Hürteks<br />
Tekstüre Çorap<br />
Ultra Çorap<br />
Acar Tekstil<br />
Alkış Tekstil<br />
Apaçi Tekstil<br />
BCS Tekstil<br />
Berat Tekstil<br />
Bisa Giyim<br />
Setre Giyim<br />
Mantosan Giyim<br />
Benteks<br />
Paşahan Tekstil<br />
Platin Gömlek<br />
Sasafur Deri<br />
Garderobe Giyim<br />
Menteks</p>
<p><strong>Özbey Men/Para Dergisi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/avrupali-turk-tekstilini-nihayet-farketti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzmanlar en çok ceviz,armut,nektarin,kiraz&#8230;</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/uzmanlar-en-cok-cevizarmutnektarinkiraz/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=uzmanlar-en-cok-cevizarmutnektarinkiraz</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/uzmanlar-en-cok-cevizarmutnektarinkiraz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 08:06:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet1]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=67068</guid>
		<description><![CDATA[Dikim ayı marta sayılı günler kaldı. Birçok meyve grubunda lider olan ya da liderliğe oynayan Türkiye, meyvecilik yatırımında cazip fırsatlar sunuyor. Uzmanlar en çok ceviz, armut, nektarin, kiraz, vişne, üzüm, narenciye, muz, elma, kivi, kayısı, zeytin, kamkat ve lime üretimini öneriyor&#8230; MEYVE üretiminde dünyanın en şanslı ülkelerinden biriyiz. Dört mevsimi de hakkıyla yaşıyor ve hemen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-67069" src="http://www.istenhaber.com/media/kamkat.gif" alt="kamkat Uzmanlar en çok ceviz,armut,nektarin,kiraz..." width="550" height="329" title="Uzmanlar en çok ceviz,armut,nektarin,kiraz..." /></p>
<p><strong>Dikim ayı marta sayılı günler kaldı. Birçok meyve grubunda lider olan ya da liderliğe oynayan Türkiye, meyvecilik yatırımında cazip fırsatlar sunuyor. Uzmanlar en çok ceviz, armut, nektarin, kiraz, vişne, üzüm, narenciye, muz, elma, kivi, kayısı, zeytin, kamkat ve lime üretimini öneriyor&#8230;</strong></p>
<p>MEYVE üretiminde dünyanın en şanslı ülkelerinden biriyiz. Dört mevsimi de hakkıyla yaşıyor ve hemen her bölgemizde her çeşit meyveyi üretebiliyoruz. Kayısı, kiraz ve vişnede dünya lideriyiz. Nar ve elmada üçüncü, şeftalide ise altıncı sıradayız.</p>
<p>Dünya çapında yenilebilir 150 meyve çeşidinin 90’ı Türkiye’de yetişiyor. Yıllık meyve üretimimiz 17 milyon tonu aşmış durumda. Dünya meyve üretiminin yüzde 3’ünü karşılıyoruz. Bunun ekonomik olarak karşılığı, Türkiye ekonomisinin aldığı paydan 3 kat fazla&#8230;</p>
<p>Ülkemizdeki meyvecilik yatırımları hızla artıyor. Her geçen gün yeni bahçeler kuruluyor. Sadece geleneksel çiftçiler değil Anadolu Grubu, Öztürk Şirketler Grubu (OPET), Ramsey, Naksan, Bifa gibi birçok sanayi grubu da meyvecilik yatırımları yapıyor. Dünya ölçeğinde önemli plantasyon bahçeler kuruluyor.</p>
<p>Malum meyve yılın iki döneminde araziye dikilir. İlk dikim ayı kasımdır, ancak Türkiye iklim şartları için ideal dikim dönemi mart ve nisan ayları. Bu yüzden birçok girişimci şu sıralar hangi meyve türüne yatırım yapacağına karar vermeye çalışıyor; araştırmalar yapıp yeni dikim dönemine hazırlık yapıyor. İşte biz de bu hafta Para dergisi olarak bu arayışlara katkı sağlamayı amaçladık. Cazibesi hiç tükenmeyen, hatta her geçen gün daha da artan meyvecilik konusunu detaylı bir şekilde masaya yatıralım, girişimcilere seçenekler sunalım istedik. Meyveciliğin hem üretim hem de satış tarafında yer alan uzmanlara hangi meyve türlerinin yatırıma uygun olduğunu sorduk. Yaptığımız araştırmada kiraz, vişne, nektarin, şeftali, elma, kayısı, üzüm, ceviz, badem, muz, zeytin, kivi, armut, deveci armudu, ayva, erik, siyah incir, Trabzon hurması gibi meyvelerin ticari şansı daha yüksek görünüyor&#8230;</p>
<p><strong>Dekar başına 50-300 TL destek</strong></p>
<p>Meyvecilik için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın önemli destekleri var. Meyve çeşidine göre dekar başına 50 ile 300 TL arasında karşılıksız hibe veriliyor. Bakanlık, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üreticilere, tam veya yarı bodur meyve fidanlarıyla en az 5; diğer meyve fidanlarıyla ise en az 10 dekar alanda, sertifikalı veya standart meyve fidanı kullanarak yeni tesis ettikleri bağ ve bahçeler için alan bazlı, hibe şeklinde destekleme ödemesi yapıyor.</p>
<p>Organik tarım, iyi tarım uygulamaları (İTU), mazot, gübre, toprak analizi, kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi (depolama, ürün işleme paketleme ve ambalajlama, makine-ekipman) programı çerçevesinde yüzde 50 hibe, düşük faizli kredi uygulamaları ile basınçlı sulama sistemlerine “0” faizli kredi, Ar-Ge, tarım sigortası ve tarım danışmanlığı destekleri veriyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker meyvecilikle ilgili desteklerin aralıksız devam edeceğini vurguluyor:</p>
<p>“Öncelikli olarak ihracat potansiyeli yüksek, kendi kendimize yeterliliği düşük, daha çok ithal ettiğimiz türler ile birçok endüstri koluna hammadde sağlayan meyveler üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Bu meyve türlerinin tespitiyle ilgili saha çalışmalarının yapıldığı araştırma enstitülerinden ilgili meyve uzmanları, üniversitelerden öğretim görevlileri ve sektör temsilcileriyle toplantılar devam ediyor. Meyvecilikte üretim ve kalite artışı sağlanması, maliyetlerin azaltılması ve ihracat oranının artırılması, modern meyveciliğin geliştirilmesi amacıyla havza çalışması başlattık. Bu çalışmayla, belli bölgelerde sıkışıp kalan yetiştiriciliğin, elverişli arazi ve uygun ekolojik koşullarla daha geniş bir yelpazede verimlilikle beraber kalitenin de esas alındığı, gerek üretim gerekse pazarlama açısından istenilen oranda başarının sağlanabildiği meyve yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılmasını hedefledik. Havza çalışmalarında arz ve talep dengelerini gözeterek, iç ve dış pazar ihtiyacını karşılayabilecek, ekonomik ve ekolojik olarak en uygun meyve yetiştiriciliğini yerleştirmeyi amaçlıyoruz. Böylece taze tüketimin yanı sıra sanayi ihtiyacını da karşılayabilecek, belli havzalarda belli sayıda meyvenin yetiştirileceği bir yapıya kavuşacağız.”</p>
<p><strong>Ceviz öne çıkıyor</strong></p>
<p>Meyvecilik yatırımlarında cevizin ağırlığı giderek artıyor. Halen Hakkari, Kastamonu, Çorum, Bursa, Denizli, Tokat, Kırşehir, Bingöl, Siirt, Sakarya, İzmit gibi illerde ciddi ceviz üretimi var ve sürekli yeni bahçeler kuruluyor. Gaziantepli Naksan, Ramsey, Ataman gibi şirketler plantasyon ceviz bahçeleri kuruyor. Ceviz üretimine sadece Tarım Bakanlığı değil, Çevre ve Orman Bakanlığı da destekler veriyor. Çevre ve Orman Bakanlığı, ağaçlandırma projeleri çerçevesinde 49 yıllığına ücretsiz alan tahsis ediyor. Tarım Bakanlığı ise fidanların yarı ücretini ödüyor.</p>
<p>Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Akça, ceviz aşığı bir bilim adamı. Zamanının önemli bir kısmını ceviz bahçelerinde geçiriyor. Büyük bahçelere danışmanlık yapıyor. Akça, son dönemlerde Türkiye’nin her yerinde ceviz bahçeleri kurulduğunu, büyük sermaye gruplarının bu alana yöneldiğini vurguluyor. Akça’nın bu işe girecek yatırımcılara önerileri ise şöyle:<br />
“Küçük çaplı ticari yatırımlara en az 50 dönümle girilmeli. Yoksa para kazanmak zor. Büyük ve daha profesyonel yatırımcılarsa önce 100 dönüm alanda antrenman yapmalı. Orta vadede 500 dönüm, uzun vadede 1.000 dönüme ulaşabilirler. Ancak entegre bir işletme haline gelip markalaşmaları şart. Ölçek ekonomisine göre hareket eden yatırımcı her zaman kazanır. Yatırım doğru yerde ve doğru cinsle yapılmalı. Sıcaklık 40 derecelere çıktığında cevizlerin içi kararabiliyor. Özellikle ilkbaharda geç don olaylarının görüldüğü yerler de uygun değil.”</p>
<p>Prof. Akça, cevizle iki bakanlığın ilgilenmesini hem şans hem de şansızlık olarak değerlendiriyor. Bu durumun bürokrasiyi artırdığını düşünen Akça, “İki bakanlık koordineli hareket etmeli. Hatta Kalkınma Bakanlığı da devreye girip koordinasyonu sağlamalı. Çeşitlere, hangi bölgelerin teşvik edileceğine, desteklere birlikte karar verilmeli. Türkiye’de halen yılda 80 bin ton ceviz üretiliyor. 60 bin ton da ithalat var. En az 25 bin ton da kaçak yollarla giriyor. Ceviz çok değerli bir meyve. Kullanım alanı yaygın. Geleceği parlak. Yatırım yapan kazanır” diyor.</p>
<p><strong>Narenciyenin modası geçmez</strong></p>
<p>Portakal, mandalina, limon ve greyfurttan oluşan narenciye pazarının yıllık hacmi 1.5 milyar doları buluyor. Yıllık ihracatı 750 milyon dolar civarında narenciye ürünlerine yatırım, kıyı şeridindeki girişimcilerin her zaman ilgi odağında.</p>
<p>Narenciye, Ege ve Akdeniz sahil şeridinde yoğun olarak üretiliyor. İklimin uygun olduğu bölgelerde narenciye bahçesi kurulması tavsiye ediliyor. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı ve Kavak Tarım Ürünleri’nin sahibi Ali Kavak, ihracat şansı olan narenciyenin üreticiye her zaman kazandırdığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Kirazın yıldızı parladı</strong></p>
<p>Kirazda dünya lideri olduğumuzu başta belirtmiştik. Ülkemizde yılda 500 bin tona yakın kiraz üretiliyor. Yıllık ihracat gelirimiz 150 milyon doları aşmış durumda. Kocaeli, Sakarya, Bursa, Bilecik, Kütahya, Ankara, Amasya, Tokat, Manisa, İzmir, Uşak, Afyon, Denizli, Isparta, Konya, Antalya, Karaman, Niğde, Mersin, Adana, Malatya, Elazığ ve Kahramanmaraş’ta kiraz üretilebilir. İhracat şansı yüksek bir ürün.<br />
Türkiye’de kiraz deyince akla ilk gelenlerden biri kuşkusuz Alara Fidancılık ve Alanar Tarım’ın sahibi Yavuz Taner&#8230; Taner, Türkiye’deki büyük yatırımlarının yanı sıra Arjantin, Şili, Güney Afrika ve İngiltere’de bile kiraz bahçeleri kurmuş bir isim. Kiraz girişimcilerine yol gösteriyor, yatırımlara rehberlik ediyor&#8230;<br />
Yavuz Taner, iyi ürün yetiştiren yatırımcının hiç kaybetmediğini hatırlatıyor ve “Pazar isteklerine göre üretim yapanlar her zaman kazanır” diyor. Babasının izinden giden Kerim Taner’in yeni yatırımcılara önerileri ise şu şekilde:</p>
<p>“Her işte olduğu gibi yeni yatırımcılar başarı kriterlerini çok iyi analiz etmeli. Başlangıç ölçeğini çok iyi belirlemeli ve öğrene öğrene, tecrübe kazana kazana büyüme planları yapmalı. Ziraat için lokasyon da çok önemli. Tabiatın doğal olarak yatırımınızı destekleyici olması gerek. Seçtiğiniz arazi kaliteli olmalı; verimli ve sürdürülebilir üretimi desteklemeli. Seçtiğiniz çeşitler pazar taleplerini karşılayabilmeli. Büyük bütçeli yatırım modellerinde farklı bölgelere orta ölçek yatırımlar, tek yere tüm yatırımı kanalize etmekten daha doğru olabilir. İklim riskini bu şekilde dağıtabilirsiniz.”</p>
<p><strong>Elma suyu tetikledi</strong></p>
<p>Elma, sağlıklı beslenme uzmanları tarafından en çok tavsiye edilen meyvelerin başında geliyor. Meyve suyu üreticilerinin de bu trendi takip ederek elma suyunun payını artırması elma bahçeciliğine ilgiyi artırdı. Elma deyince akla hemen Amasya ve Isparta geliyor. Ancak üretim miktarlarına bakınca Karaman’ın bu illerin önüne geçtiğini görüyoruz.</p>
<p>Aslında Türkiye’nin hemen her bölgesi elma yetiştiriciliğine uygun. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) kayıtlarına göre 54 milyon 352 bin elma ağacımız var. Yılda 2.6 milyon ton elma üretimiyle dünya üçüncüsüyüz. Karaman, yıllık 500 bin ton üretimle toplam üretimin yüzde 20’sini karşılıyor. Karaman’daki 3 bin civarında üretici modern bahçelerde elma üretiyor.</p>
<p>Bu noktada, Karaman’daki bu atılıma Bifa Bisküvileri’nin sahibi Necati Babaoğlu’nun bin 500 dönümlük örnek bir bahçeyle öncülük ettiğini belirtelim&#8230; Babaoğlu, “Tamamen hobi amaçlı başladığımız elma bahçemiz, adı gibi örnek bir bahçe oldu. Karamanlı hemşerilerimiz bugün meyvecilikte iddialı hale geldiyse bu bahçenin katkısı büyüktür” diyor.</p>
<p>Karaman Ziraat Odası Başkanı Ercüment Yılmaz, ilde elma üretimi ve üretici sayısı hızlı artsa da bu üründe hala şans olduğunu düşünüyor. Buna gerekçe olarak elma tüketiminin her geçen gün artmasını gösteriyor.</p>
<p>Yine sanılanın aksine elma üretiminde ikinci sırada Denizli var. Bu ile bağlı Çivril ilçesinde yeni elma bahçeleri kuruluyor. Çivril Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özkul, elma üretiminde önemli mesafe aldıklarını söylüyor. Çivril’de 60 bin tonluk soğuk hava deposu bulunduğunu hatırlatan Özkul, meyve bahçeleriyle birlikte işleme tesislerinin de hızla arttığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Nar tanesi nur tanesi</strong></p>
<p>Nar, antioksidan özelliğiyle en çok tercih edilen meyvelerden biri. Yatırımcının de tüketicinin de ilgisinin yoğun olduğu bir meyve. Narda 100 bin tonu aşan yıllık üretimle dünya ikincisiyiz. Özellikle nar suyunun beğenilmesi ve meyve olarak da ciddi talep görmesiyle peş peşe nar bahçeleri kurulma başladı. Bu ilginin aynı hızla olmasa da halen devam ettiğini belirtelim. Ancak uzmanların nar konusunda önemli bir uyarısı var. Kolay tanelenebilen türlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Aksi halde yaptığınız yatırım hüsran olabilir. Ayrıca sofraya mı meyve suyu şirketine mi üretim yapacaksınız ona göre fidan seçimi yapmalısınız. Geçmişte moda olan nara yatırım yapanların önemli bir kısmının bahçelerindeki ağaçları sökmek zorunda kaldığını belirtelim.</p>
<p>Türkiye’nin hemen her bölgesinde nar yetişebiliyor. Ancak her yerde aynı verim alınamıyor. Ticari üretim yapmak ve yüksek verim almak istiyorsanız incir ve zeytinin yetiştiği bölgelerde bu ürünü dikmelisiniz. Nar üreticisi Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara’nın bir bölümünde daha verimli ürün alabilir.<br />
Bu arada, nar bolluğu meyve suyu üreticilerini de harekete geçirmiş durumda. Nar suyuna hem iç hem de dış piyasadan ciddi talep var. Nar suyu ve nar özü için ciddi yatırım yapan firmalardan biri de Aroma&#8230;<br />
Aroma Genel Müdürü Mahmut Duruk, nar suyunun dünya genelinde kabul gören bir ürün haline geldiğini hatırlatıyor ve “Sağlık açısından yararlı olduğuna dair bilgiler tüketimi körükledi. Avrupa ve Amerika pazarlarında ciddi fırsatlar var. Üreticilere ihracat şansı yüksek olan Hicaz ve Amerikan tipi nar dikmelerini öneriyorum” diyor.</p>
<p><strong>Kivi tüketimi artıyor</strong></p>
<p>C vitamini deposu kivi, tropikal bir meyve. Ancak Karadeniz ve Akdeniz’in nem açısından uygun bölgelerinde de üretilebiliyor. Nitekim özellikle Doğu Karadeniz’de çaya alternatif olarak oldukça yoğun ilgi gördü. Türkiye’nin yıllık kivi tüketimi henüz 50 bin ton civarında. Ülkemizdeki üretimse yaklaşık 15 bin ton. Kalan kısım ithalatla karşılanıyor.</p>
<p>Kivi bahçesi kuracaklar için de ciddi fırsatlar var. Rize’de başlayan üretim, zamanla bu ilin ilçelerine ve Karadeniz’in diğer bölgelerine de yayılmaya başladı. İç talebe bağlı olarak Ege ve Akdeniz kıyılarında da kivi bahçeleri giderek yaygınlaşıyor.</p>
<p>Önemli kivi tedarikçilerinden Kivita’nın sahibi Yılmaz Çoruh, bu ürünü Karadeniz’de çay ve fındığa önemli bir alternatif olarak görüyor. Kivi’nin Türkiye için yükselen bir değer olduğunu düşünen Çoruh, sözlerini şöyle sürdürüyor:</p>
<p>“Halen üretim, tüketimin dörtte birini karşılayabiliyor. Kivi üretimi giderek yaygınlaşıyor. Rize’nin ardından Trabzon, Ordu ve Giresun’da bahçeler kuruluyor. Ege ve Akdeniz’de de yeni bahçeler yapılıyor. 5 yıl sonra Türkiye ihracatçı konumuna bile gelebilir.”</p>
<p>Ancak Çoruh’un bu işe gireceklere bir de uyarısı var: “Geçmişte erken hasatlar yapıldı. Umduğu tadı bulamayan tüketici küstü. Erken toplanan meyve acımsı oluyor. İlk defa yiyen de bu meyveden soğuyor. Kendi bacağımıza kurşun sıkmayalım.”</p>
<p>Markalı meyveleriyle tanınan İdeal Tarım, Türkiye’nin ilk kivi markasını Verita ismiyle 1996 yılında piyasaya sunmuştu. İdeal Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Birincioğlu’nun bu meyveyle ilgili değerlendirmesi şöyle:</p>
<p>“Kivi, çay ve fındığın alternatifi olmaya başladı. Üretim sahaları sürekli genişliyor. Yakın zamanda kivide kendi kendimize yeten bir ülke olacağımızı düşünüyorum. Kivi fidanı 3 yılda meyve vermeye başlar. Fındığı kendin toplarsan kazanırsın. O da kendi çalıştığını yevmiyeye sayarsan. Kivi dönüm başına 4 bin 500 TL kazandırabilir. Fındıktan bu parayı kazanma şansınız yoktur. Ticari olarak satılabilen tek kivi türü hayward. Türkiye’de de bu tip üretiliyor. Kivi üretimine girip de pişman olan yok.”</p>
<p><strong>Yerli muz,ithal muza karşı</strong></p>
<p>Türkiye’de muzun ticari olarak üretimi cumhuriyetin ilk yıllarına dayanıyor. Tropikal bir meyve olan bu meyve de sınırlı bir bölgede yetişiyor. Türkiye’nin iklim koşulları, muzun sadece Mersin’e bağlı Anamur ve Bozyazı ile Antalya’ya bağlı Alanya ve Gazipaşa ilçelerinde üretilmesine imkan tanıyor. Daha önce Antalya’nın Serik, Finike ve Kumluca ilçelerinde de deneme üretimleri yapılmış ama istenilen verim alınamamış.</p>
<p>Türkiye’nin yıllık muz üretimi 200 bin ton civarında. Toplam tüketimse yaklaşık 400 bin ton. Yani ihtiyacın yarısı ithalatla karşılanıyor. Türkiye muz pazarının hacmi 1.2 milyar TL olarak hesaplanıyor.<br />
Muzda ciddi bir ithalat olduğu için yerli üreticinin şansı yüksek. Ancak Anamur Muz Üreticileri Derneği Başkanı Niyazi Sinanoğlu, “Maliyeti yüksek olduğu için üretim artmıyor. Örtü altı dediğimiz sera yatırımları da yavaş gidiyor. Bu noktada kredi desteğine ve teşviklere ihtiyaç var” diyor.<br />
Alanya Muz Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Güney ise üreticiyi bilinçlendirmek amacıyla eğitimler düzenlediklerini söylüyor: “Onları muz üreticisi ülkelere götürerek yerinde incelemeler yapıyoruz. Muz ülkemizde sınırlı bir bölgede yetişiyor. Bu yüzden metrekare başına üretimi artırmanın yollarına bakmalıyız. Yeni üreticilerin girmesini sağlamalıyız.”</p>
<p><strong>Deveci armudu</strong></p>
<p>“Armudun iyisini ayılar yer” demiş atalarımız. Bursa’nın Ağaköy’ü ise “Armudun iyisi zengin eder” deyişinin bir örneği olsa gerek&#8230; Aslında deveci armudu, Samsunlu girişimci Lütfi Deveci tarafından geliştirilmiş. Kış aylarında dayanıklı bir tür. Görüntüsü, iriliği ve lezzetiyle tüm diğer armut çeşitlerinden farklı. Tanesi 200-350 gram geliyor. En irisi 2 kilo 867 gram olarak literatüre girmiş.<br />
Uzmanlar, armut yatırımı yapacaklara önce Ağaköy’ü görmelerini tavsiye ediyor. Bir meyvenin bir köyü nasıl zenginleştirdiğini gördüğünüzde sanırız kafanızdaki soru işaretleri büyük ölçüde yok olacak. Yetişkin bir santa maria ağacı, yılda 200-300 kilo armut verirken, deveci armudunda bu miktar 350-400 kiloya kadar çıkabiliyor. Bir dönüm araziye 40 deveci armudu dikilebiliyor. Yetişkin bir bahçeden ağaç başına 150 kilodan 6 ton armut alınabiliyor.</p>
<p>Ancak deveci armudu her yerde yetişmiyor. Yetişse de belirgin özelliklerini ortaya çıkaramıyor. Bu meyvede en iyi sonuç Samsun ve Bursa ovalarında alınabiliyor. Ekim ayında hasat ediliyor ve 7 ay depolama ömrü olduğu için çok makbul sayılıyor.</p>
<p><strong>Kayısıda dünya lideriyiz</strong></p>
<p>Dünya kayısı üretiminde açık ara lider konumundayız. 2.5 milyon tonluk dünya üretiminin 580 bin tonunu Türkiye karşılıyor. Yaş kayısıda yüzde 20, kuru kayısıda ise yüzde 90 pazar payına sahibiz. Kurutmalık kayısıda Malatya dışında Elazığ, Niğde ve Nevşehir de söz sahibi. Sofralık kayısıda ise Mut, Iğdır ve Kars, Malatya’yla birlikte önemli üretim merkezleri olarak dikkat çekiyor.</p>
<p>Türkiye kayısı üretiminde söz sahibi herkesin bildiği gibi Malatya. Şehir halkı ‘mışmış’ ya da ‘mişmiş’ olarak adlandırdığı bu meyve seyesinde önemli bir ekonomik güce hükmediyor. Bu sözcük Arapçada kayısı anlamına geliyor. Kayısı pazarının yıllık büyüklüğü 350 milyon dolar olarak hesaplanıyor.<br />
Malatya’da 35 bin aile bu işten geçimini sağlıyor. İlde 7 milyona yakın kayısı ağacı var. Her yıl buna 100 bin ağaç ekleniyor.</p>
<p>Kayısı ağacı dikecekler için halen fırsat var. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Erkoç, kayısının bir ihracat ürünü olduğunu vurguluyor ve “Hem içeride hem de dış piyasada ilgi gören bir meyve. Üretimin yüzde 20’si iç piyasada tüketiliyor. 300 milyon dolarlık ihracat söz konusu. Yeni ağaçların gelmesi pazarı büyütür” diyor.</p>
<p><strong>Türkiye üzüm cenneti</strong></p>
<p>Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine hemen her ilimizde yetişen bir meyve üzüm. TÜİK verilerine göre, 2011 sezonunda 4 milyon 500 bin ton üzüm üretilmiş. Geçen sezon üretilen üzümlerin 2.3 milyon tonu sofralık, 1.5 milyon tonu kurutmalık, 700 bin tonu da şaraplık olarak değerlendirilmiş. Yaş üzümün yüzde 30’unun da pekmez üretiminde kullanıldığını belirtelim.</p>
<p>Türkiye üzüm piyasasının 3 milyar TL’yi bulduğu tahmin ediliyor. Türkiye bu rakamlarla dünya üzüm üretiminde beşinci sırada yer alıyor. Sofralarımızda artık sadece siyah ve yeşil üzüm görmüyoruz. Koyu mor, açık mor gibi rengarenk türler de sofralarımızı süslüyor. Ülkemizde özellikle sofralık ve kurutmalık türleri yaygın olsa da son dönemlerde kaliteli şarap bağları da hızla artıyor. Bu alanda doğru üzüm seçimi yapılırsa fırsatlar söz konusu. Diren Şarapçılık Yönetim Kurulu Üyesi Erol Diren, üreticiye şu tavsiyelerde bulunuyor:</p>
<p>“Anadolu’nun her yerinde farklı isimlerle çeşitli kalitelerde üzümler yetişebiliyor. Son dönemde kırmızı üzüm ve kırmızı şarap trendi var. Bazı kırmızı üzüm çeşitlerinin kıymetli şarap verdiğini ve sofralık olarak da değerli olduğunu biliyoruz. Üzüme, bağcılığa girmek isteyenler bunlara dikkat etmeli. Bağ kurmak isteyenler bölge şartlarını göz önünde bulundurup iklime, bölgeye uyumlu, kolay adapte olabilen üzüm çeşitlerini tercih etmeli. Üzüm her yerde olur ama tüm çeşitler her yerde yetişmez. Üzümün iklime ve toprağa bağımlılığı vardır. Nitekim özelliklerine göre bazı çeşitlerin iyi olmadığı yerde bazıları gayet güzel sonuçlar verebiliyor. Sanayiye yönelik çeşitlere gitmekte fayda var. Sadece sofralık çeşit üretenler satış ve pazarlamada güçlük çekebiliyor. Son dönemlerde sofralık üzüm fiyatları şaraplıklara göre düşük kaldı. Şaraplık üzümün arkasında bir sanayi var ve sanayici her halükarda o üzümü almak isteyecektir. Pazarlama sıkıntısı yaşamamak adına önce şaraplık kırmızı üzümün tercih edilmesi avantajlı olabilir.”</p>
<p><strong>Şeftali ve nektarin</strong></p>
<p>Yılda 550 bin ton şeftali ve nektarin üretimiyle dünya altıncısı konumundayız. Genelde diğer ülkelerde şeftali ve “tüysüz şeftali” olarak da bilinen nektarin yarı yarıya üretiliyor. Türkiye’de ise halen üretimin yüzde 95’i şeftali, yüzde 5’i jise nektarinden oluşuyor. Ancak son zamanlarda bizde de nektarin bahçelerinin alanı hızla artıyor. Bursa, Çanakkale, İzmir gibi illerde ciddi bahçeler kuruluyor. Bu konuda en ciddi hareketlilik Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde görülüyor. Elmasıyla da ünlü olan ilçe, son yıllarda nektarin üretimine ağırlık vermeye başlamış. Hatta Bayramiç Ziraat Odası bölgeye haz özel bir tadı olan nektarini “Bayramiç Beyazı” diye tescillemiş. Bayramiç Ziraat Odası Başkanı İsmail Pehlivan’ın bu meyveyle ilgili değerlendirmesi şu şekilde:</p>
<p>“İlçemizde ciddi bir elma üretimi var. Türkiye üretiminin yüzde 6’sını karşılıyoruz. Ancak son dönemlerde nektarine yoğunlaştık. Bayramiç Beyazı diye de ismini tescilledik. Diğer bölgelerde yetişenlerden farklı. 11 bin tonluk üretime ulaştık. Halen6 bin dekarda üretim yapıyoruz.</p>
<p>Nektarin karlı bir meyve. Ancak bu işe gireceklere en az 30 dekarla başlamalarını tavsiye ediyoruz. Ticari açıdan en az bu ölçekte dikim şart. Bir dekar bahçeye 50-65 fidan dikilebilir. Arsa hariç bir dekar bahçenin maliyeti 2 bin 500 TL’yi geçmez. 1 dekardan 3 ton ürün alınabilir. Kilosu 3-4 TL’den satılıyor.”</p>
<p><strong>Zeytinde doğru çeşit önemli</strong></p>
<p>Deyim yerindeyse Anadolu’nun dağı taşı zeytin ağacı oldu. Çok değil 10 yıl önce 90 milyon civarında olan zeytin ağacı sayısı 180 milyona yaklaştı. Özellikle Mut, Tarsus, Osmaniye, Kilis ve Şanlıurfa’da muazzam bir atak var. Bu bölgeler çok değil önümüzdeki birkaç yıl içinde çok önemli zeytin merkezleri haline gelecek. Söz konusu bölgelerdeki yeni üretim alanları asıl bu sezon devreye girecek. Bu yıldan itibaren hem yağlık hem de sofralık zeytinde bolluk yaşanabilir.</p>
<p>Peynirleriyle tanınan Kaan Gıda, aynı zamanda önemli bir zeytin üreticisi. Kaan Gıda’nın kurucularından Hasan Kaan, zeytin ağacı dikeceklere şu uyarıyı yapıyor: “Bu saatten sonra ancak sanayi tipi yeşil zeytin dikenler için fırsat olabilir. Trilye ve siyah zeytinde doyuma ulaşıldı.”</p>
<p><strong>Riski sevenlere kamkat ve lime</strong></p>
<p>Meyvecilik yatırımı yapacaklar için iki yeni alternatif var: Lime ve kamkat. “Misket limonu” olarak da bilinen lime, son dönemin trend meyvelerinden biri haline geldi. Kilosu sezonunda 5, sezon dışında ise 20 TL’ye kadar alıcı bulan lime, yeni bir fırsat kapısı olarak gösteriliyor. Üretimi çok zor ve sadece belli bir iklim kuşağında yetişiyor. Ancak pazarı hem yurtiçi hem de yurtdışında hazır. Kokteyllerin vazgeçilmezi. Dünya mutfaklarının birçoğunda yemekler ve tatlılarda kullanılıyor. Türkiye’de de kullanımı katlanarak artıyor. O kadar ki artık zincir marketlerin reyonlarında kendine özel bir yer bile bulmaya başladı.<br />
Limon, sıcak iklimi seven bir meyve. Bu yüzden de Mersin, Adana, Antalya ve İzmir’de yaygın olarak üretiliyor. Türkiye’nin önemli narenciye ihracatçılarından İzmir merkezli Kral Tarım’ın yetkililerinden Erdinç İnan Yılmaz da limenin sürümünün zayıf olduğunu, bu yüzden kayda değer cirolar oluşmadığını söylüyor.</p>
<p>“Minyatür portakal”, “süs portakalı”, “altın portakal” olarak da bilinen kamkat için deneme üretimleri başarılı sonuç verdi. Bu narenciye türü özellikle tropikal bölgelerde ticari olarak üretilip satılıyor. Avrupa’ya kilosu ortalama 2 euro’dan ihraç ediliyor. Narenciye ürünleri arasında en fazla C vitamini içerenin kamkat olduğu belirtiliyor. Ayrıca içinde protein bulunan tek meyve.<br />
İklim şartları açısından riskli olmasına rağmen küçük ölçeklerle deneme üretimi yapılabilir. Erdinç İnan Yılmaz, “Şu an çok küçük bahçeler var. Ancak yakında büyüklerinin de kurulacağını düşünüyorum. Biz de küçük bir bahçe kurduk. Şimdilik üretimimiz ticari boyutlarda değil. Ama ileride neden olmasın? İhracat potansiyeli olan bir meyve. Yurtdışında yaygın olarak tüketiliyor” diyor.</p>
<p><strong>Her mevsim çilek var</strong></p>
<p>Bitki türü meyveler arasında ise çilek ön plana çıkıyor. Ülkemizde kış başlarında bile artık çilek bulmak mümkün. Bahar ayında açık alanda yapılan çilek üretimi, kış aylarında seralara taşınıyor. Hem yurtiçi hem de yurtdışında çok talep gören bir meyve olduğu için yatırımcılara ciddi fırsatlar sunuyor. Pazar sıkıntısı yaşanmıyor.</p>
<p>Çilek üretiminde Silifke ve Anamur öne çıkıyor. Türkiye çilek üretiminin neredeyse yarısını bu ilçeler karşılıyor. Silifke Çilek Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Özmen, aynı zamanda büyük çilek üreticilerinden biri&#8230; Acem Tarım’ın ortaklarından olan bulunan Özmen, halen 2 bin dönüm arazide çilek yetiştiriyor. Ahmet Özmen, “Silifke’nin ova köylerinin yüzde 80’i bu işten geçimini sağlıyor. 2004 yılından itibaren üretim arttı ve bütün köyler bu alana yöneldi. Ürettiğimiz çileğin 25 bin tonu ihracata gidiyor. Çilek, üreticisinin yüzünü güldürüyor” diyor.</p>
<p><strong>Tarımın duayeninden 9 çeşit meyve önerisi</strong></p>
<p>Alara Tarım, Türk meyveciliği için önemli başarı öykülerinden biri. Bu şirketin kurucusu Yavuz Taner, 2007 yılında işleri oğlu Kerim Taner’e devretmişti. Kerim Taner de bir süre sonra şirketi yabancı yatırımcılara sattı&#8230;<br />
Yavuz Taner, şu sıralar Alara Fidancılık ve 2007 yılında kurduğu Alanar Tarım’la ilgileniyor. Alanar Tarım, ağırlıklı olarak kiraz, Bursa siyah inciri, kayısı, Japon eriği, nar, nektarin, renkli üzüm, elma ve Trabzon hurması üretiyor. Bu meyveleri hem bahçesini kuruyor hem de fidanlarını geliştiriyor. Manisa, Antalya, Afyon, Bursa, Adana, Çanakkale ve Mersin’de bahçeleri var.<br />
Taner, “Kiraz ve Bursa siyah inciri bizim ilk işimiz. Halen 9 çeşit meyveyle uğraşıyoruz. Taze paketlemeye uygun, raf ömrü uzun meyve çeşitleri geliştirdik. Japon eriği bahçeleri kuruyoruz. Aynı zamanda fidanlarını da satıyoruz. Bu meyvenin 60 gün depolama ömrü var. Dolayısıyla sezonu uzatıyoruz. Amerikalıların ‘wonderful’ dedikleri nar çeşidini getirdik. İhracat pazarlarında bu nar çok tuttu. Renkli çekirdeksiz üzüm çeşitlerini getirdik. Renkli üzümler antioksidan özelliği nedeniyle tercih ediliyor” diyor.<br />
Yakında yeniden ihracat atağına geçmeyi planlayan Yavuz Taner, meyvecilik yatırımı yapacaklara ise şu önerilerde bulunuyor: “Bu işe hobi gibi değil bir işletme mantığıyla yatırım yapılmalı. Pazar araştırmalarını iyi yapmalı, ölçek ekonomisiyle hareket etmeli, modern teknolojileri kullanabilecekleri fidanları tercih etmeliler. İşi kısmete bırakmamalı, özen göstermeliler. Bu işin uzmanlarından destek almalılar. Bu konuda bir örnek vereyim: Ülkemizde ağırlıklı olarak Hicaz narı yetişiyor. Ancak birçok üretici yetişme sırasında tam olarak ağaca bakmadı, doğru hasat yapmadı ve Hicaz narının yüzde 30’u çöpe gitti. Oysa fire oranı yüzde 5’i geçmemeli. Bu yüzden uzman yardımı şart.”</p>
<p><strong>Anadolu Etap ilk 5 e oynuyor</strong></p>
<p>Tuncay Özilhan’ın sahibi olduğu Anadolu Grubu ile Özgörkey ailesinin ortaklaşa kurduğu Anadolu Etap, meyvecilik yatırımlarını tüm hızıyla sürdürüyor. Başlangıçta sadece Coca-Cola’nın Capy markalı meyve suları için şeftali üretmeyi planlayan şirket, şimdi bu meyvenin yanına vişne, nektarin, elma ve narı da eklemiş. Sadece sanayi değil sofralık tüketim için üretim yapılmasına karar verilmiş, Anadolu Etap Genel Müdürü Demir Şarman, etap etap devam eden 500 milyon dolarlık meyvecilik yatırımıyla ilgili şu bilgileri veriyor:<br />
“Amacımız markalı meyveler üretmek. Şu anda 350 bin adet ağaca ulaştık. Bu yılın sonuna kadar 1 milyon, 2014’te ise 3 milyon ağaca ulaşacağız. 2020 hedefimizse 10 milyon ağaç. Bahçelerimizde şeftali, elma, nektarin, vişne ve nar ağaçları olacak. Şu ana kadar şeftali ve vişne diktik. Bu yıl elmaya ağırlık vereceğiz. Hem sofraya hem de sanayiye dönük üretim yapacağız. Bugüne kadar 90 milyon dolar yatırdık meyveciliğe. Bu yıl sonunda 220 milyon dolara ulaşacağız. Yatırımın toplamı 500 milyon doları bulacak.<br />
Bahçelerimiz ülkenin değişik bölgelerine dağılacak. Güney Marmara, Ege, Akdeniz, Kuzey Toroslar’da bahçe kuracağız. Şu ana kadar 9 bin dönüme ulaştık. Meyve ağaçlarımız 1.5 yaşında. Meyve almaya başladığımızda markalı olarak satacağız. Dünyanın her köşesine satmak gibi bir derdimiz yok. Hedefimiz Batı Avrupa ülkelerinin market zincirleri.”</p>
<p><strong>Mehmet YAYLA / Mango Gıda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı</strong></p>
<p><strong>Tek sorunumuz arazi ölçeklemesi</strong></p>
<p>İklim, güneşlenme, su ve toprak açısından dünyanın ender ülkelerinden biriyiz. Tek eksikliğimiz arazi ölçeklemesi. Araziler gerekli ölçeklere ulaştırılabilirse tarım açısından çok cazip bir ülke oluruz. Bilinçli meyvecilik her geçen gün gelişiyor. Konya, Isparta, Çanakkale, Kayseri, Malatya ve Denizli elma diyarı oldu. Ancak her üründe daha gidilecek çok yol var.<br />
Mango Gıda olarak Carrefour, Migros gibi büyük marketlere meyve sebze tedarik ediyoruz. Ciromuzun yüzde 40’ını meyve ticareti oluşturuyor. Kendi bahçemiz yok ama planlarımız içinde kurmak var.<br />
Girişimcilere zirai danışman almadan, pazar araştırması yapmadan bu işe girmemelerini öneriyoruz. Sabır ve emekle bu işte ciddi paralar kazanabilirler. Kolay pazarlama ve ekonomik açıdan değer bulabilmesi için mutlaka sertifikalı fidanları tercih etmeliler.</p>
<p><strong>İçi dolgun ve beyaz cevizi tercih ediyoruz</strong></p>
<p>Necat GÜLLÜ / Baklavacı Güllüoğlu Yönetim Kurulu Başkanı<br />
Kaliteli ceviz Türkiye’de Niksar ve Şebinkarahisar’da yetişiyor. Fakat üretim için gereken talebi karşılamıyor. O yüzden Türkiye’de ceviz talebinin yüzde 75’i ithal olarak karşılanıyor. İthal edilen ülkelerin başında Şili, Ukrayna, İran, Azerbaycan, Moldovya, Ukrayna, Romanya, Türkmenistan gibi ülkeler geliyor. En önemli ceviz üreticisi ülkelerden biri de Amerika Kalifinorya’dır. Baklavacı Güllüoğlu olarak, en önemli kriterimiz kaliteli hammadde kullanımıdır. Fıstık bizim için ne denli önemli ve özelse ceviz için de aynı hassasiyette davranıyoruz. Hem yerli üretimi desteklemek hem de kalitemizden ödün vermemek adına yerli ceviz olarak, Niksar ve Şebinkarahisar’da yetişen cevizleri kullanırken, yurtdışından aldığımız cevizi ise Kaliforniya’dan ithal ediyoruz. Baklavacı Güllüoğlu cevizli baklavalarının yanı sıra cevizli sucuk, cevizli lokum gibi ürünlerinde de ceviz içi kullanıyor. Tüm ürün gruplarımız için ortalama tüketimimiz yıllık 15-20 bin ton civarında. Ceviz seçiminde çok özenli ve titiz davranıyoruz. Cevizin içinin dolgun, beyaz ve taze kırılmış olması gerekiyor.</p>
<p><strong>Migros geçen yıl 100 bin ton meyve sattı</strong></p>
<p>Türkiye’nin en büyük marketler zinciri Migros, aynı zamanda “iyi tarım uygulamaları”na öncülük eden bir kurum. Manav reyonunda 120 çeşit meyve bulunduran Migros, geçen yıl 100 bin ton satış gerçekleştirdi.<br />
Migros yetkililerinin verdiği bilgiye göre, geçen yıl en çok talep gören meyveler karpuz, muz, elma, kivi, portakal, nar, erik ve üzüm oldu. Migros, meyveleri ağırlıklı olarak Ege, Akdeniz, Karadeniz, Marmara ve İç Anadolu; üzüm, karpuz ve narı ise Güneydoğu Anadolu’dan alıyor. Bölgelere has meyveleri ise yerinden temin ediyor. Doğu Anadolu’nun Iğdır kayısısı buna bir örnek&#8230;</p>
<p><strong>Sanayi tipi meyvecilikte de gelecek var</strong></p>
<p>Ülkemizde genelde sofralık veya ihracata dönük meyve üretiliyor. Oysa meyve suyu üretimi ve tüketimi de ciddi boyutlara ulaşmış durumda. 1 milyon tonun üzerinde meyve fabrikalarda işlenip şişeleniyor. Bu alana dönük de üretim yapmak cazip olabilir. MEYED (Meyve Suyu Endüstrisi Derneği) Başkanı Alaaddin Güç, sektörün meyve temininde güçlük çektiğini hatırlatıyor ve meyve bahçeciliğine yatırım yapanların uzun vadede kazançlı çıkacağını düşünüyor:</p>
<p>“Sanayici istikrarlı bir şekilde meyve tedariki sağlamak için çalışmalar yapıyor. Meyvesini kendi yetiştiren meyve suyu üreticileri var. İhtiyaçlarının küçük bir miktarını da olsa kendileri yetiştiriyor. İleride her meyve suyu markasının kendi bahçeleri olacaktır. Ancak tamamını kendilerinin yetiştirmesi mümkün değil. Sanayiciyle işbirliği içinde kontrata dayalı sözleşmeli üretimler yapılmalı. Sanayici, bahçe sahibini desteklemeli. Malını satma garantisi ve teknolojik destek vermeli. Şu anda bu söylediklerim kısmen yapılıyor. Ama daha fazla yaygınlaştırılmalı. Tarım Bakanlığı sanayi meyveciliğini teşvik etmeli. ”</p>
<p><strong>Meyve bahçesi kurmanın maliyeti</strong></p>
<p>Aslında meyve bahçesi kurmanın maliyeti oldukça makul seviyelerde. Son dönemlerde iki tip ağaç tavsiye ediliyor: Klasik anaç ya da bodur&#8230; 1 dönümlük bir araziye klasik anaç olarak, meyvenin türüne göre 20 fidan dikilebiliyor. Klasik anaç fidanlarının tanesi ortalama 5 TL. Bu durumda dönüm başına fidan maliyeti 100 TL oluyor.<br />
Bodur ağaçlarda ise durum biraz daha farklı. Bir dönüm araziye 60 ağaç dikebiliyorsunuz. Bodur fidan fiyatı ise 15 TL. Yani yaklaşık 900 TL fidan maliyeti karşımıza çıkıyor. Bu maliyetlerin üzerine tarla, sulama, budama ve en az 4 yıllık ürün yetişme sürecini de eklemek gerekiyor.<br />
Uzmanlar, daha çabuk büyüyen ve çok meyve veren bodur ağaçları tavsiye ediyor. Görünüşte pahalı olsa da bodur ağaçların daha verimli olduğu vurgulanıyor. Fidanlar, genelde sonbaharda yaprak dökümü ile ilkbaharda ağaçlara su yürümesine kadar geçen devrede dikiliyor. Kısacası, 1 dönümlük arazi için fidan, sulama, bakım ve ilaçlama dahil arsa maliyeti hariç 2 bin 500 TL’lik maliyet söz konusu.<br />
Tabii bu işin ekonomik ölçeklerde olabilmesi için uzmanlar en az 50 dönüm arazi tavsiye ediyor. Aksi halde para kazanmanın zor olduğu belirtiliyor. Sanayicilerse 1.000 dönüm ve üzeri ölçeklerde üretim yapılmasını arzu ediyor.</p>
<p><strong>Tarım Bakanlığının meyvecilik destekleri</strong></p>
<p>* Sertifikalı fidan desteği: AB içindeki rekabet gücünü artırmak ve modern bahçeler tesis etmek amacıyla, yurtiçinde üretilip sertifikalandırılan fidanlarla bahçe tesis eden üreticilere dekar başına olmak üzere uygulanan destekleme çalışmalarına ilk defa 2005 yılında başlandı. Halen dekar başına 50-300 TL arasında destek veriliyor.<br />
* Mazot desteği: 2003 yılından itibaren üreticilere dekar başına mazot desteği yapılıyor. 2009’da ÇKS’ye (Çiftçi Kayıt Sistemi) kayıtlı üreticilere 2.93, geçen yıl ise 3.25 TL/dekar mazot destekleme ödemesi yapıldı. Bu yılki destekler henüz açıklanmadı.<br />
* Gübre desteği: Çiftçilere kimyevi gübre desteklemesi, ürün grupları üzerinden yapılıyor. 2009’da ÇKS’ye kayıtlı üreticilere 3.83, geçen yıl ise 4.25 TL/dekar kimyevi gübre destekleme ödemesi yapıldı. Bu yılki destekler henüz açıklanmadı,<br />
* Organik tarım ve iyi tarım uygulamaları desteklemeleri: 2005’te doğrudan gelir desteğine (DGD) ek olarak, organik tarım üreticilerine dekar başına 3 TL ek destek verildi. Geçen yıl da organik tarım uygulamaları yapan çiftçilere 20, iyi tarım uygulamaları yapanlar ise 15 TL/dekar ödemesi yapıldı. Bu yılki destekler henüz açıklanmadı.<br />
* İndirimli faizli kredi destekleri (yüzde 25-100 faiz indirimi): Kırsal kalkınma yatırım destekleri yüzde 50 hibe olarak veriliyor. İşleme, paketleme, ambalajlama, soğuk hava depoları, soğuk taşımacılık gibi yatırımlarda kullanılabiliyor.<br />
* Sigorta desteği: Tarım üreticilerinin poliçe bedelinin yüzde 50’si bakanlık tarafından karşılanıyor.</p>
<p><strong>Fidan destekleri 300 TL yi buluyor</strong></p>
<p>Standart (TL/Dekar) Sertifikalı (TL/Dekar)<br />
Bodur ve yarı bodur meyve türleriyle bahçe tesisi 150 300<br />
Narenciye bahçelerinde aşılamayla çeşit değiştirme 0 250<br />
Bağ ve diğer meyve türleriyle bahçe tesisi 100 200<br />
Zeytinde (Gemlik hariç) çeşidiyle bahçe tesisi 50 100<br />
Zeytinde Gemlik çeşidiyle bahçe tesisi 25 50<br />
Sertifikalı antepfıstığı anacıyla bahçe tesisi 0 50<br />
Virüsten ari fidanlara ilave olarak 50 100</p>
<p><strong>İdriz Çokal/Para Dergisi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/uzmanlar-en-cok-cevizarmutnektarinkiraz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>3 günde,3 milyar dolar</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/3-gunde3-milyar-dolar/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=3-gunde3-milyar-dolar</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/3-gunde3-milyar-dolar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 06:54:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[İŞ DÜNYASI]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet1]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=67065</guid>
		<description><![CDATA[Abdullah Gül ile Dubai gezisine katılan 100 den fazla işadamı toplam 3 milyar dolarlık iş bağlantısı yaptı. Fikret Bila/Milliyet Dubai’den dönüş yolunda “uğurlar olsun turu”nu tamamlayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yüzü gülüyordu. Tokalaşırken ayaküstü sohbet ettiği işadamı gruplarından da kahkahalar yükseliyordu. Cumhurbaşkanı’na sorduk: - Geziden çok memnun kaldınız galiba? “Nasıl kalmayayım” dedi: - Kime sorsam ‘iş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-67066" src="http://www.istenhaber.com/media/6fb035bb4426d0bf6c3aabf36bcd466c_3.jpg" alt="6fb035bb4426d0bf6c3aabf36bcd466c 3 3 günde,3 milyar dolar" width="550" height="400" title="3 günde,3 milyar dolar" /></p>
<p><strong>Abdullah Gül ile Dubai gezisine katılan 100 den fazla işadamı toplam 3 milyar dolarlık iş bağlantısı yaptı.</strong></p>
<p><strong>Fikret Bila/Milliyet</strong></p>
<p>Dubai’den dönüş yolunda “uğurlar olsun turu”nu tamamlayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yüzü gülüyordu.</p>
<p>Tokalaşırken ayaküstü sohbet ettiği işadamı gruplarından da kahkahalar yükseliyordu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı’na sorduk:</p>
<p>- Geziden çok memnun kaldınız galiba?</p>
<p>“Nasıl kalmayayım” dedi:</p>
<p>- Kime sorsam ‘iş aldım’ diyor. Hiç boş yok gibi. Kimi 300 milyon dolarlık iş aldım dedi, kimi 500 milyon dolarlık, kimi işini büyütmüş, kimi yeni iş almış, kimisi milyar dolarlık büyük projelere teklif vermiş.</p>
<p>Burayla daha fazla iş yapmamız lazım. Burası küçük bir ülke ama İran’la yaptığı ticarete bir bakın. Yaptıkları iş 25 milyar doları buluyor. Ama biz daha 5 milyar dolar civarındayız İran’la. İran ithalatını büyük ölçüde bu küçük ülkeden yapıyor. Dünyanın en büyük konteynır limanı burada. Müthiş bir ticaret var. Bizim payımız da artmalı. Hem burada fonlardan Türkiye’ye yatırım yapılmalı, hem bizim işadamlarımız buradaki büyük projelerden pay almalı.</p>
<p><strong>3 milyarlık iş</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaptığı 3 günlük gezinin ekonomik getirisi işadamlarını çok memnun etti.</p>
<p>3 gün içinde geziye katılan 100’den fazla işadamı toplam 3 milyar dolarlık iş bağlantısı yaptı. Bunlar arasında havaalanı, otoyol, dev binalar, büyük oteller var.</p>
<p><strong>Gül’ün yakın ilgisi</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Gül, gezi boyunca işadamları ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki yetkililerle tek tek görüştü. Önce işadamlarını dinledi. İşleri, talepleri ve sorunlarını öğrendi. Sonra Abu Dabi ve Dubai emirleri başta olmak üzere, Birleşik Arap Emirlikleri’nin bakanlarıyla, kamu kurumlarıyla, büyük işadamlarıyla konuştu. Türk işadamlarının sorunlarını tek tek muhataplarıyla görüştü ve çoğunu da çözüme bağlamış oldu.</p>
<p>Gül, Birleşik Arap Emirlikleri’nde iş yapan Türk işadamlarına da moral verdi. Sahipsiz olmadıklarını gösterdi. Dubai’nin ünlü Palmiye Adası’nın ucunda inşaatı süren Rixos otelini ziyaret etti. İnşaat ve işletme planları hakkında bilgi aldı.</p>
<p>Nurol, TAV, MNG, Taşyapı gibi büyük firmaların projelerini dinledi. Pürüzlü alanlarla ilgilendi. Sadece Türk işadamlarının bölgedeki projeleriyle değil, Birleşik Arap Emirlikleri işadamlarının da Türkiye’deki işleri ve yatırımlarıyla ilgilendi; onları Türkiye’ye yatırıma çağırdı, teşvik etti.</p>
<p><strong>İş için geldik</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Gül, Birleşik Arap Emirlikleri’ne yaptığı gezisinin asıl amacının iş olduğunu sık sık vurguladı. Geliş amacını şöyle izah etti:</p>
<p>&#8220;Dünyanın en büyük fonu burada. Hele Avrupa büyük durgunluk içindeyken bizim için büyük fırsat. Dört şirketimizin hepsinin müracaat ettiği projeler milyarlık düzeyde. Milyardan az olanlar da var. Biz buraya açıkçası onlar için geldik. Tabii ki, bu büyük şirketlerin, büyük ihalelerin hepsini teke tek konuştuk. Buranın en yetkili insanlarıyla konuştum. Ayrıca buranın çok büyük şirketleri de Türkiye’de yatırım yapmak istiyor. Onlarla da tek tek konuştum.”</p>
<p><strong>Gayrimenkul alımı</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Gül, yabancıların Türkiye’den gayrimenkul alımının da teşvik edilmesi gerektiği üzerinde özenle durdu. Mevzuatın daha uygun hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin yabancıların gayrimenkul alımında karşılıklılık esası aradığına işaret etti. Ancak bunun değiştirilmesi gerektiği mesajını verdi. Şu örneği verdi:</p>
<p>“Bir yabancı İstanbul’da alacağı evi başka yere taşımayacak, götürmeyecek. Evi olduğu için İstanbul’a daha sık gelecek. Elektrik, su parası, aidat ödeyecek. Arabaya binecek, akaryakıt alacak, vergi ödeyecek. Daha fazla harcama yapacak. Bunların hepsi Türkiye’ye gelir yazar. Dolayısıyla buna göre yorumlamak lazım. Aramızda bunu da çok konuştuk. Burada problemler var ama umarım ki, aşılır.”</p>
<p><strong>Türkler memnun</strong></p>
<p>Abu Dabi ve Dubai’da yaşayan yaklaşık 2 bin 500 Türk işadamı ve çalışanı var. Türkler durumlarından genellikle memnun. Türk işadamlarının yüksek bir prestije sahip olduğu, halkın Türklere sempati ile baktığını sık sık vurguladılar. Birleşik Arap Emirlikleri turizm açısından da Türklerin en fazla ilgi gösterdiği ülkelerin başında geliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/3-gunde3-milyar-dolar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Turkcell&#8217;in al&#8217;ama&#8217;dığı ihale</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/turkcellin-alamadigi-ihale/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=turkcellin-alamadigi-ihale</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/turkcellin-alamadigi-ihale/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 15:04:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TELEKOMÜNİKASYON]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=67051</guid>
		<description><![CDATA[Turkcell, Güney Afrikalı MTN ile İran GSM ihalesine ilişkin yasal girişim konusunda görüşmelerin sürdüğünü belirtti. Turkcell, İran&#8217;da düzenlenen 2004 tarihli ikinci GSM lisansı ihalesini kazanmış olmasına rağmen, lisans anlaşmasının ihaleyi kazanamayan MTN Group (MTN) ile imzalanması nedeniyle Turkcell tarafından ilgili tarafa açılan tazminat davalarının, uluslararası tahkim mahkemeleri önünde halen devam ettiğini açıkladı. Güney Afrika merkezli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-67060" src="http://www.istenhaber.com/media/3641.jpg" alt="3641 Turkcellin alamadığı ihale" width="468" height="300" title="Turkcellin alamadığı ihale" /></p>
<p><strong>Turkcell, Güney Afrikalı MTN ile İran GSM ihalesine ilişkin yasal girişim konusunda görüşmelerin sürdüğünü belirtti.</strong></p>
<p>Turkcell, İran&#8217;da düzenlenen 2004 tarihli ikinci GSM lisansı ihalesini kazanmış olmasına rağmen, lisans anlaşmasının ihaleyi kazanamayan MTN Group (MTN) ile imzalanması nedeniyle Turkcell tarafından ilgili tarafa açılan tazminat davalarının, uluslararası tahkim mahkemeleri önünde halen devam ettiğini açıkladı.</p>
<p>Güney Afrika merkezli telekom operatörü MTN Group, dün yaptığı açıklamada İran&#8217;daki GSM ihalesi nedeniyle Turkcell&#8217;in kendisine karşı yasal girişimde bulunduğunu açıklamıştı. Güney Afrikalı şirket tarafından yapılan açıklamaya göre, Turkcell, MTN&#8217;nin İranlı ve Güney Afrikalı hükümet yetkililerine yasal olmayan ödemeler yaptığını iddia etti.</p>
<p>Turkcell&#8217;den yapılan açıklamada, &#8220;MTN tarafından 2 Şubat 2012 tarihinde yapılan basın açıklamalarına konu edilen hususlarda, şirketimiz ile MTN arasında bir süredir görüşmeler yürütülmekte olup, bu görüşmeler halen devam etmektedir.</p>
<p>Şirketimiz iyi niyetinin ve bu görüşmelerin devam etmesi arzusunun bir göstergesi olarak, anılan görüşmeler sonuçlanıncaya kadar konu ile ilgili bir açıklama yapmayacaktır&#8221; denildi.</p>
<p>Turkcell, İran&#8217;daki GSM operatörü ihalesi için İran ile sözleşme imzalamış ancak daha sonra ülkede çıkartılan bir yasaya dayanarak, lisans Güney Afrikalı MTN&#8217;ye verilmişti.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/turkcellin-alamadigi-ihale/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni yılın ilk enflasyon verisi</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/yeni-yilin-ilk-enflasyon-verisi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yeni-yilin-ilk-enflasyon-verisi</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/yeni-yilin-ilk-enflasyon-verisi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 14:07:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[Enflasyon]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=67053</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu&#8217;nun (TÜİK) verilerine göre, Ocak ayında TÜFE yüzde 0.56, ÜFE yüzde 0.38 arttı. TÜFE&#8217;de yüzde 0.46&#8242;lık, ÜFE&#8217;de yüzde 0.71&#8242;lik artış bekleniyordu. Yıllık bazda TÜFE yüzde 10.61, ÜFE yüzde 11.13 olarak gerçekleşti. Yıllık enflasyon TÜFE&#8217;de Kasım 2008&#8242;den beri en yüksek düzeye çıktı. Merkez Bankası için belirleyici olan çekirdek enflasyon gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-67058" src="http://www.istenhaber.com/media/pazar0002.jpg" alt="pazar0002 Yeni yılın ilk enflasyon verisi" width="520" height="350" title="Yeni yılın ilk enflasyon verisi" /></p>
<p><strong>Türkiye İstatistik Kurumu&#8217;nun (TÜİK) verilerine göre, Ocak ayında TÜFE yüzde 0.56, ÜFE yüzde 0.38 arttı. TÜFE&#8217;de yüzde 0.46&#8242;lık, ÜFE&#8217;de yüzde 0.71&#8242;lik artış bekleniyordu.</strong></p>
<p>Yıllık bazda TÜFE yüzde 10.61, ÜFE yüzde 11.13 olarak gerçekleşti. Yıllık enflasyon TÜFE&#8217;de Kasım 2008&#8242;den beri en yüksek düzeye çıktı.</p>
<p>Merkez Bankası için belirleyici olan çekirdek enflasyon gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç yüzde 0.08 geriledi. Yıllık bazda yüzde 8.42 olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Ulaştırma artış lideri</strong></p>
<p>TÜFE&#8217;de ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış yüzde 2,06 ile ulaştırma grubunda görüldü.</p>
<p>Ocak ayında endekste yer alan gruplardan çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 1,79, ev eşyasında yüzde 1.58, konutta yüzde 1.32, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1.13, eğlence ve kültürde yüzde 0.83, lokanta ve otellerde yüzde 0.75, sağlıkta yüzde 0.09, alkollü içecekler ve tütünde yüzde 0.02 artış meydana geldi. Haberleşmede yüzde 0.01, eğitimde yüzde 0.05, giyim ve ayakkabıda yüzde 7.88 düşüş gerçekleşti.</p>
<p><strong>Yıllık bazda lider,alkollü içki ve tütün</strong></p>
<p>Yıllık bazda TÜFE’de en yüksek artış yüzde 18.53 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda oldu. Onu çeşitli mal ve hizmetler (yüzde 17.63), ulaştırma (yüzde 12.90), gıda ve alkolsüz içecekler (yüzde 11.67), ev eşyası (yüzde 11.65) izledi.</p>
<p><strong>Tarım ve sanayide fiyatlar arttı</strong></p>
<p>Sektörel bazda bakıldığında fiyatlar tarım sektöründe yüzde 0.97, sanayi sektöründe yüzde 0.26 arttı. Yıllık bazda fiyatlar tarımda yüzde 8.44, sanayide yüzde 11.71 artış kaydetti.</p>
<p>ÜFE sonuçları sanayinin alt sektörleri bazında değerlendirildiğinde en yüksek aylık artış yüzde 4.78 ile maden kömürü ve linyit alt sektöründe gerçekleşti.</p>
<p>Sanayinin üç sektöründen, madencilik ve taşocakçılığı sektöründe yüzde 1.42, elektrik, gaz ve su sektöründe yüzde 1.07, imalat sanayi sektöründe yüzde 0.11 artış oldu.</p>
<p><strong>Zam şampiyonu salatalık</strong></p>
<p>Ocak ayının zam şampiyonu yüzde 34.58&#8242;lik artışla salatalık oldu. Onu yüzde 33.33&#8242;le piyango bileti, yüzde 25&#8242;le sayısal loto, yüzde 23.04&#8242;le beyaz lahana izledi. Köprü geçiş ücreti yüzde 13.34, doğalgaz abonman ücreti yüzde 12.38, otoban geçiş ücreti yüzde 11.31 arttı.</p>
<p><strong>Merkez ilk çeyrekten umutsuz</strong></p>
<p>Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada enflasyonun ilk çeyrekte yüksek seyredeceğini söylemişti. Merkez Bankası, ikinci çeyrekten itibaren enflasyonda kademeli düşüş bekliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/yeni-yilin-ilk-enflasyon-verisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>4 milyar Euro paha biçilen kuruluş</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/4-milyar-euro-paha-bicilen-kurulus/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=4-milyar-euro-paha-bicilen-kurulus</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/4-milyar-euro-paha-bicilen-kurulus/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 13:06:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=67049</guid>
		<description><![CDATA[Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin şirketi İSPARK&#8217;ın özelleştirilmesi gündemde. İstanbul sokaklarında birçok park alanını işleten kuruluşa ise en az 4 milyar Euro paha biçiliyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki olan, yaklaşık 4 milyar Euro değer biçilen ve diğer taraftan yabancı yatırımcıların hala ilgisini sürdürdüğü İstanbul Otopark İşletmeleri Ticaret AŞ (İSPARK) halka arz edilebilir. Yüzde 30&#8242;u bile 1,2 milyar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-67055" src="http://www.istenhaber.com/media/ispark1.jpg" alt="ispark1 4 milyar Euro paha biçilen kuruluş" width="468" height="328" title="4 milyar Euro paha biçilen kuruluş" /></p>
<p><strong>Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin şirketi İSPARK&#8217;ın özelleştirilmesi gündemde. İstanbul sokaklarında birçok park alanını işleten kuruluşa ise en az 4 milyar Euro paha biçiliyor.</strong></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki olan, yaklaşık 4 milyar Euro değer biçilen ve diğer taraftan yabancı yatırımcıların hala ilgisini sürdürdüğü İstanbul Otopark İşletmeleri Ticaret AŞ (İSPARK) halka arz edilebilir.</p>
<p><strong>Yüzde 30&#8242;u bile 1,2 milyar</strong></p>
<p>Yaklaşık 4 milyar Euro değer biçilen, 2010 brüt satış tutarı 88 milyon lira, net karı 6,6 milyon lira olan İSPARK&#8217;ın 2011 cirosunun ise 100 milyon lira civarında olması bekleniyor.</p>
<p>6 yıl içinde yaklaşık 600 milyon lirayı kayıt altına alan İSPARK&#8217;ın, en fazla ciro elde ettiği otoparklar arasında Çağlayan&#8217;da bulunan ve günlük 10-15 bin lira arasında hacim yaratan Adliye otoparkı dikkati çekiyor.</p>
<p>Günde 80 bin işlem yapan ve 55 bin araç kapasitesine sahip İSPARK, Kartal Adliyesinin otoparkını da alması durumunda günlük işlemlerini çok daha fazla artıracak.</p>
<p>Geçmişte İBB iştiraklerinden İstanbul Deniz Otobüsleri AŞ (İDO) özelleştirmesi gerçekleştirilirken, satışı gündeme gelen diğer bir iştirak olan İSPARK&#8217;ın blok satış yerine kurumsal kimliğinin oturtulup, planlanan projelerin tamamlanması, otopark kapasitesinin artırılması ve ciro artışından sonra belli bir kısmının halka arz edilmesi planlanıyor.</p>
<p>4 milyar Euro civarındaki değeri göz önüne alındığında, İSPARK&#8217;ın yüzde 30&#8242;unun bile halka arz edilmesi halinde İBB kasasına 1,2 milyar Euro gireceği tahmin ediliyor.</p>
<p><strong>Yabancı yatırımcılar peşinde</strong></p>
<p>Diğer taraftan, halka arz edilmesi planlanan İSPARK&#8217;a uzun süredir ilgi duyan yabancılar da hala ilgisini sürdürüyor.</p>
<p>Ernst &amp; Young Kurumsal Finansman Bölümü Başkanı Müşfik Cantekinler, kendilerine sön dönemlerde ağırlıklı olarak köprü ve otoyol özelleştirme ihalesi için çok sayıda yabancı yatırımcının geldiğini, gelen yabancıların İspanyol, Portekiz, Fransız ve Uzakdoğulu olduğunu söyledi.</p>
<p>Söz konusu yatırımcıların geldiklerinde İSPARK&#8217;a da çok ilgi gösterdiklerine işaret eden Cantekinler, otoyol yapan firma ve kuruluşların genellikle park işiyle de ilgilendiklerini, dolayısıyla yabancıların, yola park etme işini İstanbul&#8217;da gerçekleştiren İSPARK&#8217;ı iyi bir potansiyel olarak gördüklerini ifade etti.</p>
<p>Cantekinler, &#8221;Bize gelen yabancı yatırımcılardan 3-4 tanesi İSPARK&#8217;ı sordu. Ama bu sorulara henüz bir şey belli olmadığı için çok detay veremedik&#8221; dedi.</p>
<p>İSPARK&#8217;ı soran yabancı yatırımcıların özellikle köprü ve otoyollar ile ilgilenen Avrupa merkezli şirketler olduğunun altını çizen Cantekinler, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;İSPARK&#8217;ın özelleştirilmesi halinde, özellikle yabancıların &#8216;street parking&#8217; dediği bu alanda yurt dışında faaliyet gösteren firmaların ilgi göstereceğini düşünüyoruz. Bu Avrupalı firmaların bazıları yola park konusunda o kadar uzmanlaşmış ki ABD&#8217;nin çeşitli şehirlerinde dahi otopark işletmeciliği yapıyorlar. İSPARK&#8217;ın operasyonlarının başarılı olduğunu, dolayısıyla İstanbul&#8217;un yoğun park ihtiyacı da göz önüne alındığında, otopark işletmeciliği ve İSPARK&#8217;ın muhtemel özelleştirmesinin yerli ve yabancı yatırımcıların ilgisini çekeceğini düşünüyorum.&#8221;</p>
<p><strong>2005&#8242;te kuruldu</strong></p>
<p>İBB iştiraki olarak 2005 yılında kurulan İSPARK, Belediyeye ait açık, katlı ve yol üstü otoparkları devralıp, yönetip işletiyor.</p>
<p>İstanbul&#8217;da 28 ilçede 2 bin personeliyle hizmet veren ve yaklaşık 500 noktada bulunan İSPARK, tekne park, heliport, taksi ve minibüs durakları gibi farklı projeleri de hayata geçiriyor.</p>
<p>Yeni otoparkların nereye yapılacağını stratejik olarak belirlemek ve ağırlıklı olarak yeraltı veya katlı otoparklar yapmak için çalışmaları bulunan İSPARK, şehir içinde kısa süreli parklanmayı teşvik etmek ve uzun süreli parklanmayı ana arterlerden alıp daha az yoğun olan bölgelere aktarmak için de çalışıyor.</p>
<p>Bu bağlamda ana arterlerde yüksek, dış bölgelerde düşük otopark fiyatı uygulamasına giden İSPARK, örneğin, Şişli gibi merkez konumda ve aşırı yoğun olan bir bölgede 0-1 saat için 5 lira ücret alırken, Maltepe İDO önünde gün boyunca 5 lira ücret uyguluyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/4-milyar-euro-paha-bicilen-kurulus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İngiltere&#8217;nin altınları&#8230;</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/ingilterenin-altinlari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ingilterenin-altinlari</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/ingilterenin-altinlari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2012 12:46:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=67045</guid>
		<description><![CDATA[Vatandaşlarının ekonomik krizin kendi ülkelerini de vurmasından korkmasına engel olmak için altın rezervlerini basına açtı İngiliz hükümeti ekonomik krizin kendisi ülkelerini de vurmasından çekinen halka adeta moral destek vermek için Londra&#8217;nın altında tutulan altın rezervlerini basına açtı. İngiltere ekonomisinin hala güçlü durumda olduğunu göstermeye yönelik moral operasyonunda, devletin 156 milyar sterlin değerinde 4 bin 600 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-67046" src="http://www.istenhaber.com/media/450592895579.jpg" alt="450592895579 İngilterenin altınları..." width="548" height="350" title="İngilterenin altınları..." /></p>
<p><strong>Vatandaşlarının ekonomik krizin kendi ülkelerini de vurmasından korkmasına engel olmak için altın rezervlerini basına açtı</strong></p>
<p>İngiliz hükümeti ekonomik krizin kendisi ülkelerini de vurmasından çekinen halka adeta moral destek vermek için Londra&#8217;nın altında tutulan altın rezervlerini basına açtı.</p>
<p>İngiltere ekonomisinin hala güçlü durumda olduğunu göstermeye yönelik moral operasyonunda, devletin 156 milyar sterlin değerinde 4 bin 600 tonluk altın ve değerli metal bulunduğu bildirildi.</p>
<p>Daily Mail&#8217;in haberine göre, Londra&#8217;nın altındaki eski bir kantinden dönüştürülen Merkez Bankası deposunda hala, mali krizden korkan İngilizleri rahatlatacak kadar altın bulunuyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/ingilterenin-altinlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

