İki kardeşin çocukluk yıllarında başlayan koleksiyon merakı hâlâ devam ediyor. Bugüne kadar model arabadan pul koleksiyonuna kadar birçok konuyla ilgilenen kardeşlerden İrfan Nalçacı’nın son gözdesi hatıra para. Ağabey İhsan Nalçacı ise kibrit ve kahve bardağı topluyor.
Saat sektörü Türkiye’nin en rekabetçi iş alanlarının başında geliyor. Markalı markasız yüzlerce ürün yoğun bir rekabet içinde pazarda kendine yer bulmaya çalışıyor. Net bir rakam olmasa da Türkiye’de yaklaşık 1.5 milyon adet saatin satıldığı tahmin ediliyor. Bunun çok önemli bir bölümünü ise Çin yapımı markasız ürünler oluşturuyor.
Konyalı Saat, bu alanda Türkiye’nin en önemli oyuncularının başında geliyor. 81 yaşındaki Mustafa Nalçacı’nın 1951′de temellerini attığı Konyalı Saat’i bugün Nalçacı’nın iki oğlu, İrfan ve İhsan Nalçacı yönetiyor. 1990 öncesine kadar ağırlıklı olarak Japon markalarını Türkiye’de temsil eden Konyalı Saat, 1990′ların başında önemli bir karar alarak Japon saatlerinin ithalatını durdurup, o dönemde tekrar kuvvetlenen İsviçre saat sanayiine yönelmişti. Bu doğrultuda da Zenith, Bulova, Jean Perret Geneve ve Nacar markalarının dağıtımına başlamıştı.
Fakat şirkete asıl atılımını yaptıran, Nacar markasının satın alınması oldu. İsviçre’de yaşayan Ohannes Nacaroğlu ile İstanbul’daki kardeşi Kevork Nacaroğlu’nun 1929′da kurduğu Nacar, uzun yıllar Türkiye’nin en çok satılan saat markasıydı. Uygun fiyat yapısıyla geniş bir müşteri kitlesine hitap eden marka, Kevork Nacaroğlu’nun ölümünün ardından duraklama dönemine girmişti. 1995′te bu markanın satın alınmasıyla Konyalı Saat, Nacar’ı dünyanın dört bir tarafında pazarlamaya başladı.
Konyalı Saat, Zenith, Movado, Nacar, Carrera ve Ice-Watch ile birbirinden farklı müşteri gruplarına hitap ediyor. Örneğin Movado saatleri 1-10 bin TL arasında değişirken, Zenith’in saatleri 14 bin TL’den başlayıp 300 bin TL’ye kadar çıkıyor. Şirketin pazar payı ise markadan markaya değişiyor. Nacar’ın kendi tarzı içinde yüzde altı civarında pazar payı var. Zenith’te ise bu oran yüzde 13′lerde.
Konyalı Saat için önemli bir viraj da 2002′de alındı. O seneye kadar 1963′te Sirkeci’de açılan tek mağazayla faaliyetini sürdüren ve daha çok toptan ürün satan Konyalı Saat, 2002′de kendi mağaza zincirini kurarak perakendeye girdi. Şu an şirketin 13 mağazası var. İhsan ve İrfan Nalçacı’yı uzun zamandır tanıyorum. Kardeşlerin uyumlu birlikteliğin Konyalı Saat’i son yıllarda nasıl hızlı bir büyüme içine soktuğunu yakından takip ediyorum. Bu uyumlu birlikteliğe karşın, aslında iki kardeşin farklı karakterlere sahip olduğunu söylemeliyim. 1958 doğumlu İhsan Nalçacı, İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun. Üniversiteyi ise İTÜ’de makine mühendisliğinde okumuş. Alman ekolünden gelen ağabeyinin aksine, üç yaş küçük İrfan Nalçacı ise Saint Benoit Fransız Lisesi’nden mezun. Nalçacı da ağabeyi gibi İTÜ’yü bitirmiş.
Biri Fransız, diğeri Alman ekolünden gelen iki kardeşin çalışma tarzları da birbirinden farklı. Zaten İrfan Nalçacı daha çok Konyalı Saat ile ilgilenirken, İhsan Nalçacı diğer aile şirketlerine bakıyor. İhsan Nalçacı bir taraftan Erben AŞ ile bariyerler, işçi kontrol saatleri, meydan ve kule saatleri üretimi yaparken diğer taraftan da 2006′da Türkiye’ye getirdiği İtalyan kahve markası Lavazza’yı büyütmeye çalışıyor. Lavazza şu an Türkiye’nin en çok espresso çekirdeği satan şirketi durumunda. Türkiye’nin en önemli otel ve restoran zincirlerine kahve satıyor. Ayrıca bir taraftan kendi zincirini oluşturmuş durumda. Şu an dokuz Lavazza dükkânı bulunuyor.
İki kardeş grubun farklı şirketlerinden sorumlu olsalar da birçok ortak ilgi alanına sahipler. Örneğin ikisi de koleksiyonla uğraşmayı seviyor. Üstelik iki kardeşin ufak yaşlarda başlayan bu merakı, aradan geçen onca yıla rağmen devam ediyor. İki kardeşe bu konudaki meraklarını sordum.
Bir şeyler biriktirme merakı nasıl başladı?
İhsan Nalçacı: Aramızdaki yaş farkı az olduğundan, birlikte büyüdük. Bu yüzden ortak ilgi alanlarımız oluştu. Koleksiyonculuk bunlardan biri. Bir şeyler biriktirmeyi ikimiz de sevdik. İşe önce pul koleksiyonuyla başladık. Çok iyi bir pul koleksiyonumuz vardı. Hâlâ bu koleksiyon evimizde durur. Değerli bir koleksiyondur. İçlerinde nadir pullar da yer alır. Örneğin Boğaziçi Köprüsü’nün inşa edilmesinden hemen sonra çıkarılan az sayıdaki hatıra pulunu dahi o dönemde almıştık.
Başka ne tip meraklarınız vardı?
İrfan Nalçacı: Birlikte tren maketi yapıyorduk. Hatta bu tren halen annemlerde durur. Üzerinde yıllarca emek verdiğimiz bir hobiydi. Almanların meşhur markalarından biri olan Märklin’in parçalarını toplayarak kendi trenimizi ve istasyonlarımızı yapmıştık. O dönemde parçaları temin etmek bugünkü kadar kolay olmadığından, Almanya’dan tek tek getirmiştik. Bunun için özel bir odamız da vardı. O odadan çıkmaz, büyük bir keyifle modelimizi geliştirirdik. Hatta sonra ağabeyim model uçak ve araba işine de girdi.
Devam etmiyorsunuz herhalde değil mi?
İhsan Nalçacı: Eskisi kadar olmasa da devam ediyorum. 30′lu yaşlara kadar modelcilik en önemli merakımdı. Yurtdışından getirdiğim uçak ve araba parçalarını saatlerce uğraşarak bir araya getirmekten büyük keyif alıyordum. Mühendis olduğumdan mıdır bilmiyorum, zaten oldum olası bu tip mekanik şeylere ilgi duymuşumdur. Bir süre önce yeni bir eve taşındım. Şimdi evimin garajında bu tip bir hobi alanı oluşturmaya çalışıyorum. Üç çanta dolusu ekipmanım hazır zaten.
İrfan Bey, şu sıralar hatıra para biriktirdiğinizi biliyorum. Kaç adet paranız oldu?
İrfan Nalçacı: Yaklaşık 250 adet hatıra param var. Hatıra para bildiğiniz gibi darphane tarafından altın, gümüş, bronz ve pirinç gibi madenler üzerine basılarak özel günlerde, kültürel amaçlı olarak piyasaya sürülüyor. Koleksiyon amacıyla az miktarda basılan bu paralar para yerine kullanılmıyor. Hatıra para biriktirmeye 1995′te başladım. O günden bugüne de darphanenin çıkardığı bütün hatıra paraları topladım. Bunları ofisimde saklıyorum.
Koleksiyonunuzu daha da büyütmeyi düşünüyor musunuz?
İrfan Nalçacı: 1995 sonrası çıkmış bütün paralara sahibim. Öncesi kopuk kopuk. Birkaç yıl önce İsviçre’de, Basel’de her ülke darphanesinin katıldığı bir fuara gitmiştim. Ben yabancı ülkelerin hatıra paralarını toplamıyorum. Ama Türk darphanesinin standından bazı paralar aldım. Koleksiyonumu daha da geliştirmek istiyorum tabii. Bu yüzden de almaya devam edeceğim. Mesela darphane son olarak Dünya Basketbol Şampiyonası’na özel bir para çıkardı. Çıkar çıkmaz alıp koleksiyonuma kattım.
İhsan Bey, sizin de son dönem merakınız kibrit olmuş.
İhsan Nalçacı: Aslında yeni bir merak değil bu. Yaklaşık 20 yıldır kibrit topluyorum. Dünyanın neresine gidersem gideyim, mutlaka bulduğum kibriti yanıma alır öyle dönerim. Bu şekilde binlerce kibritten oluşan geniş bir koleksiyona da sahip oldum. Tabii koleksiyonun en büyük sorunu yer problemi. Bu kadar çok kibriti saklamak sıkıntı da oluyor. Zaman bulursam bir ara bu kibritleri kendi içinde sınıflandırmak da istiyorum. Restorandan aldıklarımı ayrı, otelden topladıkları ayrı saklamak istiyorum.
Bu arada kahve fincanı topladığınızı da duydum.
İhsan Nalçaçı: Evet, Lavazza’yı Türkiye’ye getirdikten sonra kahveye olan merakım da doğal olarak arttı. Tasarımlı kahve fincanları oldukça hoşuma gidiyor. Bu yüzden de nerede güzel bir kahve fincanı görürsem, dayanamayıp alıyorum. Yaklaşık 100 fincanım oldu. Bunları ofisimde saklıyorum. Bazılarını evime de götürdüm.
İlgili Haberler:
-
Türkiye kahve pazarında artık daha güçlü
Meclis'ten, kahve üreticilerini ve tiryakilerini sevindirecek karara onay çıktı. Türkiye, Dünya Kahve Örgütü’ne üye oluyor. Böylece Türkiye, kahve sektörüne yön veren örgütte piyasanın belirlenmesine müdahale edebilecek....
-
Müşterisine 5 yıldızlı kahve içirecek
Geleneksel süt tatlıları alanında 140 mağazası bulunan Bolulu Hasan Usta (BHU), portföyüne kahve konseptini de ekledi. Müşterilerden gelen taleplere göre yapılan araştırmalar sonucu çekirdek kahve sunumuna...
-
Yılda 500 milyon liralık kahve içiliyor
Türkiye'de yılda 125 milyonu klasik Türk kahvesi olmak üzere toplam 500 milyon liralık kahve tüketiliyor. Kahve harcamalarının 375 milyon liralık bölümünü ise bardaktaki sıcak suya konulup...
-
Gezici Türk kahvesi ile ABD yollarında
ABD’de yaşayan genç Türkler, Amerikalılar’a Türk kültürünü daha iyi tanıtmak için ‘Gezici Türk Kahvesi Evi’yle yollara çıkmaya hazırlanıyor. Gizem Şalcıgil Whiteve Türk Amerikan toplumunda aktifgörev alan...
-
Soğuk kahve ile pazarı zorlayacak
İtalya’nın ünlü kahve markası Illy ile Coca Cola’nın Ilko Coffee International adı altında kurdukları ortak firma aracılığıyla piyasaya sürülen Illy Issimo’nun hazır soğuk kahve çeşitlerini...
-
Gloria Jean’s pazardan çekiliyor…
Başta Starbucks, Cafe Nero olmak üzere pazarın büyük oyuncularından çok önce Türkiye’ye adım atan Gloria Jean’s Coffees, ortağıyla anlaşmazlık yaşıyor. Rakipler, zincirin etkili noktalarda art...
-
Türk halkı çaydan vazgeçmediği için tam kapasite çalışamıyoruz
Tüketime hazır bir arada poşet çeşitlerinin yaygınlaşmasıyla kahve tüketimi de arttı. 2005 yılında Cafe Crown'un sektöre girmesiyle 'bir arada pazarı' bir yıl içinde yüzde 91...
-
Türkiye’ye dünyadaki en büyük mağazasıyla girdi
Ülker, Kuveytli Al Sayer ile birlikte Amerikan kahve zinciri Caribou Coffee'yi Türkiye'ye getirdi. Bağdat Caddesi'ndeki ilk mağaza açılışı için İstanbul'a gelen Caribou Coffee Dünya Başkanı...
-
Autopia’ya kardeş geliyor
Türkiye'nin ilk otomotiv alışveriş merkezi Autopia'daki ofislere İran ve Azeri yatırımcılardan gelen talep projeye 50 milyon dolarlık kardeş getirdi. Keleşoğlu İnşaat ve Gül İnşaat, Beylikdüzü'nde yaptıkları...
-
İşten atılan kız kardeşler oto yıkıyor
Sinop'ta çalıştıkları tekstil firmasının kapanması üzerine oto yıkama servisi açan 2 kız kardeş, kentte ilgi odağı oldu. Hemşehrilerinden oldukça ilgi gördüklerini vurgulayan Kalır, işlerinin iyi...
-
Bilgisayar sektörüne sel darbesi
Çorlu’ya bağlı Velimeşe Beldesi’nde bulunan Avrupa Serbest Bölge’de (ASB) faaliyet gösteren Foxconn Fabrikasının Genel Müdürü Kardeş, yaptığı açıklamada, Tayland’ın dünya genelinde, bilgisayar üretiminde kullanılan ana...
-
Caribou’nun en büyük mağazası Bağdat Caddesi’nde
Yıldız Holding ve Kuveytli Al Sayer Franchising Company ortaklığıyla Türkiye pazarına giren Caribou, ilk mağazasını açtı. Yıldız Holding bünyesindeki Cafe Crown’ın yüzde 50’sinin Kuveytli Al Sayer...


