• IMKB100
    % -1,38

    59.332

  • USD
    % +0,51

    1,7645

  • EURO
    % -0,19

    2,3275

  • ALTIN
    % -0,93

    97,376

geri
ileri

“Küresel ekonomide durum korktuğumuz kadar kötü değil”

26 Eyl, 2011 ARŞİV: KÜRESEL KRİZ. RSS 2.0.

imf13 Küresel ekonomide durum korktuğumuz kadar kötü değil
Son 3 ayda küresel ekonomik beklentiler son derece olumsuza döndüğü için karamsar bir tablo çizilmesini bekliyordum. Ancak ilk iki gündeki hava, katılımcıların tahmin ettiğim kadar kötümser olmadığını gösterdi. Piyasa aktörleri, 2008′deki krizin göbeğindeki toplantılarla kıyaslanmayacak oranda pozitif.

Bir kez daha IMF/Dünya Bankası’nın yıllık toplantıları için Washington’dayız. Bu toplantılar, global ekonomi ve finans gündeminin nabzını tutabilmek için ideal çünkü 5-6 günlük bir süreçte dünyanın her köşesinden finansçıları, akademisyenleri, bürokratları ve politikacıları bir araya getirerek görüş alışverişinde bulunabilmeyi sağlıyor. Dünyadaki genel hissiyatı ve beklentileri görebilmek için mükemmel bir ortam oluşuyor. Henüz daha ikinci günü bitirmiş olmama rağmen toplantıların bu yılki mesajları yavaş yavaş belirginleşmeye başladı bile.

Belki en önemlisi, katılımcıların genelde gelirken tahmin ettiğim kadar kötümser olmamaları. Geçtiğimiz 3 ayda global ekonomik beklentiler son derece olumsuza döndüğü için bu yılki toplantılarda oldukça karamsar bir tablo çizilmesini bekliyordum. Bankacılar hâlâ olumsuz. Ama özellikle piyasa aktörleri (tacirler ve yatırımcılar) 2008′de krizin göbeğindeki toplantılarla kıyaslanamayacak oranda pozitif. Bunun en temel sebebi, merkez bankalarının ve ekonomi yönetimlerinin bu sefer daha donanımlı olup gerekli mekanizmaları devreye sokmuş olmaları. 2008′de finans sistemi (bankalar, fonlar, yatırımcılar) birbirine borç vermekten vazgeçince merkez bankaları ne olup bittiğini anlayana kadar likidite bir anda kaybolmuş ve kriz yaşanmıştı. İkinci bir dip (resesyon) beklentilerinin yeniden ortaya çıktığı 2011′de de finans sistemi yine birbirine borç vermekten imtina edip kaynaklarını en güvenilir olduğunu düşündükleri merkez bankalarına aktardılar. Ama bu sefer merkez bankaları gerekli donanıma sahip oldukları için zamanında devreye girip bu likiditeyi yeniden ihtiyacı olanlara pompalayabiliyor. Hatta sadece kendi piyasalarında değil, iyi bir koordinasyonla başka ülkelerdeki ihtiyaçları da giderebiliyorlar.

Bu nedenle 2008′deki gibi ağır bir resesyon (üretimde düşüş) beklenmese de katılımcılar yine de özellikle gelişmiş ülkelerde uzun süreli çok yavaş bir büyüme ortamının yaşanacağı düşüncesindeler. Büyüme hızlanamazsa, bankaların, reel sektörün ve devletlerin yeteri kadar gelir elde edemeyip tasarruf yapamayacaklarını ve yüksek seviyedeki borçlarını azaltamayacaklarını görüyorlar. Bu da her an yaşanabilecek bir sürpriz gelişmenin ya da otoritelerin verecekleri yanlış kararların ortalığı her an yeniden sarsabileceği beklentisini yaratıyor.

Avrupa’nın durumu ümitsiz

Genel görüş, Avrupa’nın ABD’ye göre çok daha büyük sorunları olduğu şeklinde. ABD’nin finans sisteminde başlayan 2008 krizinde piyasalar gerekli uyarıyı yapınca ABD’nin hemen gerekeni yapıp finans sistemini yeniden ayağa kaldıracak adımları attığı ama Avrupa’nın aynı basireti gösteremediği düşünülüyor. Avrupa’da bankacılar ve otoriteler ısrarla sorunları olmadığı görüşündeler ama bu, piyasaları tatmin edemiyor. Tatmin olmayınca da uyarının dozunu artırıyorlar. Gerekli adımlar atılmadığı sürece de uyarıların şiddeti atmaya devam edecek ve sonunda piyasaların istediği öyle ya da böyle, kanlı ya da kansız, olacak. Genel beklenti bu.

Avrupa’nın bu çaresizliği ise işi bilmemekten ziyade ABD gibi tek bir hükümet olmamasına bağlanıyor. Hem ülkelerin çıkarları farklı hem de büyük ülkelerin hemen hepsinde topal ördek konumundaki hükümetler gerekli düzenlemeleri halklarına kabul ettirip radikal kararları alamıyorlar. Yunanistan örneğinde olduğu gibi çözüm geciktikçe maliyet artıyor ve çözüm, politik olarak daha da zorlaşıyor. Daha da kötüsü, bugün için Avrupa’ya fazla yan etkisi olmayan bir çözüm önerisi getirebilen de yok. Örneğin, cuma gecesi görüşlerini dinlediğim guru ekonomistlerden eski IMF başekonomisti Harvard Profesörü Kenneth Rogoff, Avrupa’nın bu durumdan çıkabilmesi için önce ölümü görmesi gerektiğini düşünüyor ve çok haksız da sayılmaz. Ölümden kastı, bazı ülkelerin iflası ve/veya finansal sistemin çökmesi. Ancak o zaman Almanya başta olmak üzere sorunun “ortak sorun” olduğunu kabul edip radikal kararları alabilecekler. Bu tür düşünceler doğal olarak tedirginliği körüklüyor.

Toplantıların en açık mesajı, gelişmekte olan ülkelere yönelik olumlu bakış açısı. Gelişmiş ülkeler bu kadar kötüyken gelişmekte olanların da bundan zarar göreceğini ve en azından dünyayı kurtaracak kadar büyüyemeyeceklerini düşünenler de var. Ama Çin, Brezilya, Türkiye gibi ülkelere yönelik görüşler son derece pozitif.

Türkiye, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da yine tartışmasız en çok ilgi gören ve değişik ortamlarda ekonomik başarısı teslim edilen ülke konumunda. Tam da toplantılar öncesinde kredi notunun artmış olması, ilgiyi daha da perçinlemiş durumda. Toplantılara katılan Türk heyetinin (Hazine ve Merkez Bankası’nın) uyumlu bir ekip halinde hareket ederek yaptıkları sunumlar takdirle izleniyor. Cuma günü bir yatırım bankasının düzenlediği toplantıda ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan ile Merkez Bankası Başkanı Sayın Erdem Başçı’nın yaptıkları sunumlar oldukça etkiliydi. Başkan’ın finansal istikrarı korumaya çalışırken enflasyonun boşlanmadığı konusunda dikkat çekmesi çok isabetli oldu. Sayın Babacan’ın sunumunda ise dikkat çeken iki husus vardı. Biri, ne olursa olsun bütçe disiplininin elden bırakılmayacağı çünkü kamuya olan güveni sarsacak boyutta gevşetilen bir bütçe politikasının ekonomiye yararının olmayacağı idi ki bugün gelişmiş ülkelerdeki tıkanıklığın nedeni de zaten bu. Diğeri ise Türkiye’de gelir dağılımındaki dengesizliğin sürekli düzelmekte olduğu ve ekonomik başarının (büyümenin) toplumun her kesimine dağılabildiği idi. Bu husus bu yılki toplantılarda ön plana çıkan gelişmekte olan ülkelerin özellikle vurgulayıp gururla bahsettikleri bir konu. Ve dünyada ekonomik gücün yer değiştirmekte olduğunun da güzel bir göstergesi.

Doğrular belli, ama bunları yapacak siyasî irade ve güç lazım

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, gelişmiş pek çok ekonomideki hükümetlerin kararlar alması ve adım atması gerektiğini belirterek, “Doğrular belli, ama o doğruları yapacak siyasi irade, güç lazım.” dedi. ABD’nin başkenti Washington’da IMF-Dünya Bankası yıllık toplantılarına katılan Babacan, dünya ekonomisinde oldukça sıkıntılı bir tablo göründüğünü söyledi. Toplantıların öncelikle en büyük ekonomilerin, Türkiye’nin de içinde bulunduğu G-20 ülkelerinin bulunduğu toplantılar olduğuna dikkat çeken Babacan, dolayısıyla büyük ekonomiler ve hızla gelişmekte olan ekonomilerin sorumlularının bir araya gelip tüm konuları istişare etmesi ve görüş teatisinde bulunmasının başlı başına bir artı olduğunu ifade etti. Babacan, “Yapılacaklar belli. Hükümetlerin, özellikle gelişmiş pek çok ekonomideki hükümetlerin kararlar alması, adım atmaları gerekiyor. Doğrular belli, ama o doğruları yapacak siyasi irade lazım, güç lazım.” diye konuştu.

Ekonomik iyileşme için derhal ortak harekete ihtiyacı var

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde, ekonomik iyileşme yolunda gidebilmek için tüm ülkelerin “ortak davranış” sergilemesi gerektiğini söyledi. Lagarde, Washington’da düzenlenen yıllık IMF-Dünya Bankası toplantısında, “Birbirimize yabancı değiliz ve ortak kaderle birbirimize bağlıyız.” diyerek, bu fırtınalı dönemin ülkeleri her zamankinden daha çok birbirine bağlaması gerektiğini belirtti. IMF Başkanı, ekonomik iyileşme için bir yol bulunduğunu, bu yolun üç yıl öncesine göre daha dar olduğunu, ancak yine de bir yol ve seçenekleri bulunduğunu kaydetti. Avrupa üzerinde kara bulutların dolaştığını, ABD’de de büyük bir belirsizlik olduğunu hatırlatan Lagarde, ancak bu bulutları dağıtmak ve belirsizliği yok etmek için ortak hareket etmek gerektiğini vurguladı. Lagarde, “Hepimiz bunun içindeyiz. Hiç kimse, kendisini bundan ayrı tutabileceği yanılgısına kapılmasın.” diye konuştu.

SARUHAN ÖZEL – ZAMAN

İlgili Haberler:

geri
  • “Küresel krizin en kötüsü henüz sona ermedi”

    Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn, küresel krizin en kötüsünün henüz sona ermediğini, ancak dünyanın resesyondan yavaşça çıkmaya başladığına dair emareler olduğunu söyledi. Kazakistan'ı...

  • “Çin olmasaydı felaket olabilirdi”

    IMF Başkanı Lagarde: ''Çin'in küresel ekonominin büyümesine ve istikrarına sağladığı ivme olmasaydı, küresel ekonomik durum felaket olabilirdi'' Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde, Çin...

  • Medvedev: Küresel ekonomide resesyon dönemi sona erdi

    Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, dünya ekonomilerinin küresel ekonomik krizden çıkış süreçlerinin başladığını ve resesyon döneminin sona erdiğini söyledi. Yeni atanan yabancı ülke büyükelçilerinin güven mektubunu...

  • Sanayiciler 2012′den umutlu

    Avrupa'daki borç krizi sebebiyle 2012 yılına ilişkin beklentiler genelde olumsuz iken sanayicilerden umut veren değerlendirmeler geldi. Son yıllardaki tablo kaynak girişi devam ettiği sürece Türkiye'de büyümenin...

  • “Ekonomide canlanma işaretleri görülüyor”

    Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, küresel ekonomide ilk canlanma işaretlerinin görüldüğünü, bununla birlikte, son dönemdeki iyileşmelerin devam edip etmeyeceğinin bir süre daha yakından...

  • Küçülme rakamı daha kötü de çıkabilir

    Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, ekonomide bu yıl yüzde 3,6 küçülme beklentisi konusunda, ''Bu bir tahmin. Bir miktar kötü de çıkabilir'' dedi. Yılmaz, gazetecilerin sorularını yanıtladı....

  • “Küresel ekonomideki belirsizlik sürüyor”

    Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, küresel ekonomide düzelme işaretleri olmasına rağmen, belirsizlik durumunun halen devam ettiğini söyledi. Küresel ekonomiyle ilgili toplantıya katılmak için Şili'de bulunan Zoellick,...

  • Sony’den,çalışanlarına kötü haber

    Japon elektronik devi Sony, işçi çıkarmaya hazırlanıyor. Sony, küresel işgücünün yaklaşık yüzde 6'sına denk gelen 10 bin kişiyi işten çıkaracak. Nikkei Gazetesi'nin haberine göre, işten çıkarmaların yıl...

  • TUSKON: 2010 yılının ilk çeyreğinde ekonomide büyüme başlar

    Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Yönetim Kurulu Başkanı Rızanur Meral, ekonomide küçülmenin hız kesmesinin iş dünyasını umutlandırdığını söyledi. Yaptığı yazılı açıklamada, sanayide Ağustos ayı kapasite...

  • Sanayiciye göre yılın ikinci yarısı daha iyi geçecek

    [caption id="attachment_29177" align="alignleft" width="200" caption="İSO Başkanı Tanıl Küçük, Oda'nın hazırladığı 2010 yılı ilk yarı 'Ekonomik durum tespiti anketi'ni açıkladı."][/caption]İSO Başkanı Tanıl Küçük, Oda'nın hazırladığı 2010...

  • İspanya bankalarının 60 milyar euroya ihtiyacı var

    Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), İspanyol bankalarının kredi zararının 260 milyar euroyu bulabileceğini bildirdi. IIF küresel ekonomi değerlendirmesinde, borç kriziyle mücadele eden İspanya'da bankaların 2012-2013 döneminde kredi...

  • İş dünyası KDV ve ÖTV indiriminin uzatılmasını istiyor

    Hükümetin, iç piyasayı canlandırmak ve stokları eritmek amacıyla başlattığı vergi indiriminde süre azalıyor. İş dünyası, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve Katma Değer Vergisi (KDV) indirimlerinin...

ileri

Yorum yazmanız için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye Girişi