<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ekonomi Haberleri &#187; TARIM</title>
	<atom:link href="http://www.istenhaber.com/sektorel/tarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.istenhaber.com</link>
	<description>İş Dünyasından Haberiniz Olsun</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 14:06:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
<xhtml:meta xmlns:xhtml="http://www.w3.org/1999/xhtml" name="robots" content="noindex" />
		<item>
		<title>Uzmanlar en çok ceviz,armut,nektarin,kiraz&#8230;</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/uzmanlar-en-cok-cevizarmutnektarinkiraz/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=uzmanlar-en-cok-cevizarmutnektarinkiraz</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/uzmanlar-en-cok-cevizarmutnektarinkiraz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 08:06:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet1]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=67068</guid>
		<description><![CDATA[Dikim ayı marta sayılı günler kaldı. Birçok meyve grubunda lider olan ya da liderliğe oynayan Türkiye, meyvecilik yatırımında cazip fırsatlar sunuyor. Uzmanlar en çok ceviz, armut, nektarin, kiraz, vişne, üzüm, narenciye, muz, elma, kivi, kayısı, zeytin, kamkat ve lime üretimini öneriyor&#8230; MEYVE üretiminde dünyanın en şanslı ülkelerinden biriyiz. Dört mevsimi de hakkıyla yaşıyor ve hemen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-67069" src="http://www.istenhaber.com/media/kamkat.gif" alt="kamkat Uzmanlar en çok ceviz,armut,nektarin,kiraz..." width="550" height="329" title="Uzmanlar en çok ceviz,armut,nektarin,kiraz..." /></p>
<p><strong>Dikim ayı marta sayılı günler kaldı. Birçok meyve grubunda lider olan ya da liderliğe oynayan Türkiye, meyvecilik yatırımında cazip fırsatlar sunuyor. Uzmanlar en çok ceviz, armut, nektarin, kiraz, vişne, üzüm, narenciye, muz, elma, kivi, kayısı, zeytin, kamkat ve lime üretimini öneriyor&#8230;</strong></p>
<p>MEYVE üretiminde dünyanın en şanslı ülkelerinden biriyiz. Dört mevsimi de hakkıyla yaşıyor ve hemen her bölgemizde her çeşit meyveyi üretebiliyoruz. Kayısı, kiraz ve vişnede dünya lideriyiz. Nar ve elmada üçüncü, şeftalide ise altıncı sıradayız.</p>
<p>Dünya çapında yenilebilir 150 meyve çeşidinin 90’ı Türkiye’de yetişiyor. Yıllık meyve üretimimiz 17 milyon tonu aşmış durumda. Dünya meyve üretiminin yüzde 3’ünü karşılıyoruz. Bunun ekonomik olarak karşılığı, Türkiye ekonomisinin aldığı paydan 3 kat fazla&#8230;</p>
<p>Ülkemizdeki meyvecilik yatırımları hızla artıyor. Her geçen gün yeni bahçeler kuruluyor. Sadece geleneksel çiftçiler değil Anadolu Grubu, Öztürk Şirketler Grubu (OPET), Ramsey, Naksan, Bifa gibi birçok sanayi grubu da meyvecilik yatırımları yapıyor. Dünya ölçeğinde önemli plantasyon bahçeler kuruluyor.</p>
<p>Malum meyve yılın iki döneminde araziye dikilir. İlk dikim ayı kasımdır, ancak Türkiye iklim şartları için ideal dikim dönemi mart ve nisan ayları. Bu yüzden birçok girişimci şu sıralar hangi meyve türüne yatırım yapacağına karar vermeye çalışıyor; araştırmalar yapıp yeni dikim dönemine hazırlık yapıyor. İşte biz de bu hafta Para dergisi olarak bu arayışlara katkı sağlamayı amaçladık. Cazibesi hiç tükenmeyen, hatta her geçen gün daha da artan meyvecilik konusunu detaylı bir şekilde masaya yatıralım, girişimcilere seçenekler sunalım istedik. Meyveciliğin hem üretim hem de satış tarafında yer alan uzmanlara hangi meyve türlerinin yatırıma uygun olduğunu sorduk. Yaptığımız araştırmada kiraz, vişne, nektarin, şeftali, elma, kayısı, üzüm, ceviz, badem, muz, zeytin, kivi, armut, deveci armudu, ayva, erik, siyah incir, Trabzon hurması gibi meyvelerin ticari şansı daha yüksek görünüyor&#8230;</p>
<p><strong>Dekar başına 50-300 TL destek</strong></p>
<p>Meyvecilik için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın önemli destekleri var. Meyve çeşidine göre dekar başına 50 ile 300 TL arasında karşılıksız hibe veriliyor. Bakanlık, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üreticilere, tam veya yarı bodur meyve fidanlarıyla en az 5; diğer meyve fidanlarıyla ise en az 10 dekar alanda, sertifikalı veya standart meyve fidanı kullanarak yeni tesis ettikleri bağ ve bahçeler için alan bazlı, hibe şeklinde destekleme ödemesi yapıyor.</p>
<p>Organik tarım, iyi tarım uygulamaları (İTU), mazot, gübre, toprak analizi, kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi (depolama, ürün işleme paketleme ve ambalajlama, makine-ekipman) programı çerçevesinde yüzde 50 hibe, düşük faizli kredi uygulamaları ile basınçlı sulama sistemlerine “0” faizli kredi, Ar-Ge, tarım sigortası ve tarım danışmanlığı destekleri veriyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker meyvecilikle ilgili desteklerin aralıksız devam edeceğini vurguluyor:</p>
<p>“Öncelikli olarak ihracat potansiyeli yüksek, kendi kendimize yeterliliği düşük, daha çok ithal ettiğimiz türler ile birçok endüstri koluna hammadde sağlayan meyveler üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Bu meyve türlerinin tespitiyle ilgili saha çalışmalarının yapıldığı araştırma enstitülerinden ilgili meyve uzmanları, üniversitelerden öğretim görevlileri ve sektör temsilcileriyle toplantılar devam ediyor. Meyvecilikte üretim ve kalite artışı sağlanması, maliyetlerin azaltılması ve ihracat oranının artırılması, modern meyveciliğin geliştirilmesi amacıyla havza çalışması başlattık. Bu çalışmayla, belli bölgelerde sıkışıp kalan yetiştiriciliğin, elverişli arazi ve uygun ekolojik koşullarla daha geniş bir yelpazede verimlilikle beraber kalitenin de esas alındığı, gerek üretim gerekse pazarlama açısından istenilen oranda başarının sağlanabildiği meyve yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılmasını hedefledik. Havza çalışmalarında arz ve talep dengelerini gözeterek, iç ve dış pazar ihtiyacını karşılayabilecek, ekonomik ve ekolojik olarak en uygun meyve yetiştiriciliğini yerleştirmeyi amaçlıyoruz. Böylece taze tüketimin yanı sıra sanayi ihtiyacını da karşılayabilecek, belli havzalarda belli sayıda meyvenin yetiştirileceği bir yapıya kavuşacağız.”</p>
<p><strong>Ceviz öne çıkıyor</strong></p>
<p>Meyvecilik yatırımlarında cevizin ağırlığı giderek artıyor. Halen Hakkari, Kastamonu, Çorum, Bursa, Denizli, Tokat, Kırşehir, Bingöl, Siirt, Sakarya, İzmit gibi illerde ciddi ceviz üretimi var ve sürekli yeni bahçeler kuruluyor. Gaziantepli Naksan, Ramsey, Ataman gibi şirketler plantasyon ceviz bahçeleri kuruyor. Ceviz üretimine sadece Tarım Bakanlığı değil, Çevre ve Orman Bakanlığı da destekler veriyor. Çevre ve Orman Bakanlığı, ağaçlandırma projeleri çerçevesinde 49 yıllığına ücretsiz alan tahsis ediyor. Tarım Bakanlığı ise fidanların yarı ücretini ödüyor.</p>
<p>Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Akça, ceviz aşığı bir bilim adamı. Zamanının önemli bir kısmını ceviz bahçelerinde geçiriyor. Büyük bahçelere danışmanlık yapıyor. Akça, son dönemlerde Türkiye’nin her yerinde ceviz bahçeleri kurulduğunu, büyük sermaye gruplarının bu alana yöneldiğini vurguluyor. Akça’nın bu işe girecek yatırımcılara önerileri ise şöyle:<br />
“Küçük çaplı ticari yatırımlara en az 50 dönümle girilmeli. Yoksa para kazanmak zor. Büyük ve daha profesyonel yatırımcılarsa önce 100 dönüm alanda antrenman yapmalı. Orta vadede 500 dönüm, uzun vadede 1.000 dönüme ulaşabilirler. Ancak entegre bir işletme haline gelip markalaşmaları şart. Ölçek ekonomisine göre hareket eden yatırımcı her zaman kazanır. Yatırım doğru yerde ve doğru cinsle yapılmalı. Sıcaklık 40 derecelere çıktığında cevizlerin içi kararabiliyor. Özellikle ilkbaharda geç don olaylarının görüldüğü yerler de uygun değil.”</p>
<p>Prof. Akça, cevizle iki bakanlığın ilgilenmesini hem şans hem de şansızlık olarak değerlendiriyor. Bu durumun bürokrasiyi artırdığını düşünen Akça, “İki bakanlık koordineli hareket etmeli. Hatta Kalkınma Bakanlığı da devreye girip koordinasyonu sağlamalı. Çeşitlere, hangi bölgelerin teşvik edileceğine, desteklere birlikte karar verilmeli. Türkiye’de halen yılda 80 bin ton ceviz üretiliyor. 60 bin ton da ithalat var. En az 25 bin ton da kaçak yollarla giriyor. Ceviz çok değerli bir meyve. Kullanım alanı yaygın. Geleceği parlak. Yatırım yapan kazanır” diyor.</p>
<p><strong>Narenciyenin modası geçmez</strong></p>
<p>Portakal, mandalina, limon ve greyfurttan oluşan narenciye pazarının yıllık hacmi 1.5 milyar doları buluyor. Yıllık ihracatı 750 milyon dolar civarında narenciye ürünlerine yatırım, kıyı şeridindeki girişimcilerin her zaman ilgi odağında.</p>
<p>Narenciye, Ege ve Akdeniz sahil şeridinde yoğun olarak üretiliyor. İklimin uygun olduğu bölgelerde narenciye bahçesi kurulması tavsiye ediliyor. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı ve Kavak Tarım Ürünleri’nin sahibi Ali Kavak, ihracat şansı olan narenciyenin üreticiye her zaman kazandırdığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Kirazın yıldızı parladı</strong></p>
<p>Kirazda dünya lideri olduğumuzu başta belirtmiştik. Ülkemizde yılda 500 bin tona yakın kiraz üretiliyor. Yıllık ihracat gelirimiz 150 milyon doları aşmış durumda. Kocaeli, Sakarya, Bursa, Bilecik, Kütahya, Ankara, Amasya, Tokat, Manisa, İzmir, Uşak, Afyon, Denizli, Isparta, Konya, Antalya, Karaman, Niğde, Mersin, Adana, Malatya, Elazığ ve Kahramanmaraş’ta kiraz üretilebilir. İhracat şansı yüksek bir ürün.<br />
Türkiye’de kiraz deyince akla ilk gelenlerden biri kuşkusuz Alara Fidancılık ve Alanar Tarım’ın sahibi Yavuz Taner&#8230; Taner, Türkiye’deki büyük yatırımlarının yanı sıra Arjantin, Şili, Güney Afrika ve İngiltere’de bile kiraz bahçeleri kurmuş bir isim. Kiraz girişimcilerine yol gösteriyor, yatırımlara rehberlik ediyor&#8230;<br />
Yavuz Taner, iyi ürün yetiştiren yatırımcının hiç kaybetmediğini hatırlatıyor ve “Pazar isteklerine göre üretim yapanlar her zaman kazanır” diyor. Babasının izinden giden Kerim Taner’in yeni yatırımcılara önerileri ise şu şekilde:</p>
<p>“Her işte olduğu gibi yeni yatırımcılar başarı kriterlerini çok iyi analiz etmeli. Başlangıç ölçeğini çok iyi belirlemeli ve öğrene öğrene, tecrübe kazana kazana büyüme planları yapmalı. Ziraat için lokasyon da çok önemli. Tabiatın doğal olarak yatırımınızı destekleyici olması gerek. Seçtiğiniz arazi kaliteli olmalı; verimli ve sürdürülebilir üretimi desteklemeli. Seçtiğiniz çeşitler pazar taleplerini karşılayabilmeli. Büyük bütçeli yatırım modellerinde farklı bölgelere orta ölçek yatırımlar, tek yere tüm yatırımı kanalize etmekten daha doğru olabilir. İklim riskini bu şekilde dağıtabilirsiniz.”</p>
<p><strong>Elma suyu tetikledi</strong></p>
<p>Elma, sağlıklı beslenme uzmanları tarafından en çok tavsiye edilen meyvelerin başında geliyor. Meyve suyu üreticilerinin de bu trendi takip ederek elma suyunun payını artırması elma bahçeciliğine ilgiyi artırdı. Elma deyince akla hemen Amasya ve Isparta geliyor. Ancak üretim miktarlarına bakınca Karaman’ın bu illerin önüne geçtiğini görüyoruz.</p>
<p>Aslında Türkiye’nin hemen her bölgesi elma yetiştiriciliğine uygun. TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) kayıtlarına göre 54 milyon 352 bin elma ağacımız var. Yılda 2.6 milyon ton elma üretimiyle dünya üçüncüsüyüz. Karaman, yıllık 500 bin ton üretimle toplam üretimin yüzde 20’sini karşılıyor. Karaman’daki 3 bin civarında üretici modern bahçelerde elma üretiyor.</p>
<p>Bu noktada, Karaman’daki bu atılıma Bifa Bisküvileri’nin sahibi Necati Babaoğlu’nun bin 500 dönümlük örnek bir bahçeyle öncülük ettiğini belirtelim&#8230; Babaoğlu, “Tamamen hobi amaçlı başladığımız elma bahçemiz, adı gibi örnek bir bahçe oldu. Karamanlı hemşerilerimiz bugün meyvecilikte iddialı hale geldiyse bu bahçenin katkısı büyüktür” diyor.</p>
<p>Karaman Ziraat Odası Başkanı Ercüment Yılmaz, ilde elma üretimi ve üretici sayısı hızlı artsa da bu üründe hala şans olduğunu düşünüyor. Buna gerekçe olarak elma tüketiminin her geçen gün artmasını gösteriyor.</p>
<p>Yine sanılanın aksine elma üretiminde ikinci sırada Denizli var. Bu ile bağlı Çivril ilçesinde yeni elma bahçeleri kuruluyor. Çivril Ziraat Odası Başkanı Mehmet Özkul, elma üretiminde önemli mesafe aldıklarını söylüyor. Çivril’de 60 bin tonluk soğuk hava deposu bulunduğunu hatırlatan Özkul, meyve bahçeleriyle birlikte işleme tesislerinin de hızla arttığını vurguluyor.</p>
<p><strong>Nar tanesi nur tanesi</strong></p>
<p>Nar, antioksidan özelliğiyle en çok tercih edilen meyvelerden biri. Yatırımcının de tüketicinin de ilgisinin yoğun olduğu bir meyve. Narda 100 bin tonu aşan yıllık üretimle dünya ikincisiyiz. Özellikle nar suyunun beğenilmesi ve meyve olarak da ciddi talep görmesiyle peş peşe nar bahçeleri kurulma başladı. Bu ilginin aynı hızla olmasa da halen devam ettiğini belirtelim. Ancak uzmanların nar konusunda önemli bir uyarısı var. Kolay tanelenebilen türlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Aksi halde yaptığınız yatırım hüsran olabilir. Ayrıca sofraya mı meyve suyu şirketine mi üretim yapacaksınız ona göre fidan seçimi yapmalısınız. Geçmişte moda olan nara yatırım yapanların önemli bir kısmının bahçelerindeki ağaçları sökmek zorunda kaldığını belirtelim.</p>
<p>Türkiye’nin hemen her bölgesinde nar yetişebiliyor. Ancak her yerde aynı verim alınamıyor. Ticari üretim yapmak ve yüksek verim almak istiyorsanız incir ve zeytinin yetiştiği bölgelerde bu ürünü dikmelisiniz. Nar üreticisi Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara’nın bir bölümünde daha verimli ürün alabilir.<br />
Bu arada, nar bolluğu meyve suyu üreticilerini de harekete geçirmiş durumda. Nar suyuna hem iç hem de dış piyasadan ciddi talep var. Nar suyu ve nar özü için ciddi yatırım yapan firmalardan biri de Aroma&#8230;<br />
Aroma Genel Müdürü Mahmut Duruk, nar suyunun dünya genelinde kabul gören bir ürün haline geldiğini hatırlatıyor ve “Sağlık açısından yararlı olduğuna dair bilgiler tüketimi körükledi. Avrupa ve Amerika pazarlarında ciddi fırsatlar var. Üreticilere ihracat şansı yüksek olan Hicaz ve Amerikan tipi nar dikmelerini öneriyorum” diyor.</p>
<p><strong>Kivi tüketimi artıyor</strong></p>
<p>C vitamini deposu kivi, tropikal bir meyve. Ancak Karadeniz ve Akdeniz’in nem açısından uygun bölgelerinde de üretilebiliyor. Nitekim özellikle Doğu Karadeniz’de çaya alternatif olarak oldukça yoğun ilgi gördü. Türkiye’nin yıllık kivi tüketimi henüz 50 bin ton civarında. Ülkemizdeki üretimse yaklaşık 15 bin ton. Kalan kısım ithalatla karşılanıyor.</p>
<p>Kivi bahçesi kuracaklar için de ciddi fırsatlar var. Rize’de başlayan üretim, zamanla bu ilin ilçelerine ve Karadeniz’in diğer bölgelerine de yayılmaya başladı. İç talebe bağlı olarak Ege ve Akdeniz kıyılarında da kivi bahçeleri giderek yaygınlaşıyor.</p>
<p>Önemli kivi tedarikçilerinden Kivita’nın sahibi Yılmaz Çoruh, bu ürünü Karadeniz’de çay ve fındığa önemli bir alternatif olarak görüyor. Kivi’nin Türkiye için yükselen bir değer olduğunu düşünen Çoruh, sözlerini şöyle sürdürüyor:</p>
<p>“Halen üretim, tüketimin dörtte birini karşılayabiliyor. Kivi üretimi giderek yaygınlaşıyor. Rize’nin ardından Trabzon, Ordu ve Giresun’da bahçeler kuruluyor. Ege ve Akdeniz’de de yeni bahçeler yapılıyor. 5 yıl sonra Türkiye ihracatçı konumuna bile gelebilir.”</p>
<p>Ancak Çoruh’un bu işe gireceklere bir de uyarısı var: “Geçmişte erken hasatlar yapıldı. Umduğu tadı bulamayan tüketici küstü. Erken toplanan meyve acımsı oluyor. İlk defa yiyen de bu meyveden soğuyor. Kendi bacağımıza kurşun sıkmayalım.”</p>
<p>Markalı meyveleriyle tanınan İdeal Tarım, Türkiye’nin ilk kivi markasını Verita ismiyle 1996 yılında piyasaya sunmuştu. İdeal Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Birincioğlu’nun bu meyveyle ilgili değerlendirmesi şöyle:</p>
<p>“Kivi, çay ve fındığın alternatifi olmaya başladı. Üretim sahaları sürekli genişliyor. Yakın zamanda kivide kendi kendimize yeten bir ülke olacağımızı düşünüyorum. Kivi fidanı 3 yılda meyve vermeye başlar. Fındığı kendin toplarsan kazanırsın. O da kendi çalıştığını yevmiyeye sayarsan. Kivi dönüm başına 4 bin 500 TL kazandırabilir. Fındıktan bu parayı kazanma şansınız yoktur. Ticari olarak satılabilen tek kivi türü hayward. Türkiye’de de bu tip üretiliyor. Kivi üretimine girip de pişman olan yok.”</p>
<p><strong>Yerli muz,ithal muza karşı</strong></p>
<p>Türkiye’de muzun ticari olarak üretimi cumhuriyetin ilk yıllarına dayanıyor. Tropikal bir meyve olan bu meyve de sınırlı bir bölgede yetişiyor. Türkiye’nin iklim koşulları, muzun sadece Mersin’e bağlı Anamur ve Bozyazı ile Antalya’ya bağlı Alanya ve Gazipaşa ilçelerinde üretilmesine imkan tanıyor. Daha önce Antalya’nın Serik, Finike ve Kumluca ilçelerinde de deneme üretimleri yapılmış ama istenilen verim alınamamış.</p>
<p>Türkiye’nin yıllık muz üretimi 200 bin ton civarında. Toplam tüketimse yaklaşık 400 bin ton. Yani ihtiyacın yarısı ithalatla karşılanıyor. Türkiye muz pazarının hacmi 1.2 milyar TL olarak hesaplanıyor.<br />
Muzda ciddi bir ithalat olduğu için yerli üreticinin şansı yüksek. Ancak Anamur Muz Üreticileri Derneği Başkanı Niyazi Sinanoğlu, “Maliyeti yüksek olduğu için üretim artmıyor. Örtü altı dediğimiz sera yatırımları da yavaş gidiyor. Bu noktada kredi desteğine ve teşviklere ihtiyaç var” diyor.<br />
Alanya Muz Üreticileri Birliği Başkanı Hüseyin Güney ise üreticiyi bilinçlendirmek amacıyla eğitimler düzenlediklerini söylüyor: “Onları muz üreticisi ülkelere götürerek yerinde incelemeler yapıyoruz. Muz ülkemizde sınırlı bir bölgede yetişiyor. Bu yüzden metrekare başına üretimi artırmanın yollarına bakmalıyız. Yeni üreticilerin girmesini sağlamalıyız.”</p>
<p><strong>Deveci armudu</strong></p>
<p>“Armudun iyisini ayılar yer” demiş atalarımız. Bursa’nın Ağaköy’ü ise “Armudun iyisi zengin eder” deyişinin bir örneği olsa gerek&#8230; Aslında deveci armudu, Samsunlu girişimci Lütfi Deveci tarafından geliştirilmiş. Kış aylarında dayanıklı bir tür. Görüntüsü, iriliği ve lezzetiyle tüm diğer armut çeşitlerinden farklı. Tanesi 200-350 gram geliyor. En irisi 2 kilo 867 gram olarak literatüre girmiş.<br />
Uzmanlar, armut yatırımı yapacaklara önce Ağaköy’ü görmelerini tavsiye ediyor. Bir meyvenin bir köyü nasıl zenginleştirdiğini gördüğünüzde sanırız kafanızdaki soru işaretleri büyük ölçüde yok olacak. Yetişkin bir santa maria ağacı, yılda 200-300 kilo armut verirken, deveci armudunda bu miktar 350-400 kiloya kadar çıkabiliyor. Bir dönüm araziye 40 deveci armudu dikilebiliyor. Yetişkin bir bahçeden ağaç başına 150 kilodan 6 ton armut alınabiliyor.</p>
<p>Ancak deveci armudu her yerde yetişmiyor. Yetişse de belirgin özelliklerini ortaya çıkaramıyor. Bu meyvede en iyi sonuç Samsun ve Bursa ovalarında alınabiliyor. Ekim ayında hasat ediliyor ve 7 ay depolama ömrü olduğu için çok makbul sayılıyor.</p>
<p><strong>Kayısıda dünya lideriyiz</strong></p>
<p>Dünya kayısı üretiminde açık ara lider konumundayız. 2.5 milyon tonluk dünya üretiminin 580 bin tonunu Türkiye karşılıyor. Yaş kayısıda yüzde 20, kuru kayısıda ise yüzde 90 pazar payına sahibiz. Kurutmalık kayısıda Malatya dışında Elazığ, Niğde ve Nevşehir de söz sahibi. Sofralık kayısıda ise Mut, Iğdır ve Kars, Malatya’yla birlikte önemli üretim merkezleri olarak dikkat çekiyor.</p>
<p>Türkiye kayısı üretiminde söz sahibi herkesin bildiği gibi Malatya. Şehir halkı ‘mışmış’ ya da ‘mişmiş’ olarak adlandırdığı bu meyve seyesinde önemli bir ekonomik güce hükmediyor. Bu sözcük Arapçada kayısı anlamına geliyor. Kayısı pazarının yıllık büyüklüğü 350 milyon dolar olarak hesaplanıyor.<br />
Malatya’da 35 bin aile bu işten geçimini sağlıyor. İlde 7 milyona yakın kayısı ağacı var. Her yıl buna 100 bin ağaç ekleniyor.</p>
<p>Kayısı ağacı dikecekler için halen fırsat var. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Erkoç, kayısının bir ihracat ürünü olduğunu vurguluyor ve “Hem içeride hem de dış piyasada ilgi gören bir meyve. Üretimin yüzde 20’si iç piyasada tüketiliyor. 300 milyon dolarlık ihracat söz konusu. Yeni ağaçların gelmesi pazarı büyütür” diyor.</p>
<p><strong>Türkiye üzüm cenneti</strong></p>
<p>Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine hemen her ilimizde yetişen bir meyve üzüm. TÜİK verilerine göre, 2011 sezonunda 4 milyon 500 bin ton üzüm üretilmiş. Geçen sezon üretilen üzümlerin 2.3 milyon tonu sofralık, 1.5 milyon tonu kurutmalık, 700 bin tonu da şaraplık olarak değerlendirilmiş. Yaş üzümün yüzde 30’unun da pekmez üretiminde kullanıldığını belirtelim.</p>
<p>Türkiye üzüm piyasasının 3 milyar TL’yi bulduğu tahmin ediliyor. Türkiye bu rakamlarla dünya üzüm üretiminde beşinci sırada yer alıyor. Sofralarımızda artık sadece siyah ve yeşil üzüm görmüyoruz. Koyu mor, açık mor gibi rengarenk türler de sofralarımızı süslüyor. Ülkemizde özellikle sofralık ve kurutmalık türleri yaygın olsa da son dönemlerde kaliteli şarap bağları da hızla artıyor. Bu alanda doğru üzüm seçimi yapılırsa fırsatlar söz konusu. Diren Şarapçılık Yönetim Kurulu Üyesi Erol Diren, üreticiye şu tavsiyelerde bulunuyor:</p>
<p>“Anadolu’nun her yerinde farklı isimlerle çeşitli kalitelerde üzümler yetişebiliyor. Son dönemde kırmızı üzüm ve kırmızı şarap trendi var. Bazı kırmızı üzüm çeşitlerinin kıymetli şarap verdiğini ve sofralık olarak da değerli olduğunu biliyoruz. Üzüme, bağcılığa girmek isteyenler bunlara dikkat etmeli. Bağ kurmak isteyenler bölge şartlarını göz önünde bulundurup iklime, bölgeye uyumlu, kolay adapte olabilen üzüm çeşitlerini tercih etmeli. Üzüm her yerde olur ama tüm çeşitler her yerde yetişmez. Üzümün iklime ve toprağa bağımlılığı vardır. Nitekim özelliklerine göre bazı çeşitlerin iyi olmadığı yerde bazıları gayet güzel sonuçlar verebiliyor. Sanayiye yönelik çeşitlere gitmekte fayda var. Sadece sofralık çeşit üretenler satış ve pazarlamada güçlük çekebiliyor. Son dönemlerde sofralık üzüm fiyatları şaraplıklara göre düşük kaldı. Şaraplık üzümün arkasında bir sanayi var ve sanayici her halükarda o üzümü almak isteyecektir. Pazarlama sıkıntısı yaşamamak adına önce şaraplık kırmızı üzümün tercih edilmesi avantajlı olabilir.”</p>
<p><strong>Şeftali ve nektarin</strong></p>
<p>Yılda 550 bin ton şeftali ve nektarin üretimiyle dünya altıncısı konumundayız. Genelde diğer ülkelerde şeftali ve “tüysüz şeftali” olarak da bilinen nektarin yarı yarıya üretiliyor. Türkiye’de ise halen üretimin yüzde 95’i şeftali, yüzde 5’i jise nektarinden oluşuyor. Ancak son zamanlarda bizde de nektarin bahçelerinin alanı hızla artıyor. Bursa, Çanakkale, İzmir gibi illerde ciddi bahçeler kuruluyor. Bu konuda en ciddi hareketlilik Çanakkale’nin Bayramiç ilçesinde görülüyor. Elmasıyla da ünlü olan ilçe, son yıllarda nektarin üretimine ağırlık vermeye başlamış. Hatta Bayramiç Ziraat Odası bölgeye haz özel bir tadı olan nektarini “Bayramiç Beyazı” diye tescillemiş. Bayramiç Ziraat Odası Başkanı İsmail Pehlivan’ın bu meyveyle ilgili değerlendirmesi şu şekilde:</p>
<p>“İlçemizde ciddi bir elma üretimi var. Türkiye üretiminin yüzde 6’sını karşılıyoruz. Ancak son dönemlerde nektarine yoğunlaştık. Bayramiç Beyazı diye de ismini tescilledik. Diğer bölgelerde yetişenlerden farklı. 11 bin tonluk üretime ulaştık. Halen6 bin dekarda üretim yapıyoruz.</p>
<p>Nektarin karlı bir meyve. Ancak bu işe gireceklere en az 30 dekarla başlamalarını tavsiye ediyoruz. Ticari açıdan en az bu ölçekte dikim şart. Bir dekar bahçeye 50-65 fidan dikilebilir. Arsa hariç bir dekar bahçenin maliyeti 2 bin 500 TL’yi geçmez. 1 dekardan 3 ton ürün alınabilir. Kilosu 3-4 TL’den satılıyor.”</p>
<p><strong>Zeytinde doğru çeşit önemli</strong></p>
<p>Deyim yerindeyse Anadolu’nun dağı taşı zeytin ağacı oldu. Çok değil 10 yıl önce 90 milyon civarında olan zeytin ağacı sayısı 180 milyona yaklaştı. Özellikle Mut, Tarsus, Osmaniye, Kilis ve Şanlıurfa’da muazzam bir atak var. Bu bölgeler çok değil önümüzdeki birkaç yıl içinde çok önemli zeytin merkezleri haline gelecek. Söz konusu bölgelerdeki yeni üretim alanları asıl bu sezon devreye girecek. Bu yıldan itibaren hem yağlık hem de sofralık zeytinde bolluk yaşanabilir.</p>
<p>Peynirleriyle tanınan Kaan Gıda, aynı zamanda önemli bir zeytin üreticisi. Kaan Gıda’nın kurucularından Hasan Kaan, zeytin ağacı dikeceklere şu uyarıyı yapıyor: “Bu saatten sonra ancak sanayi tipi yeşil zeytin dikenler için fırsat olabilir. Trilye ve siyah zeytinde doyuma ulaşıldı.”</p>
<p><strong>Riski sevenlere kamkat ve lime</strong></p>
<p>Meyvecilik yatırımı yapacaklar için iki yeni alternatif var: Lime ve kamkat. “Misket limonu” olarak da bilinen lime, son dönemin trend meyvelerinden biri haline geldi. Kilosu sezonunda 5, sezon dışında ise 20 TL’ye kadar alıcı bulan lime, yeni bir fırsat kapısı olarak gösteriliyor. Üretimi çok zor ve sadece belli bir iklim kuşağında yetişiyor. Ancak pazarı hem yurtiçi hem de yurtdışında hazır. Kokteyllerin vazgeçilmezi. Dünya mutfaklarının birçoğunda yemekler ve tatlılarda kullanılıyor. Türkiye’de de kullanımı katlanarak artıyor. O kadar ki artık zincir marketlerin reyonlarında kendine özel bir yer bile bulmaya başladı.<br />
Limon, sıcak iklimi seven bir meyve. Bu yüzden de Mersin, Adana, Antalya ve İzmir’de yaygın olarak üretiliyor. Türkiye’nin önemli narenciye ihracatçılarından İzmir merkezli Kral Tarım’ın yetkililerinden Erdinç İnan Yılmaz da limenin sürümünün zayıf olduğunu, bu yüzden kayda değer cirolar oluşmadığını söylüyor.</p>
<p>“Minyatür portakal”, “süs portakalı”, “altın portakal” olarak da bilinen kamkat için deneme üretimleri başarılı sonuç verdi. Bu narenciye türü özellikle tropikal bölgelerde ticari olarak üretilip satılıyor. Avrupa’ya kilosu ortalama 2 euro’dan ihraç ediliyor. Narenciye ürünleri arasında en fazla C vitamini içerenin kamkat olduğu belirtiliyor. Ayrıca içinde protein bulunan tek meyve.<br />
İklim şartları açısından riskli olmasına rağmen küçük ölçeklerle deneme üretimi yapılabilir. Erdinç İnan Yılmaz, “Şu an çok küçük bahçeler var. Ancak yakında büyüklerinin de kurulacağını düşünüyorum. Biz de küçük bir bahçe kurduk. Şimdilik üretimimiz ticari boyutlarda değil. Ama ileride neden olmasın? İhracat potansiyeli olan bir meyve. Yurtdışında yaygın olarak tüketiliyor” diyor.</p>
<p><strong>Her mevsim çilek var</strong></p>
<p>Bitki türü meyveler arasında ise çilek ön plana çıkıyor. Ülkemizde kış başlarında bile artık çilek bulmak mümkün. Bahar ayında açık alanda yapılan çilek üretimi, kış aylarında seralara taşınıyor. Hem yurtiçi hem de yurtdışında çok talep gören bir meyve olduğu için yatırımcılara ciddi fırsatlar sunuyor. Pazar sıkıntısı yaşanmıyor.</p>
<p>Çilek üretiminde Silifke ve Anamur öne çıkıyor. Türkiye çilek üretiminin neredeyse yarısını bu ilçeler karşılıyor. Silifke Çilek Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Özmen, aynı zamanda büyük çilek üreticilerinden biri&#8230; Acem Tarım’ın ortaklarından olan bulunan Özmen, halen 2 bin dönüm arazide çilek yetiştiriyor. Ahmet Özmen, “Silifke’nin ova köylerinin yüzde 80’i bu işten geçimini sağlıyor. 2004 yılından itibaren üretim arttı ve bütün köyler bu alana yöneldi. Ürettiğimiz çileğin 25 bin tonu ihracata gidiyor. Çilek, üreticisinin yüzünü güldürüyor” diyor.</p>
<p><strong>Tarımın duayeninden 9 çeşit meyve önerisi</strong></p>
<p>Alara Tarım, Türk meyveciliği için önemli başarı öykülerinden biri. Bu şirketin kurucusu Yavuz Taner, 2007 yılında işleri oğlu Kerim Taner’e devretmişti. Kerim Taner de bir süre sonra şirketi yabancı yatırımcılara sattı&#8230;<br />
Yavuz Taner, şu sıralar Alara Fidancılık ve 2007 yılında kurduğu Alanar Tarım’la ilgileniyor. Alanar Tarım, ağırlıklı olarak kiraz, Bursa siyah inciri, kayısı, Japon eriği, nar, nektarin, renkli üzüm, elma ve Trabzon hurması üretiyor. Bu meyveleri hem bahçesini kuruyor hem de fidanlarını geliştiriyor. Manisa, Antalya, Afyon, Bursa, Adana, Çanakkale ve Mersin’de bahçeleri var.<br />
Taner, “Kiraz ve Bursa siyah inciri bizim ilk işimiz. Halen 9 çeşit meyveyle uğraşıyoruz. Taze paketlemeye uygun, raf ömrü uzun meyve çeşitleri geliştirdik. Japon eriği bahçeleri kuruyoruz. Aynı zamanda fidanlarını da satıyoruz. Bu meyvenin 60 gün depolama ömrü var. Dolayısıyla sezonu uzatıyoruz. Amerikalıların ‘wonderful’ dedikleri nar çeşidini getirdik. İhracat pazarlarında bu nar çok tuttu. Renkli çekirdeksiz üzüm çeşitlerini getirdik. Renkli üzümler antioksidan özelliği nedeniyle tercih ediliyor” diyor.<br />
Yakında yeniden ihracat atağına geçmeyi planlayan Yavuz Taner, meyvecilik yatırımı yapacaklara ise şu önerilerde bulunuyor: “Bu işe hobi gibi değil bir işletme mantığıyla yatırım yapılmalı. Pazar araştırmalarını iyi yapmalı, ölçek ekonomisiyle hareket etmeli, modern teknolojileri kullanabilecekleri fidanları tercih etmeliler. İşi kısmete bırakmamalı, özen göstermeliler. Bu işin uzmanlarından destek almalılar. Bu konuda bir örnek vereyim: Ülkemizde ağırlıklı olarak Hicaz narı yetişiyor. Ancak birçok üretici yetişme sırasında tam olarak ağaca bakmadı, doğru hasat yapmadı ve Hicaz narının yüzde 30’u çöpe gitti. Oysa fire oranı yüzde 5’i geçmemeli. Bu yüzden uzman yardımı şart.”</p>
<p><strong>Anadolu Etap ilk 5 e oynuyor</strong></p>
<p>Tuncay Özilhan’ın sahibi olduğu Anadolu Grubu ile Özgörkey ailesinin ortaklaşa kurduğu Anadolu Etap, meyvecilik yatırımlarını tüm hızıyla sürdürüyor. Başlangıçta sadece Coca-Cola’nın Capy markalı meyve suları için şeftali üretmeyi planlayan şirket, şimdi bu meyvenin yanına vişne, nektarin, elma ve narı da eklemiş. Sadece sanayi değil sofralık tüketim için üretim yapılmasına karar verilmiş, Anadolu Etap Genel Müdürü Demir Şarman, etap etap devam eden 500 milyon dolarlık meyvecilik yatırımıyla ilgili şu bilgileri veriyor:<br />
“Amacımız markalı meyveler üretmek. Şu anda 350 bin adet ağaca ulaştık. Bu yılın sonuna kadar 1 milyon, 2014’te ise 3 milyon ağaca ulaşacağız. 2020 hedefimizse 10 milyon ağaç. Bahçelerimizde şeftali, elma, nektarin, vişne ve nar ağaçları olacak. Şu ana kadar şeftali ve vişne diktik. Bu yıl elmaya ağırlık vereceğiz. Hem sofraya hem de sanayiye dönük üretim yapacağız. Bugüne kadar 90 milyon dolar yatırdık meyveciliğe. Bu yıl sonunda 220 milyon dolara ulaşacağız. Yatırımın toplamı 500 milyon doları bulacak.<br />
Bahçelerimiz ülkenin değişik bölgelerine dağılacak. Güney Marmara, Ege, Akdeniz, Kuzey Toroslar’da bahçe kuracağız. Şu ana kadar 9 bin dönüme ulaştık. Meyve ağaçlarımız 1.5 yaşında. Meyve almaya başladığımızda markalı olarak satacağız. Dünyanın her köşesine satmak gibi bir derdimiz yok. Hedefimiz Batı Avrupa ülkelerinin market zincirleri.”</p>
<p><strong>Mehmet YAYLA / Mango Gıda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı</strong></p>
<p><strong>Tek sorunumuz arazi ölçeklemesi</strong></p>
<p>İklim, güneşlenme, su ve toprak açısından dünyanın ender ülkelerinden biriyiz. Tek eksikliğimiz arazi ölçeklemesi. Araziler gerekli ölçeklere ulaştırılabilirse tarım açısından çok cazip bir ülke oluruz. Bilinçli meyvecilik her geçen gün gelişiyor. Konya, Isparta, Çanakkale, Kayseri, Malatya ve Denizli elma diyarı oldu. Ancak her üründe daha gidilecek çok yol var.<br />
Mango Gıda olarak Carrefour, Migros gibi büyük marketlere meyve sebze tedarik ediyoruz. Ciromuzun yüzde 40’ını meyve ticareti oluşturuyor. Kendi bahçemiz yok ama planlarımız içinde kurmak var.<br />
Girişimcilere zirai danışman almadan, pazar araştırması yapmadan bu işe girmemelerini öneriyoruz. Sabır ve emekle bu işte ciddi paralar kazanabilirler. Kolay pazarlama ve ekonomik açıdan değer bulabilmesi için mutlaka sertifikalı fidanları tercih etmeliler.</p>
<p><strong>İçi dolgun ve beyaz cevizi tercih ediyoruz</strong></p>
<p>Necat GÜLLÜ / Baklavacı Güllüoğlu Yönetim Kurulu Başkanı<br />
Kaliteli ceviz Türkiye’de Niksar ve Şebinkarahisar’da yetişiyor. Fakat üretim için gereken talebi karşılamıyor. O yüzden Türkiye’de ceviz talebinin yüzde 75’i ithal olarak karşılanıyor. İthal edilen ülkelerin başında Şili, Ukrayna, İran, Azerbaycan, Moldovya, Ukrayna, Romanya, Türkmenistan gibi ülkeler geliyor. En önemli ceviz üreticisi ülkelerden biri de Amerika Kalifinorya’dır. Baklavacı Güllüoğlu olarak, en önemli kriterimiz kaliteli hammadde kullanımıdır. Fıstık bizim için ne denli önemli ve özelse ceviz için de aynı hassasiyette davranıyoruz. Hem yerli üretimi desteklemek hem de kalitemizden ödün vermemek adına yerli ceviz olarak, Niksar ve Şebinkarahisar’da yetişen cevizleri kullanırken, yurtdışından aldığımız cevizi ise Kaliforniya’dan ithal ediyoruz. Baklavacı Güllüoğlu cevizli baklavalarının yanı sıra cevizli sucuk, cevizli lokum gibi ürünlerinde de ceviz içi kullanıyor. Tüm ürün gruplarımız için ortalama tüketimimiz yıllık 15-20 bin ton civarında. Ceviz seçiminde çok özenli ve titiz davranıyoruz. Cevizin içinin dolgun, beyaz ve taze kırılmış olması gerekiyor.</p>
<p><strong>Migros geçen yıl 100 bin ton meyve sattı</strong></p>
<p>Türkiye’nin en büyük marketler zinciri Migros, aynı zamanda “iyi tarım uygulamaları”na öncülük eden bir kurum. Manav reyonunda 120 çeşit meyve bulunduran Migros, geçen yıl 100 bin ton satış gerçekleştirdi.<br />
Migros yetkililerinin verdiği bilgiye göre, geçen yıl en çok talep gören meyveler karpuz, muz, elma, kivi, portakal, nar, erik ve üzüm oldu. Migros, meyveleri ağırlıklı olarak Ege, Akdeniz, Karadeniz, Marmara ve İç Anadolu; üzüm, karpuz ve narı ise Güneydoğu Anadolu’dan alıyor. Bölgelere has meyveleri ise yerinden temin ediyor. Doğu Anadolu’nun Iğdır kayısısı buna bir örnek&#8230;</p>
<p><strong>Sanayi tipi meyvecilikte de gelecek var</strong></p>
<p>Ülkemizde genelde sofralık veya ihracata dönük meyve üretiliyor. Oysa meyve suyu üretimi ve tüketimi de ciddi boyutlara ulaşmış durumda. 1 milyon tonun üzerinde meyve fabrikalarda işlenip şişeleniyor. Bu alana dönük de üretim yapmak cazip olabilir. MEYED (Meyve Suyu Endüstrisi Derneği) Başkanı Alaaddin Güç, sektörün meyve temininde güçlük çektiğini hatırlatıyor ve meyve bahçeciliğine yatırım yapanların uzun vadede kazançlı çıkacağını düşünüyor:</p>
<p>“Sanayici istikrarlı bir şekilde meyve tedariki sağlamak için çalışmalar yapıyor. Meyvesini kendi yetiştiren meyve suyu üreticileri var. İhtiyaçlarının küçük bir miktarını da olsa kendileri yetiştiriyor. İleride her meyve suyu markasının kendi bahçeleri olacaktır. Ancak tamamını kendilerinin yetiştirmesi mümkün değil. Sanayiciyle işbirliği içinde kontrata dayalı sözleşmeli üretimler yapılmalı. Sanayici, bahçe sahibini desteklemeli. Malını satma garantisi ve teknolojik destek vermeli. Şu anda bu söylediklerim kısmen yapılıyor. Ama daha fazla yaygınlaştırılmalı. Tarım Bakanlığı sanayi meyveciliğini teşvik etmeli. ”</p>
<p><strong>Meyve bahçesi kurmanın maliyeti</strong></p>
<p>Aslında meyve bahçesi kurmanın maliyeti oldukça makul seviyelerde. Son dönemlerde iki tip ağaç tavsiye ediliyor: Klasik anaç ya da bodur&#8230; 1 dönümlük bir araziye klasik anaç olarak, meyvenin türüne göre 20 fidan dikilebiliyor. Klasik anaç fidanlarının tanesi ortalama 5 TL. Bu durumda dönüm başına fidan maliyeti 100 TL oluyor.<br />
Bodur ağaçlarda ise durum biraz daha farklı. Bir dönüm araziye 60 ağaç dikebiliyorsunuz. Bodur fidan fiyatı ise 15 TL. Yani yaklaşık 900 TL fidan maliyeti karşımıza çıkıyor. Bu maliyetlerin üzerine tarla, sulama, budama ve en az 4 yıllık ürün yetişme sürecini de eklemek gerekiyor.<br />
Uzmanlar, daha çabuk büyüyen ve çok meyve veren bodur ağaçları tavsiye ediyor. Görünüşte pahalı olsa da bodur ağaçların daha verimli olduğu vurgulanıyor. Fidanlar, genelde sonbaharda yaprak dökümü ile ilkbaharda ağaçlara su yürümesine kadar geçen devrede dikiliyor. Kısacası, 1 dönümlük arazi için fidan, sulama, bakım ve ilaçlama dahil arsa maliyeti hariç 2 bin 500 TL’lik maliyet söz konusu.<br />
Tabii bu işin ekonomik ölçeklerde olabilmesi için uzmanlar en az 50 dönüm arazi tavsiye ediyor. Aksi halde para kazanmanın zor olduğu belirtiliyor. Sanayicilerse 1.000 dönüm ve üzeri ölçeklerde üretim yapılmasını arzu ediyor.</p>
<p><strong>Tarım Bakanlığının meyvecilik destekleri</strong></p>
<p>* Sertifikalı fidan desteği: AB içindeki rekabet gücünü artırmak ve modern bahçeler tesis etmek amacıyla, yurtiçinde üretilip sertifikalandırılan fidanlarla bahçe tesis eden üreticilere dekar başına olmak üzere uygulanan destekleme çalışmalarına ilk defa 2005 yılında başlandı. Halen dekar başına 50-300 TL arasında destek veriliyor.<br />
* Mazot desteği: 2003 yılından itibaren üreticilere dekar başına mazot desteği yapılıyor. 2009’da ÇKS’ye (Çiftçi Kayıt Sistemi) kayıtlı üreticilere 2.93, geçen yıl ise 3.25 TL/dekar mazot destekleme ödemesi yapıldı. Bu yılki destekler henüz açıklanmadı.<br />
* Gübre desteği: Çiftçilere kimyevi gübre desteklemesi, ürün grupları üzerinden yapılıyor. 2009’da ÇKS’ye kayıtlı üreticilere 3.83, geçen yıl ise 4.25 TL/dekar kimyevi gübre destekleme ödemesi yapıldı. Bu yılki destekler henüz açıklanmadı,<br />
* Organik tarım ve iyi tarım uygulamaları desteklemeleri: 2005’te doğrudan gelir desteğine (DGD) ek olarak, organik tarım üreticilerine dekar başına 3 TL ek destek verildi. Geçen yıl da organik tarım uygulamaları yapan çiftçilere 20, iyi tarım uygulamaları yapanlar ise 15 TL/dekar ödemesi yapıldı. Bu yılki destekler henüz açıklanmadı.<br />
* İndirimli faizli kredi destekleri (yüzde 25-100 faiz indirimi): Kırsal kalkınma yatırım destekleri yüzde 50 hibe olarak veriliyor. İşleme, paketleme, ambalajlama, soğuk hava depoları, soğuk taşımacılık gibi yatırımlarda kullanılabiliyor.<br />
* Sigorta desteği: Tarım üreticilerinin poliçe bedelinin yüzde 50’si bakanlık tarafından karşılanıyor.</p>
<p><strong>Fidan destekleri 300 TL yi buluyor</strong></p>
<p>Standart (TL/Dekar) Sertifikalı (TL/Dekar)<br />
Bodur ve yarı bodur meyve türleriyle bahçe tesisi 150 300<br />
Narenciye bahçelerinde aşılamayla çeşit değiştirme 0 250<br />
Bağ ve diğer meyve türleriyle bahçe tesisi 100 200<br />
Zeytinde (Gemlik hariç) çeşidiyle bahçe tesisi 50 100<br />
Zeytinde Gemlik çeşidiyle bahçe tesisi 25 50<br />
Sertifikalı antepfıstığı anacıyla bahçe tesisi 0 50<br />
Virüsten ari fidanlara ilave olarak 50 100</p>
<p><strong>İdriz Çokal/Para Dergisi</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/uzmanlar-en-cok-cevizarmutnektarinkiraz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mavi bayraklı ürünlerde artış olacak</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/mavi-bayrakli-urunlerde-artis-olacak/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=mavi-bayrakli-urunlerde-artis-olacak</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/mavi-bayrakli-urunlerde-artis-olacak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 08:02:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=66829</guid>
		<description><![CDATA[Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, mavi bayraklı bağ, bahçe ve sera sayısının 2011 yılında 3 bin 39&#8242;dan 8 bin 551&#8242;e yükseldiği belirtildi. Açıklamada, taze sebze ve meyvede ihracat ve iç tüketimde kalite sorununun yaşanmaması için Bakanlığın 2010 yılından bu yana EKÜY çalışması yürüttüğü hatırlatılırken, gönüllülük esasına dayalı proje kapsamında, üretim sezonu başlamadan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-66830" src="http://www.istenhaber.com/media/Fruits-and-Vegetables.jpg" alt="Fruits and Vegetables Mavi bayraklı ürünlerde artış olacak" width="520" height="350" title="Mavi bayraklı ürünlerde artış olacak" /></p>
<p><strong>Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, mavi bayraklı bağ, bahçe ve sera sayısının 2011 yılında 3 bin 39&#8242;dan 8 bin 551&#8242;e yükseldiği belirtildi.</strong></p>
<p>Açıklamada, taze sebze ve meyvede ihracat ve iç tüketimde kalite sorununun yaşanmaması için Bakanlığın 2010 yılından bu yana EKÜY çalışması yürüttüğü hatırlatılırken, gönüllülük esasına dayalı proje kapsamında, üretim sezonu başlamadan önce proje personelince köylerde tanıtım toplantıları yapıldığı ve eğitim verildiği ifade edildi.</p>
<p>Projede yer alıp teknik elemanların tavsiyeleri doğrultusunda üretim yapmak isteyen gönüllü üreticilere &#8221;mavi bayrak&#8221; verildiğine işaret edilen açıklamada, çalışmaya üreticilerin yoğun ilgi gösterdiği belirtildi.</p>
<p>Uygulama kapsamında 2010 yılında 3 bin 39 bağ, bahçe ve seraya mavi bayrak asılırken, 2011 yılında bu rakamın 8 bin 551&#8242;e yükseldiği bildirilen açıklamada, çalışmanın yürütüldüğü il sayısının da 16&#8242;dan 29&#8242;a çıktığı vurgulandı. 13 ürün grubunda yürütülen projede, analizlerden geçen 4 bin 42 ürün<br />
örneğinin kalite bakımından belgelenerek mavi bayrak logosuyla pazara sürüldüğü kaydedildi.</p>
<p><strong>Ekiminden hasadına kadar kontrol altında</strong></p>
<p>Açıklamada, mavi bayraklı sera, bağ ve bahçelerde tüm tarımsal faaliyetlerin teknik elemanların kontrolü altında yapıldığına işaret edilirken, teknik personelin uygun ürün seçimi ve çeşitliliğinin, toprak işleme, bitki sağlığı, sulama, gübreleme, budama, münavebe gibi sistemlerin uyumlu bir şekilde kullanımı için üreticiye yardımcı olduğu belirtildi.</p>
<p>Üreticilerin devamlı eğitime tabi tutulduğu ve hatalı uygulamaların önüne geçildiği bildirilen açıklamada, özellikle zirai mücadele uygulamalarında daha az ilaç kullanılarak, üretici girdileri azaltıldığı, aşırı ilaçlama ve gübre kullanımının da önüne geçilerek çevre kirlenmesinin önlendiği ifade edildi.</p>
<p><strong>Mavi bayrak nasıl alınıyor</strong></p>
<p>Açıklamaya göre, mavi bayrak almak isteyen gönüllüler, üretim sezonu başlamadan önce Entegre ve Kontrollü Ürün Yönetimi proje personeliyle bir araya geliyor. Gönüllü üreticilerin tarım alanları incelemeye alınıyor. Kaliteli ürün için toprak analizi, uygun ürün seçimi ve çeşitliliği, toprak işleme, bitki sağlığı, sulama, gübreleme ve budamayla ilgili çalışmalar yapılıyor.</p>
<p>Eğitim çalışmalarına katılarak projede yer almak isteyen üreticilere tarlalarına asmak üzere mavi bayrak veriliyor. Bayrağın asılı olduğu bahçelerde yapılan tüm tarımsal faaliyetler kayıt altına alıyor. Hasat sonrası ürünler de yine aynı şekilde mavi bayrak logosuyla pazarlanıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/mavi-bayrakli-urunlerde-artis-olacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye tohumda dışa bağımlı değil</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/turkiye-tohumda-disa-bagimli-degil/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=turkiye-tohumda-disa-bagimli-degil</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/turkiye-tohumda-disa-bagimli-degil/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Feb 2012 06:38:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=66818</guid>
		<description><![CDATA[AK Parti Antalya Milletvekili ve TBMM Tarım Orman Köyişleri Komisyonu üyesi Hüseyin Samani, İsrail menşeli tohum kullanımının yüzde 5&#8242;ler seviyesine gerilediğini söyledi. Bu azalmanın devam ettiğini ve yerli tohumların payının her geçen gün arttığını ifade eden Samani, &#8220;Türkiye, tohumda artık İsrail&#8217;e muhtaç değildir.&#8221; dedi. Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (BATEM)&#8217;nü ziyaret eden Hüseyin Samani, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-66819" src="http://www.istenhaber.com/media/tohum9.jpg" alt="tohum9 Türkiye tohumda dışa bağımlı değil" width="530" height="350" title="Türkiye tohumda dışa bağımlı değil" /><strong></strong></p>
<p style="text-align: left"><strong>AK Parti Antalya Milletvekili ve TBMM Tarım Orman Köyişleri Komisyonu üyesi Hüseyin Samani, İsrail menşeli tohum kullanımının yüzde 5&#8242;ler seviyesine gerilediğini söyledi.</strong></p>
<p>Bu azalmanın devam ettiğini ve yerli tohumların payının her geçen gün arttığını ifade eden Samani, &#8220;Türkiye, tohumda artık İsrail&#8217;e muhtaç değildir.&#8221; dedi.</p>
<p>Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (BATEM)&#8217;nü ziyaret eden Hüseyin Samani, Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Araştırma Laboratuvarı ile Kocayatak Sebzecilik Birimi&#8217;ni gezdi.</p>
<p>2002&#8242;den 2012 yılına Türk tohumculuk sektörünün geldiği noktayı anlatan Samani, 1985&#8242;te tohum ithalatının serbest bırakılmasıyla birlikte özellikle ticari sebze tohumlarının tamamına yakınının yurt dışından ithal edilir hale geldiğini söyledi.</p>
<p>Yıllarca büyük payın İsrail tohumlarına ait olduğunu hatırlatan Samani, 2002&#8242;den bu yana yapılan ciddi çalışmalarla yerli tohum üretiminin önemli ölçüde arttığını kaydetti.</p>
<p>Türkiye&#8217;de bir dönem çoğunlukla İsrail menşeli tohumlar kullanılırken, bugün sektördeki paylarının yüzde 5&#8242;ler seviyesine kadar gerilediğini dile kaydeden Samani, &#8220;Bu azalma trendi devam etmektedir. Yerli tohumların payı ise her geçen gün artmaktadır. Türkiye, tohumda ihracat dönemine geçmiş bir ülke konumundadır. Türkiye, tohumda artık İsrail&#8217;e muhtaç değildir.&#8221; diye konuştu. Tohum üretiminin stratejik öneme sahip olduğuna değinen Samani, &#8220;Kaliteli bir tohumluk ile üretim yüzde 25 ile 300 oranında artırılabilir.&#8221; dedi.</p>
<p>Dünya tohum ticaretinin yaklaşık 42 milyar Dolar, Türkiye&#8217;de bu rakamın 650 milyon Dolar civarında olduğunu tahmin edildiğini ifade eden Samani, sektörle ilgili şu bilgiyi verdi: &#8220;Türkiye&#8217;de tohumculuk sektörünün üretimi yıllar itibariyle sürekli artmaktadır. Son yıllarda uygulanan politikalar ile toplam tohumluk üretimi yüzde 243&#8242;lük artış göstererek, 2002 yılında 145 bin ton iken, 2010 yılında 498 bin tona ulaşmıştır. Aynı şekilde parasal değer olarak 2002 yılında 17,3 milyon dolardan, yüzde 447&#8242;lik bir artışla 94,6 milyon dolara çıkmıştır. Türkiye toplam sebze tohum ticareti ise, yaklaşık 150 milyon dolardır. Toplam sebze tohumluk ihtiyacının yüzde 52&#8242;si yerli üretim, yüzde 48&#8242;i ithalat ile karşılanmaktadır. Örtü altında yoğun olarak kullanılan hibrit sebze tohum ihtiyacının yüzde 35–40&#8242;ı yerli üretim, yüzde 60–65&#8242;i ithalat ile karşılanmaktadır. Bu rakamın 2002 yılında yüzde 5-8&#8242;lerden, 2010 yılında yüzde 35-40&#8242;Lara ulaşması çok sevindirici bir durumdur. Türkiye sebze tohum üretimi; 2002 yılında bin 249 ton iken, 2009 yılında 2 bin 758 tona çıkmıştır. Sebze tohumu ihracatımız ise 2002 yılında sadece 317 bin dolardan, yüzde 3500&#8242;lük bir artışla 11,4 milyon dolara çıkmıştır. Bu rakamın 2011 yılında 15 milyon doları aştığı tahmin edilmektedir.&#8221;</p>
<p>Samani tohumda uygulanan yüzde 8 Kdv&#8217;nin ise yüzde 1 &#8216;e düşürülmesi çalışmalarının devam ettiğini sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/turkiye-tohumda-disa-bagimli-degil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fabrikada 7 TL,market rafında 17TL</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/fabrikada-7-tlmarket-rafinda-17tl/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=fabrikada-7-tlmarket-rafinda-17tl</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/fabrikada-7-tlmarket-rafinda-17tl/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 14:14:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=66718</guid>
		<description><![CDATA[Tarım ürünlerinin fiyatı, tarladan markete ulaşıncaya kadar birkaç kat artıyor. Fahiş kârların eklendiği ürünlerin başında zeytinyağı geliyor. İzmir Ticaret Borsası&#8217;nda kilogram tescil fiyatı 6,28 lira olan natürel sızma zeytinyağı (dökme), salataya 16-17 liradan dökülüyor. Vatandaş, aynı yağı üreticiden ise 7-8 liraya alabiliyor. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli, bu fahiş farkı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-66719" src="http://www.istenhaber.com/media/kilis_zeytinyagi5.jpg" alt="kilis zeytinyagi5 Fabrikada 7 TL,market rafında 17TL" width="448" height="336" title="Fabrikada 7 TL,market rafında 17TL" /></p>
<p><strong>Tarım ürünlerinin fiyatı, tarladan markete ulaşıncaya kadar birkaç kat artıyor. Fahiş kârların eklendiği ürünlerin başında zeytinyağı geliyor. İzmir Ticaret Borsası&#8217;nda kilogram tescil fiyatı 6,28 lira olan natürel sızma zeytinyağı (dökme), salataya 16-17 liradan dökülüyor.</strong></p>
<p>Vatandaş, aynı yağı üreticiden ise 7-8 liraya alabiliyor. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Nedim Güreli, bu fahiş farkı sektördeki oligopol yapıya bağlıyor. Türk çiftçisinin dünyanın en pahalı zeytinyağını satmadığını ancak vatandaşların en pahalısını yediğini belirten Güreli, &#8220;Köylü, dünyanın en pahalı yağını satmış olsaydı, tüketicinin de en pahalısını tüketmesi normal olurdu.</p>
<p>Üreticide ucuz olan bir ürünü halk pahalı tüketiyorsa bir sorun var demektir. Almanya ithalatçı ülke, bizden daha ucuza tüketiyor.&#8221; dedi. Türkiye&#8217;de zeytinyağı pazarının yüzde 85&#8242;i dört firmanın elinde. Bu firmaların yıllık zeytinyağı satış miktarı 27-30 bin ton.</p>
<p>Üreticiden kilo olarak alınan zeytinyağı litreyle satıldığında 910 gram geliyor. Bu durum, maliyeti daha da düşürüyor. Firmaların fahiş kârlar elde ettiğini savunan Güreli&#8217;ye göre, büyük marketlerde 2 litre natürel sızma zeytinyağı 33 liraya satılıyor. Bu 2 litre yağ, üreticiden 12,56 liraya alınıyor.</p>
<p>Yüzde 8 KDV (2,64 lira), yüzde 10 raf ücreti (3,3 lira), yüzde 4 depo ve ambalaj (1,32 lira) maliyeti hesaplandığında, 2 litrenin maliyeti 19,82 lira ediyor. Üreticiden kiloyla alınan yağ, son müşteriye litre hesabıyla satıldığı için 1 kilo 820 gr oluyor. Güreli, 2 litredeki bu 180 gr farkın, maliyeti karşılamaya eşdeğer olduğunu vurguluyor. Küçük firmalar ise market raflarına giremiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/fabrikada-7-tlmarket-rafinda-17tl/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk domatesi Avrupada yok satıyor</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/turk-domatesi-avrupada-yok-satiyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=turk-domatesi-avrupada-yok-satiyor</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/turk-domatesi-avrupada-yok-satiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 10:31:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet1]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=66188</guid>
		<description><![CDATA[Avrupa ekonomilerini derinden etkileyen ekonomik krizin, Avrupa ülkelerinde yaşayan insanların dışarda yemek alışkanlığından uzak durmalarına, dolayısıyla Türkiye&#8217;den Avrupa&#8217;ya yapılan başta domates olmak üzere yaş sebze ve meyve ihracatında artışa yol açtığı bildirildi. İzmir&#8217;in Dikili ilçesinde jeotermal enerji kullanılan 600 dönümlük sera alanında domates ve biber üretimi yapan Agrobay AŞ&#8217;nin Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Şentürk, yeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center"><img class="aligncenter size-full wp-image-66189" src="http://www.istenhaber.com/media/sebze21.jpg" alt="sebze21 Türk domatesi Avrupada yok satıyor" width="600" height="380" title="Türk domatesi Avrupada yok satıyor" /></p>
<p><strong>Avrupa ekonomilerini derinden etkileyen ekonomik krizin, Avrupa ülkelerinde yaşayan insanların dışarda yemek alışkanlığından uzak durmalarına, dolayısıyla Türkiye&#8217;den Avrupa&#8217;ya yapılan başta domates olmak üzere yaş sebze ve meyve ihracatında artışa yol açtığı bildirildi.</strong></p>
<p>İzmir&#8217;in Dikili ilçesinde jeotermal enerji kullanılan 600 dönümlük sera alanında domates ve biber üretimi yapan Agrobay AŞ&#8217;nin Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Şentürk, yeni başlayan sera üretim sezonunda, iç ve dış talebin iyi olduğunu, geçen yıla göre daha yüksek oranda satış beklediklerini söyledi.</p>
<p>Dünyanın en büyük 5 sera üreticisinden birisi olduklarını, Türkiye&#8217;nin de bu alanda en büyük üreticisi ve ihracatçısı olduklarını belirten Şentürk, bu yıl özellikle İngiltere, Almanya ve Rusya&#8217;dan gelen taleplerin memnuniyet verici düzeyde olduğunu ifade etti.</p>
<p>Şentürk, bu artışın nedenlerine ilişkin Avrupa&#8217;daki alıcılarla yaptıklarını görüşmelerde, bunun &#8221;kriz kaynaklı olduğu&#8221; yorumlarının yapıldığını dile getiren Şentürk, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Avrupa&#8217;da insanlar kriz sonrası tasarruf etme eğilimi içine girdi ve dışarıdan söylemek yerine kendi yemeklerini yapmaya başladı. Bunun domates başta olmak üzere yaş sebze meyveye talebi artırdığı ifade ediliyor. Hazır yemek kültürünün artık bittiği belirtiliyor. Kriz sözleri Türk sanayisini olumsuz etkiliyor, ancak tarıma katkıları oldu. İngiltere ve Almanya pazarlarına yaptığımız ihracatta henüz sezonun başında olmamıza rağmen yüzde 30-35 artış var. İngiltere&#8217;de Tesco mağazalarına domates gönderiyoruz. Haftada 4 tır domates gönderiyoruz. Talebe yetişmeye çalışıyoruz.&#8221;</p>
<p>Bu yıl domates ve biberde geçen yıla göre yüzde 20 artışla 12-13 milyon avro civarında bir ihracat yapmayı öngördüklerini bildiren Şentürk, tarım sektöründe planlama yapmanın çok mümkün olmadığını, sezonun bu düzeyde devam etmesi halinde yılı başarılı biçimde kapatacaklarını söyledi.</p>
<p><strong>‘Türk domateside marka olma yolunda aday’</strong></p>
<p>Şentürk, Türkiye&#8217;de tarım ürünlerinde kalitenin giderek arttığını, pazar bulma konusunda sıkıntı yaşamadıklarını belirterek, ihracata başladıkları bir kaç yıl öncesine kadar Almanya&#8217;daki marketlerde en pahalı ürünün İspanyol domatesiyken, bugün kalitesiyle en pahalı domatesin Türk domatesi haline geldiğine işaret etti.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin, tarımda dünyanın en iyisi olabilecek potansiyele sahip olduğunu ifade eden Şentürk, &#8221;Bunu değerlendirmek için yaptığımız modern yatırımlarla kısa sürede bunu ispat ettik. Türk domatesi Avrupa&#8217;nın en pahalı ürünü, marka olma yolunda ilerliyor. Bunu katma değeri daha yüksek ürünlere de taşımak durumundayız&#8221; dedi.</p>
<p><strong>‘Yeni hal yasası fiyatları düşürecek’</strong></p>
<p>İç piyasaya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şentürk, Antalya bölgesinde yaşanan doğal afetler ve havaların çok soğuk gitmesinin ürünün kalitesini olumsuz etkilediğini dile getirdi.</p>
<p>Şentürk, modern seraların hava şartlarından çok fazla etkilenmediğini, bu nedenle kaliteli ürünün fiyatının hızla arttığını belirterek, arz ve talebe bağlı olmayan fiyat artışlarının ise yeni Hal Yasası sayesinde önleneceğini savundu.</p>
<p>Şu anda domatesin sera çıkış fiyatının ihracatta 3,2 lira, iç pazarda ise 2,7 lira olduğunu kaydeden Şentürk, eski Hal Yasası düzenlemesine göre hallere gitmek durumunda kalan ürünün, komisyoncuların payıyla birlikte fiyatının fırladığını, yeni düzenlemeye göre üretici olarak doğrudan satış noktalarına gönderme imkânına kavuşulduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Yasanın henüz çok yeni olduğunu, uygulamanın oturmasının 1 yıl almasını beklediklerini dile getiren Şentürk, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Birçok market halen halleri kullanıyor. Üreticilerle bağlantıların kurulması ve sistemin oturmasıyla Avrupa&#8217;dakine benzer bir sistem kurulmuş olacak. Yeni düzenlemeyle domateste üreticiden çıkış fiyatıyla market satış fiyatı arasındaki dengenin savunucusu olacağız. 1 milyona domates satıyorsam market etikete 2 lira yazıyorsa, bunun hakkının yüzde 20 olduğunu söyleyeceğiz, bu bilgiyi medyayla paylaşacağız. Marketler arasındaki rekabetin de bu konuda tüketicinin lehine olacağını düşünüyorum.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/turk-domatesi-avrupada-yok-satiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çiftçinin erken ödeme sayesinde yüzü güldü</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/ciftcinin-erken-odeme-sayesinde-yuzu-guldu/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=ciftcinin-erken-odeme-sayesinde-yuzu-guldu</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/ciftcinin-erken-odeme-sayesinde-yuzu-guldu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 07:44:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=66020</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz yıllarda Tarım Kredi Kooperatifleri&#8217;nce yürütülen hububat ve baklagil fark ödemeleri, bu yıl İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü&#8217;ne devredilince çiftçiler parasını 6 ay daha erken aldı. Söz konusu uygulamanın hayata geçirildiği kurumlardan biri olan Cihanbeyli İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, çiftçilerin işlerini kolaylaştırmak amacıyla Ticaret Borsası ve Toprak Mahsulleri Ofisi için kendi binasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-66034" src="http://www.istenhaber.com/media/sikar2891.jpg" alt="sikar2891 Çiftçinin erken ödeme sayesinde yüzü güldü" width="500" height="326" title="Çiftçinin erken ödeme sayesinde yüzü güldü" /></p>
<p><strong>Geçtiğimiz yıllarda Tarım Kredi Kooperatifleri&#8217;nce yürütülen hububat ve baklagil fark ödemeleri, bu yıl İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü&#8217;ne devredilince çiftçiler parasını 6 ay daha erken aldı.</strong></p>
<p>Söz konusu uygulamanın hayata geçirildiği kurumlardan biri olan Cihanbeyli İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, çiftçilerin işlerini kolaylaştırmak amacıyla Ticaret Borsası ve Toprak Mahsulleri Ofisi için kendi binasında yer açtı. Bu sayede çiftçiler kapı kapı dolaşıp belge ve makbuz toplamak yerine tek çatı altında işlemlerini rahat bir şekilde gerçekleştirdi.</p>
<p>Cihanbeyli ilçesinde yaklaşık 4 bin çiftçi toplamda 11 milyon hububat ve baklagil fark ödemesini 2011 yılı sonunda almış oldu. 2011 yılını değerlendiren Cihanbeyli İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Muammer İnanç, Cihanbeyli&#8217;de Bereketli bir yılı geride bıraktıklarını söyledi.</p>
<p>İnanç, ödeme işleminin ilçe müdürlüklerine verilmesinin çiftçiler açısından son derece sevindirici bir durum olduğunu belirtti. Muammer İnanç, &#8220;Hem çiftçimizin mağduriyeti giderildi hem de kış aylarında ekonomik sıkıntı yaşayan çiftçi ekonomik olarak desteklendi.&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/ciftcinin-erken-odeme-sayesinde-yuzu-guldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye tarım hasılasında 7. sıraya yükseldi</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/turkiye-tarim-hasilasinda-7-siraya-yukseldi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=turkiye-tarim-hasilasinda-7-siraya-yukseldi</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/turkiye-tarim-hasilasinda-7-siraya-yukseldi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 16:15:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Betul Özer</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=65721</guid>
		<description><![CDATA[Demirhan, Türkiye&#8217;nin 62 milyar dolar tarım hasılası ile dünyada 190 ülke arasında 7. sıraya yükseldiğini ifade etti. Siirt Ziraat Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Ergün Demirhan, dünya kaynaklarının 12 milyar insanı besleyecek kapasitede olmasına rağmen, adaletsizlik yüzünden her gece 1 milyon insanın aç yattığını söyledi. Demirhan, Türkiye&#8217;nin 62 milyar dolar tarım hasılası ile dünyada 190 ülke [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-65722" src="http://www.istenhaber.com/media/DSCF0347.jpg" alt="DSCF0347 Türkiye tarım hasılasında 7. sıraya yükseldi" width="590" height="393" title="Türkiye tarım hasılasında 7. sıraya yükseldi" /></p>
<p><strong>Demirhan, Türkiye&#8217;nin 62 milyar dolar tarım hasılası ile dünyada 190 ülke arasında 7. sıraya yükseldiğini ifade etti.</strong></p>
<p>Siirt Ziraat Mühendisleri Odası İl Temsilcisi Ergün Demirhan, dünya kaynaklarının 12 milyar insanı besleyecek kapasitede olmasına rağmen, adaletsizlik yüzünden her gece 1 milyon insanın aç yattığını söyledi. Demirhan, Türkiye&#8217;nin 62 milyar dolar tarım hasılası ile dünyada 190 ülke arasında 7. sıraya yükseldiğini ifade etti.</p>
<p>Türkiye&#8217;de tarımsal öğretimin başlamasının 166. yıldönümü kutlandı.Ziraat Mühendisleri Odası İl Temsilciliği tarafından Öğretmenevi&#8217;nde düzenlenen törende tarımın sorunları ele alındı.</p>
<p>Demirhan, Türk tarım öğretiminin 166. yılında yaşanan sorunlara, eksiklik ve aksaklıklara rağmen Türkiye&#8217;nin 62 milyar dolar tarımsal hasılası ile dünyada 190 ülke arasında 7. sıraya yükseldiğini kaydetti.</p>
<p>Bu artışta, uygulanan politikalar ile beraber bu meslek gruplarının payının büyük olduğunu ifade eden Demirhan, &#8220;Bundan 20 sene önceye kadar Türkiye&#8217;de çalışan insanların yaklaşık yüzde 50&#8242;si tarım sektöründe çalışıyor iken, bugün Türkiye&#8217;de çalışanların yüzde 25&#8242;ine tekabül eden yaklaşık 5,7 milyon kişi tarım sektöründe çalışmaktadır. Tarım sektörünün, Gayrı Safi Milli Hasıla (GSMH)&#8217;ya katkısı yüzde 10 civarında iken istihdama katkısı yüzde 35 düzeyindedir. Türkiye&#8217;nin millî geliri 2010 yılında 735 milyar dolara ulaşmış olup, bunun yüzde 8,4&#8242;ünü yani 62 milyar dolarını tarım oluşturmuştur. 2002 yılında kişi başına tarımda gelir bin dolar civarında iken, 2010 yılı itibarıyla 3 bin 566 dolara çıkmıştır. Ancak bölgemizde bu oran bin 500 dolar civarındadır.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Ergün Demirhan, Türkiye tarım sektörünün 2011 yılının ilk 6 ayında yüzde 7 oranında büyüdüğünü belirtti. Tarımsal ticarete bakıldığında yine aynı gelişmelerin görüldüğünü ifade eden Demirhan, şöyle devam etti:</p>
<p>&#8220;Türkiye&#8217;de 2002 yılında toplam tarım ürünü ihracatımız 4 milyar dolar iken, 2010 yılında tarımsal ihracatın 13 milyar dolara ulaştığını görüyoruz. Dünyada bugün olduğu gibi gelecekte de açlık en büyük sorun olacak. Bu, dünyadaki kaynakların yetersizliğinden değil, paylaşımın adaletsizliğinden kaynaklanıyor. Bugün dünya kaynakları 12 milyar insanı besleyebilecekken, bu adaletsizlik yüzünden 7 milyar insanın 1 milyarı aç olarak yataklarına giriyor. Bu durum, her yedi saniyede bir çocuğun, her 5 saniyede bir insanın ölümüne ve de Afrika Boynuzu olarak adlandırılan bölgede 12 milyon insanın açlık tehdidine maruz kalmalarına neden oluyor. &#8216;Açlıktan ölen her çocuk, tasarlanmış bir cinayettir&#8217; diyen İsviçreli bilim insanı Jean Ziegler ne kadar haklı. Dünyadaki 225 kişinin varlığı, alt gelir düzeyindeki 2.5 milyar insanın varlıklarını geçiyor. Bu şartlar altında adalet beklemek pek tabii ki mümkün görünmüyor.&#8221;</p>
<p>AK Parti Siirt Milletvekili Afif Demikıran ise yaptığı konuşmada, hükümetin tarım sektörüne verdiği önemi anlatarak, verilen desteklerle ilgili rakamlar verdi. Demirkıran, &#8220;İnsanımızın doğduğu yerde karnının doymasını istiyoruz. Tarıma çok büyük destekler veriyoruz. Geçen yıl 5 milyon TL tutarında tarımsal araç desteği verdik. Bu destekleri anlatmak ve bu desteklerden daha çok çiftçimizin yararlanmasını sağlamak tarım teşkilatına ve bu alanda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına düşüyor. Sizden talebimiz daha çok çalışmanız, daha çok üretim yapılmasını sağlamanızdır.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Vali Musa Çolak da yaptığı konuşmada, en stratjik yatırım alanının tarımsal ve gıdaya dayalı alanlar olduğunu ifade etti. Vali Çolak, şunları kaydetti: &#8220;Geleceğin en stratejik yatırım alanı, üretim alanı tarımsal ve gıdaya dayalı alanlar olduğu görülüyor. Bugün dünyanın en gelişmiş ülkeleri, tarım sahasına en çok desteği veren ülkelerdir. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, ne kadar da zengin olursa olsun karın doyurmuyor. Yaşamak için beslenmeye ihtiyaç var. Bu beslenme ürünlerini elinde tutan, kaliteli ve hesaplı üreten ülkeler, geleceğin söz sahibi olacak ülkeler arasında yer alacaktır. Bu anlamda, tarımsal ürünlerimizi daha kaliteli ve daha az masrafla, daha çok nasıl elde edebiliriz, bunun çabasında olmamız gerekiyor. Bu anlamda, meslek örgütlerine de büyük görevler düşmektedir.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/turkiye-tarim-hasilasinda-7-siraya-yukseldi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başbakan&#8217;a ilanla kur isyanı</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/basbakana-ilanla-kur-isyani/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=basbakana-ilanla-kur-isyani</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/basbakana-ilanla-kur-isyani/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2012 14:30:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İbrahim Çekici</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=65612</guid>
		<description><![CDATA[Ziraatçiler, kur etkisiyle artan maliyetleri gerekçe göstererek sıfır faizli kredi için HABERTÜRK GAZETESİ&#8217;ne tam sayfa ilan vererek Başbakan&#8217;dan açık mektupla mühlet istedi Geçen yıl sıfır faizli hayvancılık kredisine başvuran işletmeler adına birlikte hareket eden örgütler &#8216;Başbakan&#8217;a açık mektup&#8217; başlığıyla ilan vererek geri ödeme şartlarının düzenlenmesini talep ettiler. İşte o mektup:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-65614" src="http://www.istenhaber.com/media/705650_detay.jpg" alt="705650 detay Başbakana ilanla kur isyanı " width="580" height="596" title="Başbakana ilanla kur isyanı " /><br />
<strong>Ziraatçiler, kur etkisiyle artan maliyetleri gerekçe göstererek sıfır faizli kredi için HABERTÜRK GAZETESİ&#8217;ne tam sayfa ilan vererek Başbakan&#8217;dan açık mektupla mühlet istedi<br />
</strong></p>
<p>Geçen yıl sıfır faizli hayvancılık kredisine başvuran işletmeler adına birlikte hareket eden örgütler &#8216;Başbakan&#8217;a açık mektup&#8217; başlığıyla ilan vererek geri ödeme şartlarının düzenlenmesini talep ettiler.</p>
<p>İşte o mektup:</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-65615" src="http://www.istenhaber.com/media/705650_6b8eaca9d19a2948bfb40fd4ccb8d564.jpg" alt="705650 6b8eaca9d19a2948bfb40fd4ccb8d564 Başbakana ilanla kur isyanı " width="580" height="943" title="Başbakana ilanla kur isyanı " /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/basbakana-ilanla-kur-isyani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süs bitkileri sektörü, yeni bir rekora imza attı</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/sus-bitkileri-sektoru-yeni-bir-rekora-imza-atti/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sus-bitkileri-sektoru-yeni-bir-rekora-imza-atti</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/sus-bitkileri-sektoru-yeni-bir-rekora-imza-atti/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jan 2012 12:48:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İbrahim Çekici</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=64772</guid>
		<description><![CDATA[Süs bitkileri sektörü, 2011 yılında yeni bir rekora imza attı. Türkiye süs bitkileri ihracatı 1 Ocak-31 Aralık 2011 tarihleri arasında yıllık bazda yüzde 36 artış göstererek 76 milyon 322 bin 447 dolar oldu. Bu artışla, son yılların en hızlı büyümesini yakalayan sektör, 2011 yılı ihracat hedefi olan 75 milyon dolar sınırını aştı. Yıllık bazda tüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.istenhaber.com/media/41995.jpg" alt="41995 Süs bitkileri sektörü, yeni bir rekora imza attı " width="300" height="225" class="alignleft size-full wp-image-64773" title="Süs bitkileri sektörü, yeni bir rekora imza attı " /><br />
<strong>Süs bitkileri sektörü, 2011 yılında yeni bir rekora imza attı. Türkiye süs bitkileri ihracatı 1 Ocak-31 Aralık 2011 tarihleri arasında yıllık bazda yüzde 36 artış göstererek 76 milyon 322 bin 447 dolar oldu. Bu artışla, son yılların en hızlı büyümesini yakalayan sektör, 2011 yılı ihracat hedefi olan 75 milyon dolar sınırını aştı. Yıllık bazda tüm ihracat sektörleri içinde süs bitkileri, bitkisel ürünler içinde en çok ihracat artışı görülen sektör oldu. Aralık ayında ise süs bitkileri ihracatında geçen yıl aynı döneme göre yüzde 11 düşüş görüldü.<br />
</strong><br />
Geçen ay yapılan ihracattan ise 5 milyon 44 bin 569 dolar gelir elde edildi. Aralık ayında canlı bitkiler ihracatı yüzde 45 artarken, kesme çiçek ihracatı yüzde 39 azaldı. Kesme çiçek ihracatında görülen bu düşüşün iklimsel nedenlerden kaynaklandığı belirtildi. Sektörün ihracatında Antalya en önemli merkez olurken, Antalya&#8217;yı Yalova, Sakarya ve İzmir izledi.</p>
<p>Süs Bitkileri ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Osman Bağdatlıoğlu, &#8220;İhracattaki artış, sektörümüzün ve ihracatçılarımızın gücünü ispatladığını ve bu olumlu ivmeyi sürdürebileceğini gösteriyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Bağdatlıoğlu&#8217;nun ihracat rakamlarına ilişkin verdiği bilgilere göre, 2011 yılının tamamında canlı bitkiler ihracatı yüzde 85, çiçek soğanları yüzde 26, yosunlar ve ağaç dalları yüzde 8, kesme çiçek ise yüzde 3 artış gösterdi.</p>
<p>2011 yılında süs bitkileri sektöründe en önemli ihracat pazarları sırasıyla Türkmenistan, Hollanda, Irak, İngiltere, Almanya ve Azerbaycan oldu. Türkmenistan, Irak, Azerbaycan ve Özbekistan gibi pazarlarda Türk müteahhitlik hizmetlerinin gelişimine paralel olarak canlı bitkiler ihracatı artışını sürdürdü.</p>
<p>Canlı bitkiler ihracatında en önemli pazar haline gelen Türkmenistan&#8217;a yüzde 109, Irak&#8217;a yüzde 184, Azerbaycan&#8217;a yüzde 68 artış yaşandı. Önümüzdeki yıl canlı bitkiler ihracatının bu pazarlarda payını arttırmaya devam etmesi bekleniyor. Diğer önemli ihraç pazarları olan Hollanda&#8217;ya yüzde 32, Almanya&#8217;ya yüzde 21, Ukrayna&#8217;ya da yüzde 14 artış görüldü.</p>
<p>2011 yılında sektörün gösterdiği bu başarıya katkısı olan tüm ihracatçılara teşekkür eden Osman Bağdatlıoğlu, &#8220;2012 yılında da sektör hedefimiz olan yüzde 30 artış ve 100 milyon dolar ihracat rakamına ulaşacağımıza ve yeni rekorlara imza atacağımıza inanıyorum.&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>(CİHAN)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/sus-bitkileri-sektoru-yeni-bir-rekora-imza-atti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8221;Yeşil Altın&#8221; fiyatta rekora doymuyor</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/yesil-altin-fiyatta-rekora-doymuyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yesil-altin-fiyatta-rekora-doymuyor</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/yesil-altin-fiyatta-rekora-doymuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 12:26:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İbrahim Çekici</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=64659</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;nin en önemli tarımsal ürünlerinden biri olan ve &#8221;yeşil altın&#8221; olarak bilinen fındık, kilosu 6,20 liradan satışa sunularak başladığı sezonda kilosu 7,20 liraya ulaşarak rekor kırdı. Trabzon Ticaret Borsası (TTB) Meclis Başkanı Mehmet Cirav, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle son 10 yılda fındık sektöründe oyunun kurallarına göre oynanmasının önemli olduğunu vurgulayarak, &#8221;Serbest piyasa ekonomisinin hayata [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.istenhaber.com/media/111230-111017-410780-CB.jpg" alt="111230 111017 410780 CB Yeşil Altın fiyatta rekora doymuyor " width="580" height="298" class="aligncenter size-full wp-image-64660" title="Yeşil Altın fiyatta rekora doymuyor " /><br />
<strong>Türkiye&#8217;nin en önemli tarımsal ürünlerinden biri olan ve &#8221;yeşil altın&#8221; olarak bilinen fındık, kilosu 6,20 liradan satışa sunularak başladığı sezonda kilosu 7,20 liraya ulaşarak rekor kırdı.</strong></p>
<p>Trabzon Ticaret Borsası (TTB) Meclis Başkanı Mehmet Cirav, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle son 10 yılda fındık sektöründe oyunun kurallarına göre oynanmasının önemli olduğunu vurgulayarak, &#8221;Serbest piyasa ekonomisinin hayata geçirilmesi için gösterilen gayretlerin ne kadar doğru olduğu bugün artık herkes tarafından görülüyor&#8221; dedi.<br />
Fındıkta 2009 yılından bu yana uygulanan serbest piyasa şartlarının yanı sıra aynı dönemde mağdur duruma düşebilecek üreticinin gerektiğinde destekleme primiyle korunmasının çok doğru bir politika olduğunu ve bunun üreticiden ihracatçıya kadar herkes tarafından görüldüğünü belirten Cirav, &#8221;Bu durum, bizim de kurum olarak her zaman ve her şartta savunduğumuz &#8216;üreticiden tüketiciye kadar fındık bir bütündür&#8217; ilkesinin sonucudur&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>Mehmet Cirav, 2011 yılı ürünü fındığı değerlendirerek, şöyle devam etti:<br />
</strong><br />
&#8221;Bu sezon fındığa baktığımızda sezona kilosu 6,20 lira ile başlayan 50 randıman levant kalite fındık, bugün 7,20 liraya kadar yükseldi. Üretici açısından bu duruma bakıldığında son derece memnunlar. Ayrıca piyasa fiyatının üzerine üreticiye destek için dekar başına verilen paranın da ilave edilmesiyle, fındık Türk lirası bazında tarihin en iyi fiyatına ulaşmıştır. Fındığı elinde tutan üreticimiz bu fiyatları iyi değerlendirmeli.&#8221;</p>
<p>Üretici açısından oluşan avantajlı durumun ihracatta tersine yaşandığını anlatan Cirav, &#8221;Fiyatın yüksek olması, ihracatı miktar bazında olumsuz etkilemiştir. Eylül ayında başlayan 2011-2012 rakamlarına baktığımızda miktar bazında geçen sezona göre yüzde 25 dolayında bir azalma söz konusu&#8221; dedi.</p>
<p><strong>-İstikrarın önemi-</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin fındıkta hedefleri olan bir ülke konumunda bulunduğunu belirterek, bu hedefin her yıl üretilen fındığın tamamını satmak olması gerektiğini dile getiren Cirav, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Türkiye için fındığın kullanıldığı alanların azalmasından kaygı etmemek mümkün değil. Çünkü bu yıl 450-500 bin ton dolayında gerçekleşen rekoltenin tüketimini sağlayabilirsiniz. Ancak geçmişte yaşandığı gibi 700, 800, hatta 1 milyon tona yaklaşan rekolteler oluştuğunda ne olacak? Alıcılar, yani ithalat yapanlar her üründe olduğu gibi fındıkta da istikrarlı bir piyasa ile çalışırlarsa, aynı istikrarla ürün yelpazesini genişletip, fındık kullanımını artırırlar. Yıllara göre fiyatlar arasında büyük farklılıkların oluşması fındık kullanan imalatçılar için tercih değil, aksine terk edici bir davranış biçimi yaratır.&#8221;</p>
<p>TTB Meclis Başkanı Cirav, Türkiye&#8217;nin söz sahibi olduğu fındıkta her aşamada istikrarlı olmak ve bu istikrarı serbest piyasa şartlarında sağlamak zorunda olduğunu da vurgulayarak, bunun da ancak fındığa çok yönlü bakmayla sağlanabileceğini sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/yesil-altin-fiyatta-rekora-doymuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Toroslar&#8217;dan 300 çeşit bitki toplandı, tabii hazine paraya çevrilecek</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/toroslardan-300-cesit-bitki-toplandi-tabii-hazine-paraya-cevrilecek/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=toroslardan-300-cesit-bitki-toplandi-tabii-hazine-paraya-cevrilecek</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/toroslardan-300-cesit-bitki-toplandi-tabii-hazine-paraya-cevrilecek/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 07:50:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İbrahim Çekici</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet1]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=64343</guid>
		<description><![CDATA[Bitki zenginliği bakımından dünyanın sayılı ülkelerinden olan Türkiye, bu özelliğini kazanca dönüştürmeye başladı. Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM), Toroslar&#8217;dan 300&#8242;e yakın tıbbî aromatik bitki topladı. Kaybolmaya yüz tutmuş bu bitki türleri, geçtiğimiz yıl Devlet Planlama Teşkilatı&#8217;nın (DPT) desteğiyle kurulan BATEM Tıbbî ve Aromatik Bitkiler Araştırma Merkezi&#8217;nde koruma altına alındı. Enstitü Müdürü Dr. Suat Yılmaz, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.istenhaber.com/media/bitki.jpg" alt="bitki Toroslardan 300 çeşit bitki toplandı, tabii hazine paraya çevrilecek " width="580" height="322" class="aligncenter size-full wp-image-64344" title="Toroslardan 300 çeşit bitki toplandı, tabii hazine paraya çevrilecek " /><br />
<strong>Bitki zenginliği bakımından dünyanın sayılı ülkelerinden olan Türkiye, bu özelliğini kazanca dönüştürmeye başladı.<br />
</strong><br />
Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM), Toroslar&#8217;dan 300&#8242;e yakın tıbbî aromatik bitki topladı. Kaybolmaya yüz tutmuş bu bitki türleri, geçtiğimiz yıl Devlet Planlama Teşkilatı&#8217;nın (DPT) desteğiyle kurulan BATEM Tıbbî ve Aromatik Bitkiler Araştırma Merkezi&#8217;nde koruma altına alındı. Enstitü Müdürü Dr. Suat Yılmaz, toplanan bitkilerden fide üretimi yapacaklarını söyledi. Yılmaz, &#8220;Daha sonra ticarî değere dönüşmesi için firmalara vereceğiz.&#8221; dedi. Dünyada tedavi amacıyla kullanılan tıbbî bitki sayısı 20 bin civarında. Bunun 4 bini yaygın olarak kullanılıyor. Avrupa&#8217;da ticareti yapılan tıbbî bitki sayısı 2 bin. Türkiye ise bitki florası ve tıbbî bitki sayısı yönünden oldukça zengin potansiyele sahip. Bu yüzden, Türkiye&#8217;de bilinen bitki tür sayısı 12 bin 54 olmasına karşın, tüm Avrupa kıtasında bu sayı yaklaşık 12 bin civarında. Anadolu sadece bitkisel zenginlik yönüyle değil, aynı zamanda bünyesinde barındırdığı endemik (sadece dünyanın bir bölgesinde bulunan) bitki tür sayısı bakımından da dikkat çekiyor. Türkiye&#8217;de endemik bitki tür sayısı 3 bin 905. Batı Akdeniz&#8217;de yetişen 750 endemik türün, 500&#8242;ü Antalya&#8217;da yayılış gösteriyor. Bu yüzden Antalya, Türkiye&#8217;nin en çok endemik bitki türüne sahip ili olma özelliği taşıyor. Anadolu&#8217;da yetişen bu bitkilerin yaklaşık 500 kadarı tıbbî özellik taşıyor.</p>
<p>Bu doğal zenginliklerin değerlendirilmesi için son yıllarda ciddi çalışmalar yapılıyor. BATEM bünyesinde geçtiğimiz yıl 2,5 milyon liralık yatırımla kurulan Tıbbî ve Aromatik Bitkiler Araştırma Merkezi, doğal hazinenin ekonomiye kazandırılmasında önemli görev üstleniyor. Merkezdeki koleksiyon bahçesinde, aralarında kolyon, biberiye, peygamber çiçeği, tulbanya, ayakotu, mizuna ve zencefil gibi doğadan toplanıp koruma altına alınan 300&#8242;e yakın bitki türü bulunuyor. Bu bitkilerin neredeyse yarısı aynı zamanda süs bitkisi olarak da kullanılıyor. İç mekân ve peyzaj düzenlemesi yapılıyor, kesme çiçek olarak yetiştiriliyor. Yapılan çalışmalar sonucu koleksiyon bahçesinde koruma altına alınan ters lale, bazı orkide türleri, düğün çiçeği, liliyum ve siklamen türü bitkiler sektöre kazandırıldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/toroslardan-300-cesit-bitki-toplandi-tabii-hazine-paraya-cevrilecek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tapu yasasında &#8216;miras&#8217; devrimi!</title>
		<link>http://www.istenhaber.com/tapu-yasasinda-miras-devrimi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tapu-yasasinda-miras-devrimi</link>
		<comments>http://www.istenhaber.com/tapu-yasasinda-miras-devrimi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Dec 2011 08:34:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>İbrahim Çekici</dc:creator>
				<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet3]]></category>
		<category><![CDATA[TARIM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istenhaber.com/?p=63960</guid>
		<description><![CDATA[Ölen kişinin gayrimenkulleri otomatik olarak varislere geçecek Tapu yasasında hedeflenen değişiklikle veraset intikal davaları ortadan kalkacak. Ölen kişinin gayrimenkulleri otomatik olarak varislerin tapusuna geçecek. Tapuda otomatik veraset dönemi başlıyor. Tapu Kanunu&#8217;nda yapılacak değişiklikle, ölen kişinin hak sahibi mirasçıları ve miras payları, mahkemelerden alınan veraset ilamına gerek duyulmaksızın, tapu müdürlüklerince tespit edilerek, doğrudan tapuya işlenecek. Böylece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.istenhaber.com/media/tapu-yasasinda-miras-devrimi.jpg" alt="tapu yasasinda miras devrimi Tapu yasasında miras devrimi! " width="280" height="210" class="alignleft size-full wp-image-63961" title="Tapu yasasında miras devrimi! " /><br />
<strong>Ölen kişinin gayrimenkulleri otomatik olarak varislere geçecek<br />
</strong><br />
Tapu yasasında hedeflenen değişiklikle veraset intikal davaları ortadan kalkacak. Ölen kişinin gayrimenkulleri otomatik olarak varislerin tapusuna geçecek.</p>
<p>Tapuda otomatik veraset dönemi başlıyor. Tapu Kanunu&#8217;nda yapılacak değişiklikle, ölen kişinin hak sahibi mirasçıları ve miras payları, mahkemelerden alınan veraset ilamına gerek duyulmaksızın, tapu müdürlüklerince tespit edilerek, doğrudan tapuya işlenecek. Böylece hem aylar süren veraset davalarına gerek kalmayacak, hem de devlete vergi, sigorta gibi borçları bulunan kişilerin bu borçlarının miras paylarından tahsil edilmesinin yolu açılacak.<br />
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hazırlanan değişiklik taslağına göre sistem, nüfus müdürlükleri ile tapu müdürlüklerinin işbirliği içinde yürütülecek. Nüfus müdürlükleri ölen kişinin ve mirasçılarının güncel nüfus kayıtlarını ilgili tapu müdürlüklerine gönderecek. Gönderilen bilgi vatandaşlık numarası üzerinden Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi&#8217;nde sorgulanacak ve ölen kişinin adına kayıtlı taşınmaz varsa, mirasçıları arasında pay tespitine göre dağıtım yapılarak &#8216;mirasçılık belgesi&#8217; düzenlenerek tapuya kaydedilecek.</p>
<p><strong>İTİRAZ YOLU AÇIK<br />
</strong><br />
NÜFUS müdürlüklerince gönderilen nüfus kayıtları, &#8216;mirasçılık belgesi&#8217; düzenlenmesi konusunda yeterli değilse tapu müdürlükleri tarafından &#8216;mirasçılık belgesi&#8217; düzenlenmeyecek ve konu yargıya intikal ettirilecek. Mirasçılık belgesine karşı, itiraz yolu açık olacak. Hak ihlaline uğradığını düşünenler sulh hukuk mahkemelerine başvurarak itiraz edebilecekler. Bu durumda mahkemelerin vereceği kararlar geçerli olacak.</p>
<p><strong>Miras kalanın yeşil kartı iptal edilecek<br />
</strong><br />
HAZIRLANAN sistem, aylar süren yargı sürecini devre dışı bırakarak sonlandıracağı gibi, mahkemelerin iş yükünü de önemli ölçüde hafifletecek. Yeni sistem, varisler yanında devlete de yarayacak. Devletin, kendisine borçlu olan kişilerden tahsilat yapması da kolaylaşacak. Devlete borçlu olan bir kişiye mülk kalması halinde, bu miras üzerinden devletin alacağının tahsiline gidilecek. Ayrıca, yeşil kart, doğrudan gelir desteği gibi yardım alan kişilerin kontrolü de bu sistemle yapılacak. Yeşil kartlı birine miras kalması halinde, bu kişinin kartı iptal edilecek. Mevcut durumda, tapu kayıtlarını güncel olmaması nedeniyle bu yardımlarda usulsüzlükler yaşanabiliyordu&#8230;</p>
<p><strong>Akşam</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istenhaber.com/tapu-yasasinda-miras-devrimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

