
Dünden çok farklı bambaşka bir dünyada yaşıyoruz. Yeni dönemde ne tür işadamı profillerinin bir adım çıkacağını biliyor musunuz? İşte bir örnek…
Bugün sizlere, yeni dönemde işadamı profili konusunda çarpıcı bir örnek aktarmak istiyorum. Yeni dönemde çocuklarımızı bu istikamette yetiştirmek, gençlerimizi bu tür bir özgüven duygusu içinde mesleklere yönlendirmemiz gerekiyor.
Şimdi önce oldukça çarpıcı bulduğum örneği aktarayım, ardından konuyu bağlamaya çalışalım.
Mevsimlerden kış… Marmara denizi kötü hava şartları nedeniyle köpürmekte… Fırtına sarsmakta açıkta seyreden gemileri… Dalga boyları giderek yükselmekte…
Avlanmak üzere Marmara’ya açılan ve Marmara adasına yakın bir noktada denizin sakinleşmesini beklerken hava şartlarının giderek kötüleşmesi üzerine geri dönmeyi düşünen gemi kaptanı, tam da bu sırada geminin sonar cihazında bir orkinos sürüsünün yakınlarına doğru sokulmakta olduğunu görür.
Bilenler bilir… Marmara’nın orkinosu yabana atılacak cinsten değildir. Dünyaca ünü vardır.
Gecenin saat üçüdür. Kaptan hemen telefona sarılır. Aradığı kişi, İstanbul Üniversitesi’nde gelecek vadeden bir asistan iken, ani bir kararla akademisyenliği bırakıp Kumkapı balık halinde kabzımallığa başlayan genç bir işadamıdır. Yani patronudur.
Satabileceksen avlayalım, yoksa uğraştırma…
Aralarında geçen konuşma şudur; “Şef, biz Marmara Adası’nın açıklarındayız. Deniz çok çalkantılı, hoş bir hava yok. Giderek de kötüleşiyor. Tam dönmek üzere iken, şu an sonar cihazı iyi bir orkinos sürüsü göstermeye başladı. Yaklaşık şu boyda ve şu kadar ton civarında gözüküyor. Müşterin varsa bu zahmete ve riske girelim, yoksa geri dönelim” der. Patronu da, “bir bakayım, benden cevap gelmeden hemen ayrılmayın” der.
Malum, Japonların ünlü yemeği suşi orkinos balığından yapılıyor. Dünyada 800 bin ton üretilen orkinosun 500 bin tonu Japonya’da tüketiliyor, geri kalan 300 bin tonun büyük kısmı da çeşitli ülkelerdeki Japon restoranlarında kullanılıyor. Yeterli ağırlığa ulaşan orkinoslar taze olarak Japonya’ya gönderiliyor ve kilosu 15–20 dolar ediyor.
Mürekkep yalamış iyi dil bilen genç balık kabzımalımız hemen Japonya’daki müşterilerini arıyor… Çünkü saat farkı nedeniyle o sırada Japonya’da iş saati… Yani iş yaptığı adamlar ayakta. Balıkların vasıflarını söylüyor.. Elimizde şu boyda şu kadar ton orkinos var, lazım mı? diye soruyor. Japon “aman hemen yollayın” diye cevap veriyor.
Buraya kadar tamam güzel de, iş bununla bitmiyor. Asıl bundan sonra başlıyor zamanla yarış.
Henüz avlanmamış olan malı taşımak için acil kargo uçağı gerekiyor. Önce İstanbul havaalanını arıyor, ama uygun uçak bulamıyor.. Buradakiler müsait değil. Ardından Mısır’ı arıyor. Mısır’da ihtiyaca uygun bir kargo uçağıyla anlaşıyor. “Çıkın yola, sabah İstanbul’da olun” diyor.
Reis, tut orkinosları…
Hemen ardından fırtınalı denizin ortasında telefon bekleyen kaptana dönüyor, “Reis, tut orkinosları, sabaha karşı uçak havaalanında malları bekliyor olacak” diyor.
Reis orkinosları tutup sabaha karşı sahile yaklaşırken uçak da İstanbul’a yaklaşıyor. Balıklar önce haldeki kamyonlara, çok geçmeden de Mısır’dan kalkıp sabaha karşı İstanbul’a inen uçağa yükleniyor. İş bağlandığında henüz avlanmamış olan Marmara’nın orkinosları yaklaşık 11 saat sonra Tokyo’da Japon müşterilerin tabağına ulaşıyor.
Artık böyle bir dünyada yaşıyoruz…
Pazarını bulmadan üretimin, üretimi gerçekleştirmeden pazarın bir anlamı yok.
Türkiye’nin gelmiş geçmiş en zengin işadamı olan Vehbi Koç’un, “bir malı nasıl satacağımı öğrenmeden üretimine asla başlamam” şeklindeki sözünü oğlu Rahmi Koç’tan dinlemiştim.
Marmara’da tonlarca orkinos avlayıp yüklü malla sahile ulaşmak yetmiyor. Orkinosu tüketen piyasanın nabzını da tutmak gerekiyor.
Küreleşme dediğimiz olay inanılmaz fırsatlarla çıkıyor karşımıza. Dünyanın gidişatını iyi kollayanlara fırsatlar sunuyor. Marmara’da oltaya takılan balık dünyanın öbür ucuna kısa sürede servis edilebiliyor.
Biz bu süreci orkinos hikâyesi üzerinden anlattık. Elbette buna benzer çok daha çarpıcı örnekler aktarmak da mümkün.
Dünyanın geldiği noktayı ve küreselleşme denilen olguyu izah etmemize yardımcı olacak birbirinden ilginç öyle olaylar var ki, insan hangi birini anlatacağını şaşırıyor.
Her açıdan entegre bir dünyada yaşıyoruz. Günümüz dünyasında ayakta kalmak isteyen ülkelerin ne siyaseten, ne de iktisaden tamamen içe kapalı olmaları varlıklarını sürdürmelerine ve çağın nimetlerinden yararlanmalarına yetmiyor. Herkes bir ölçüde az da olsa ötekine bağımlı. Dünyada yaşam ilk kez böylesine ortak ve birbirine bağımlı sürüyor.
Tıpkı, İngiliz kraliyet ailesinin sevilen üyesi Prenses Diana’nın 31 Ağustos 1997’de ölümünden sonra internet ortamında sıkça dolaşan şu örnekte olduğu gibi…
İngiliz Prensesi Diana ile Mısırlı erkek arkadaşı Dodi el Fayed Paris’teki Alma Tüneli’nde geçirdikleri kazada öldüler. Yüksek düzeyde aldığı İskoç viskisiyle sarhoş olan Belçikalı sürücü Henri Paul’un kullandığı Hollanda motoruna sahip Alman marka otomobil kazada hurdaya döndü. Kazazedeler Amerikalı bir doktor tarafından Brezilya yapımı ilaçlar ile tedavi edilmeye çalışıldılarsa da kurtarılamadılar. Araçtakiler Japon motosikletli İtalyan paparazziler tarafından takip ediliyorlardı.
Yukarıdaki anekdotu aktaran yazıda şöyle bitiyordu. “Bu satırlar bir İtalyan tarafından muhtemelen Singapur’daki tesislerde Bangladeşli işçilerin yaptığı, Tayvan malı çiplerin ve Kore malı monitörlerin kullanıldığı bir bilgisayarda yazıldı. Büyük olasılıkla da bu bilgisayar Hintlilerin kullandığı kamyonlarla taşındı, Endonezyalılar tarafından yüklendi, Sicilyalı liman personeli tarafından boşaltıldı.”
Bu sürece ayak uydurabilenler ayakta kalacaklar. Ayak diretenler sistemin dışında kalacaklar. Bu sürece uyumlu gençler sektörlerde tutunabilecekler, çağın icap ettiklerini algılamakta güçlük çekenler zorlanacaklar.
20- 21 Ekim tarihlerinde İstanbul’a gerçekleşen ‘Uluslararası Dini Ve Felsefi Metinler: 21 . Yüzyılda Yeniden Okuma, Anlama Ve Algılama Sempozyumu’nda yeni dönemde din adamı profili konusunda bir bildiri sundum.
Yeni dönemde bu durum, her meslek ve sektör açısından çağın şartlarına uyum itibariyle zorlayıcı bir faktör olarak karşımıza çıkacak. Yeni şeyler söyleme, yeni bir perspektifle yol alma çabası önem kazanacak.
“Ah nerde o eski bakkallar” muhabbetini artık geçiniz… “Her bir sektörde yeni dönem işadamı profili nasıl olmalı“ sorusuna odaklanınız.
Not: Bayram öncesi son yazımız bu… Tüm okurlarımızın Kurban Bayramı’nı şimdiden kutlarım.
Prof. Dr. Osman ÖZSOY – Haber 7
İlgili Haberler:
-
Türk halkı, en çok beyaz renk otomobili seviyor
Türkiye'de geçen altı ayda satılan 421 bin aracın yüzde 40'a yakını bu renge sahip olarak yola çıktı. Beyazı yüzde 30 ile siyah takip ederken gri rengin...
-
Vergiden jetle kaçan işadamı
İngiltere’de oturma izni olmayan işadamı, vergi ödememek için akşamları jetiyle ülke dışına çıkıp sabaha karşı dönüyor İngiltere Başbakanı David Cameron’ın eski yardımcısı Sarah Southern, Muhafazakâr Parti’nin...
-
Fason üretimle hamallık yapmayın, markanızı oluşturun
İhracatın lokomotif sektörü olan hazır giyim ve konfeksiyon firmaları, son dönemde hem ürün geliştirme hem de yatırımlarına devam ediyor. Son yıllara kadar yabancı perakende devlerine fason...
-
İstanbullu işadamı Bayburt’ta çiftlik açtı
Bayburt Aydıntepe ilçesine bağlı Sorkunlu köyünde yaklaşık 4 bin hayvan kapasiteli çiftlik açıldı. İstanbul’da yaşayan işadamı Feramuz Torlak, vefa örneği göstererek memleketi Bayburt’ta...
-
10 bin işadamı, İzmir’in yüzünü güldürecek
Ege Sanayici ve İşadamları Dernekleri Federasyonu (ESİDEF) tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan İş Geliştirme Platformu, İzmir'in yüzünü güldürecek. Platforma katılımı beklenen 10 bin işadamının, toplam...
-
Arap Baharı’ndan sonra ilk ziyaret Türkiye’ye
Tunus'ta bir seyyar satıcının tezgâhının elinden alınmasıyla başlayan 'Arap Baharı' diye anılan halk devrimi, 14 Ocak'ta Devlet Başkanı Zeynel Abidin bin Ali'nin devrilmesiyle sonuçlandı. Yaklaşık bir...
-
Dörtlü filtre paketi teke iniyor
İnternet Kurulu, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın talimatı üzerine medyada tepkiyle karşılanan 'dörtlü filtre' uygulamasında köklü değişiklikler öngören raporunu tamamladı. Zaman, İnternet Kurulu'nun, önceki gün Bilgi...
-
Türk işadamı Mustafa Çalkan Rusya’nın Et Kralı oldu
Rusya'nın önde gelen beş et üreticisi arasında yer alan Türk işadamı Mustafa Çalkan, Rusya'da yatırımlarını artırıyor. Rusya'nın önde gelen beş et üreticisi arasında yer alan Türk...
-
Sanayici ve işadamı doğuya gidiyor
Doğu Anadolu Sanayiciler ve İşadamları Federasyonu (DASİDEF)'nun düzenlemiş olduğu "Doğu Anadolu Kalkınma İşbirliği Köprüsü" (DAKİK-2), Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün katılımıyla 22-23 Temmuz'da Erzurum'da yapılacak. Ege ve Batı...
-
Iğdır’a 50 milyon dolarlık meyve suyu fabrikası
İşadamı Salih Aras, Iğdır'da 50 milyon dolarlık yatırımla meyve suyu fabrikası kuruyor. Fabrika için çalışmalar hızlandırılırken, makinelerin montajı yapılmaya başlandı. Fabrikalaşma ve yatırım alanlarında sıkıntılar çeken...
-
Kozmetik formülünü kozmik odada saklıyor
Bugüne kadar ara malı hammaddesi ithalatıyla yetinen Türk şirketleri, artık teknoloji transfer edip (know how) katma değeri yüksek ürün imalatına yöneldi. Bu doğrultuda hem şirket satın...
-
Türkiye-Çin Ticaret ve Yatırım Forumu, Ankara’da düzenleniyor
Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON), yarın Ankara’da Türkiye–Çin Ticaret ve Yatırım Forumu düzenliyor. Türk Çin Sanayi ve Ticaret Federasyonu (All China Federation of Industry and...


